YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3353
KARAR NO : 2007/4124
KARAR TARİHİ : 12.04.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı … tarafından, davalı Orman İşletme Müdürlüğü ve Dahili davalılar Hazine vd. aleyhine 27.02.2006 gününde verilen dilekçe ile zorunlu geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı, maliki olduğu 150 ada 540 parsel sayılı taşınmazın genel yola bağlantısının bulunmadığını ileri sürerek davalı Hazineye ait aynı ada 536 parsel sayılı taşınmazdan geçit hakkı kurulması için dava açmış, yargılama sırasında aynı ada 537 parsel maliki harçsız dilekçe ile davaya dahil edilmiştir.
Mahkemece davanın kabulüne, davacının 540 parsel sayılı taşınmazı lehine 536 ve 537 parsel sayılı taşınmazlardan geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş,
Hükmü 536 parsel maliki davalı Hazine vekili temyiz etmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Somut olayda; mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Bilirkişi heyeti 540 parselin güneyinden 537 parselin sınırından ve 536 parselin içerisinden geçen kırmızı ve yeşil boyalı güzergahın en uygun yol olduğunu tespit etmiş ve mahkemece bu güzergah üzerinden hüküm kurulmuştur. Geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla beraber özünü komşuluk hukukundan aldığından yol saptaması yapılırken komşuluk hukukunun genel ilkeleri hiç bir zaman gözardı edilmemelidir. Dava konusu olayda olduğu gibi belirlenen güzergahtan geçit sağlanırken 536 parselin ortadan bölünmesine neden olunmamalı, geçit subjektif arzulara göre değil objektif kurallara uygun belirlenmeli fedakarlık tüm komşu parseller arasında denkleştirilmelidir. Bütün bu anlatımlardan anlaşılacağı üzere mahkemece uygun geçit yeri tüm alternatifler araştırılarak tespit edilmemiştir. 540 parselin komşusu olan 537 ve 538 parsel sayılı taşınmazların güney sınırından taşınmazların batısında bulunan genel yola çıkışı düşünülmemiş bu kısımdaki seçenekler değerlendirilmemiştir.
Açıklanan tüm bu hususlara göre ve yukarıdaki ilkeler de gözetilerek mahkemece öncelikle 538 parsel maliklerinin eksiksiz olarak usulüne uygun olarak davaya katılmaları sağlanmalı, bundan sonra yerinde yapılacak inceleme ile davacı taşınmazı yararına geçit verebilecek tüm alternatiflerin fenni bilirkişinin düzenleyeceği krokide açık ve denetime elverişli şekilde gösterilmesinin istenmesi sonra ziraatçı bilirkişiden saptanan alternatiflere ilişkin geçit bedellerini belirtir rapor alınması, belirlenecek geçit yerlerinin karşılaştırmalı olarak incelenmesi suretiyle oluşacak duruma göre bir hüküm kurulmalıdır. Tüm bu yönler gözetilmeden eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz bilirkişi raporlarına dayanılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de; geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmazın aleyhine kurulacağından aleyhine geçit hakkı istenen taşınmaz malikinin davada yer olması zorunludur. Aleyhine geçit kurulan 537 parsel sayılı taşınmaz maliki hakkında harcı verilmek suretiyle usulüne uygun olarak açılmış veya haricen açılarak bu dava ile birleştirilmiş bir dava bulunmamaktadır. Mahkemece taraf teşkilindeki bu eksiklik tamamlanmadan davaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyizi tirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.04.2007 gününde oybirliğ ile karar verildi.