Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/4861 E. 2011/15541 K. 08.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4861
KARAR NO : 2011/15541
KARAR TARİHİ : 08.12.2011

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkilinin 03.09.2007 tarihinde davalı … Mot.Araç İnş.Pet.San.Tic.Ltd.Şti’den satın aldığı minibüsün sürekli arızalandığını, bu nedenle müvekkilinin aracını defalarca servise götürdüğünü, keşide edilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını, aracın reklamlarda orijinalinin minibüs belirtilirken sözkonusu aracın Türkiye’ye kamyonet olarak getirilip, daha sonra iç dizayn şirketleri tarafından tadili ile minibüse dönüştürüldüğünün öğrenildiğini, kamyonete göre fiziki aksamı tasarlanmış bu araçtan yol şartlarında yolcu taşınırken istenilen randımanın alınamadığını, bu ayıbın iğfal kabiliyetine haiz bir ayıp olup, satıcının yaptığının hile niteliğinde olduğunu iddia ederek dava konusu araçtaki gizli ayıplar ve kendisinin yanıltılması nedeniyle aracın bedelinin fatura tarihi olan 03.09.2007 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 7.000,00 TL’nin iadesine veya aracın orijinal tadil görmemiş araç ile değiştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Mot.Araç. İnş.Pet.San.Tic.Ltd.Şti. vekili cevabında, davanın 6 aylık zamanaşımı süresinden sonra açıldığını, süresi içinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, aracın ayıplı olmadığını, fatura tarihinden itibaren faiz talebini kabul etmediklerini, aracı davacının kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı …Ş vekili cevabında, İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde yer alan taleplerin sarih olmadığını, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacı tarafın hile iddiasının yerinde olmadığını, dava konusu araçta dava tarihi itibariyle giderilmemiş bir arıza mevcut olmadığını, fatura tarihinden itibaren faiz talebinin kanuna aykırı olup, davacı tarafın talebinin kabulü halinde davacının sebepsiz zenginleşeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Davacı vekili 14.12.2010 tarihli celsede, seçimlik haklarını 2007 model ayıptan ari misli ile değiştirilmesi yönünde kullandıklarını, eğer yoksa o zaman araç bedelinin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre aracın ayıplı olduğu, aracın satım amacına aykırı olarak otobüs kullanımına uygun olmadığının da teknik inceleme sonucu ortaya çıktığı, havalandırma düzeneği ve amortisör yetersizliği şeklindeki ayıpların gözle görülebilecek nitelikte olmadığı, ancak muayene sonucu ortaya çıkan ayıplar olduğu, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davacının aracı kullandığı ve bilirkişi incelemesi sonucu belirlenen 2.650.00 TL elde ettiği menfaatin fatura bedelinden mahsubu gerektiği, davadan önce davalıların temerrüde düşürüldüğünün davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu edilen aracın ayıptan ari misli ile değiştirilmesi mümkün olmadığından davacının bu konudaki talebinin reddine, 40.812,93 TL araç bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınıp, davacıya verilmesine; hüküm altına alınan alacağın 7.000.00 TL’sına dava tarihinden kalan kısmına talebin artırıldığı ve harcın yatırıldığı 29.12.2010 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine, dava konusu 41 P 0300 plaka sayılı aracın aynı zamanda davalılara iadesine karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, satıcının ayıplı mal satışına karşı tekeffülü hükümlerinden kaynaklanmaktadır. TTK’nun 25/3 maddesine göre; “ticari satışlarda, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise, alıcı iki gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse, alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarının muhafaza için keyfiyeti bu müddet içerisinde satıcıya bildirmeye mecburdur. Diğer hallerde BK’nun 198. maddesinin 2.ve 3. fıkraları tatbik olunur.”
Somut olayda dava konusu aracın fazla ses ve toz aldığı ve süspansiyon sisteminin yetersiz olduğu iddiasıyla dava açılmış ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda bunların gizli ayıp olduğu şeklinde görüş bildirilmiştir. Ayrıca aracın kamyonetten minibüs haline çevrildiği şeklinde görüş bildirilmiştir. Oysa dava konusu araca ilişkin fatura içeriğinden aracın camlı van olarak gümrüklenen fiyat Ducato aracı olup, koltuk ilavesi seri tadilatı ile minibüs olarak satışa sunulduğu ve bu şekilde görülüp beğenilerek satın alındığı anlaşılmaktadır. Dava konusu aracın, okul taşıtı olarak satışa sunulduğuna ilişkin fatura içeriğinde herhangi bir açıklık bulunmamaktadır. Fatura tarihi 03.09.2007 olup, aracın servise ilk getirildiği tarih ise 09.01.2008’dir. İddia edilen hususlar özellikle, ses ve toz alma hususunun hangi nedenle gizli ayıp olarak nitelendirildiği anlaşılamamıştır. Zira bu hususlar basit bir inceleme sonucu anlaşılabilecek niteliktedir. Süspansiyon yetersizliği de sürücülerin rahatlıkla tespit edebilecekleri hususlardandır. Kaldı ki, davacının ayıp olarak iddia ettiği süspansiyon sorununun bu tip araçların tümünün aynı suspansiyon sistemine sahip olup olmadıkları yönünden bir araştırma ve inceleme yapılarak, tespiti gerekirken mahkemece bu yön üzerinde durulmamıştır.
Hal böyle olunca, uyuşmazlığın çözümü yönünden mahkemece iddia edilen ayıpların açık ayıp ya da TTK’nun 25/3 maddesine öngörülen 8 günlük muayene süresi içerisinde tespit edilebilecek ayıplardan olup olmadığı hususu üzerinde ayrıntılı araştırma ve inceleme yaptırılarak süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı hususları da değerlendirilmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm konulması isabetsizdir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 08.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.