Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2010/7901 E. 2011/3112 K. 10.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7901
KARAR NO : 2011/3112
KARAR TARİHİ : 10.03.2011

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R –
Davacı vekili, Orta ve Uzun Vadeli Krediler İkraz Sözleşmesinden kaynaklanan alacaklarının tahsili için giriştikleri icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, müvekkilinin 20.3.1997 tarihli kredi sözleşmesini kefil sıfatıyla imzaladığını, müvekkilinin toplam borcunun 2.816.252.979 TL olup borcunu Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün 2006/8643 esas sayılı dosyası ile hakkında girişilen icra takibi sonucu ödediğini, aynı alacak nedeniyle mükerrer takip yapıldığını, müvekkilinin borcu bulunmadığını, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini savunarak davanın reddi ile lehlerine tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre, davacı bankanın davalıdan 4.031.34 TL alacaklı olup, icra inkar tazminatı ve kötüniyet tazminatı isteminin şartları oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Dava kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptaline ilişkindir. Davalı kredi sözleşmesinin kefili olup, sorumluluğu, kredi sözlemesinde belirlenen kredi limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sınırlıdır. Bu durumda mahkemece, yukarıdaki ilke çerçevesinde davalı kefilin sorumluluğunun belirlenmesi için konusunda uzman yeni bir bilirkişiden ayrıntılı incelemeyi içerir ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, davacı talebi de gözetilerek HUMK’ nun 74. maddesine aykırı olmayacak şekilde ve kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın likit bulunduğu dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirmek suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile olaya uygun düşmeyen gerekçelerle talep aşılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın taraflar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 10.3.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.