YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9781
KARAR NO : 2011/11875
KARAR TARİHİ : 04.10.2011
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın HUMK’nun 163. maddesi gereğince kesin mehile riayetsizlik nedeniyle usulden reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili 22.04.2009 tarihli protokol kapsamında davalıya karşı borçlu olmadığının tespiti ile bonolarda yazılı miktarın üzerinden %40 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacı tarafın HUMK’nun 163. maddesine göre kesin mehil kurallarına uymadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, takip konusu yapılan bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir.Davadan önce, takip alacaklısı … tarafından bu davanın davalısı olan …’a icra takip dosyasındaki alacağın noterlikçe düzenlenen 10.06.2009 tarihli temlikname ile temlik edilmiş olduğundan, davanın temlik alan aleyhine açıldığı anlaşılmaktadır. Bonoya karşı ileri sürülen iddiaların tanıkla ispatı mümkün olmayıp, yazılı delille kanıtlanması gerekir. Dosyaya iddianın kanıtı olarak 22.04.2009 tarihli bir protokol sunulmuştur. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin, taraflara delil listelerinde bildirilen tanıkların açık ve somut adreslerini bildirmeleri ve tanık ücretleri ile posta masraflarını yatırmaları konusunda, 10 günlük süre verilmesine ilişkin 24.02.2011 tarihli ara kararı gereğince tebligat çıkartıldığı ve davacı tarafın tebligatta verilen kesin mehil şartına rağmen ara kararını yerine getirmediği gerekçeyle HUMK’nun 163. maddesi uyarınca usulden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, İİK.’nun 72.maddesine dayalı menfi tespit davasıdır. Bu durumda mahkemece, bonoya karşı yöneltilen iddianın yazılı delille kanıtlanması gerektiği kuralı gözetilerek işin esasına girilip iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller toplandıktan sonra, hep birlikte değerlendirilerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, somut olayda uygulama yeri bulunmayan tanık dinlemesi ile ilgili olarak verilen, ancak ara kararında kesin olduğu konusunda bir açıklama bulunmadığı halde tebligat parçalarına kesinlik şerhi de düşülerek çıkartılan, icapsız tebligatlara uyulmadığı gerekçeyle yazılı şekilde usulden ret kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmü temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 04.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.