YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3827
KARAR NO : 2007/4339
KARAR TARİHİ : 17.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 16.05.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 07.02.1007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava tapu kaydında isim düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Davacı dava konusu taşınmazların … kızı …’ e ait olduğunu ancak, malik isminin tapuda … kızı … olarak geçtiğini ileri sürerek kaydın düzeltilmesini talep etmiştir. Mahkemece, nüfus kayıtlarına göre, … kızı … dışında 1957 doğumlu … kızı … kaydının da bulunduğu bu nedenle mülkiyet nakline sebebiyet vereceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan herbirinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırkende aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda taşınmazların tapu kaydı tespit tutanakları getirtilmiş, tanık dinlenmiş, Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla araştırma yapılmış nüfus müdürlüğünden yapılan araştırmada aynı yerde baba adı … olan kayıtta soyadı yazılmayan … isimli bir başka kişinin daha bulunduğu saptanmış, bu saptama nedeni ile de dava reddedilmiştir.
Gerçekten tapuda isim düzeltme davalarında üzerinde durulması gereken en önemli husus kayıt düzeltilirken mülkiyet nakline sebebiyet verilmemesi gerektiğidir. Mahkemenin bu nedenle ayrıntılı araştırma yaptığı da sabittir. Ancak, dosyadaki kanıtların yeterince irdelenmediği özellikle kadastro tespit tutanaklarının edinme sütunlarındaki açıklamaların nazara alınmadığı gözlemlenmiştir. Şöyleki; dava konusu taşınmazın kadastro tespit tutanakları incelendiğinde …’nin ölümüyle kızı …’a yine … karısı … yine …’in ölümüyle karısı … çocukları … ve …’ye kaldığı bu nedenlerle zilyetlikten tespit ve tescil edildiği anlaşılmaktadır. … kızı … ve …ile evlenmiştir. …’den … ve … isimli çocukları olmuştur. …’nin çocuklarının daha sonra … soyadlarını aldıkları ve bu soyadını kullandıkları …’nin de … soyadını kullandığı sabittir. Hal böyle olunca da, tutanaktaki bu açıklamaların nüfus aile kayıt tablolarıyla bağlantısının araştırılması ayrıca, şüpheli bir hususun kalması halinde taşınmaz başında keşif yapılarak tanık ve varsa tespit bilirkişilerinin taşınmaz başında dinlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile davanın reddi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır. Oysa, malik …’nin anne adının … olduğu ve bunun kayıtlarla uyumlu bulunduğu anlaşıldığına göre, davanın kabulü gerekirken yazılı nedenlerle reddi doğru değildir. Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 17.4.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.