YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11097
KARAR NO : 2010/7602
KARAR TARİHİ : 16.06.2010
Mahkemesi :Sulh Hukuk Mahkemesi
Tarih :30.06.2009
No :1802-734
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin hamili bulunduğu ve karşılıksız çıkan çekler nedeniyle davalı bankanın sorumlu olduğu tutarı ödememesi üzerine aleyhine takip başlatıldığını, itiraz sonucu takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali,takibin devamı ve %40 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, altı Aylık zamanaşımı süresi dolduktan sonra takip yapıldığını, yasanın aradığı şartlar oluşmadığından müvekkilinin bir sorumluluğunun da bulunmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece uyuşmazlığın çek bedeline dair bir dava olmadığından altı aylık zamanaşımı süresinin uygulanmasının söz konusu olmadığı ve Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin emsal kararları da gözetildiğinde takibe konu meblağın talep edilebilmesi için çeklerin ibrazı sırasında bankadan istemde bulunulmasının şart olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının 21.25 TL alacağa yönelik itirazının iptaline, takip talebindeki koşullar ile bu tutar üzerinden takibin devamına, asıl alacağın %40’ına tekabül eden 850 YTL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.06.2010 gün ve 2010/19-251 Esas, 2010/301 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, davalı bankanın 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanunun 4814 sayılı yasa ile değişik 10.maddesi hükmü gereği ödeme yükümlülüğünün doğması için çek aslının davalı bankaya ibrazı gerekmektedir. Davacının talebi kanunda belirtilen bu usule uymadığından doğrudan icra takibi yapmasının yerinde olmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 16.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.