YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1186
KARAR NO : 2011/3285
KARAR TARİHİ : 14.03.2011
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, taraflar arasında konusu taşınmaz satışı olan danışmanlık sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile kararlaştırılan ücretin bakiye 30.000.-TL’sinin ödenmediğinden alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, 07.07.2008 tarihli karar ile davanın kısmen kabulü ile takibin 30.000.-TL üzerinden, bu bedele takipten itibaren %25 oranını aşmamak üzere değişen oranda avans faizi uygulanmasına ve davalının %40 oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmiştir.
Hüküm davalı vekilince temyizi üzerine, Dairemizce, davanın gayrimenkul tellallığı sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, BK.nun 404.maddesi uyarınca gayrimenkul tellallığı sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve sözleşme düzenlenirken her iki tarafın birlikte bu sözleşmeyi imzalaması gerektiği, bu hususun geçerlilik şartı olup, somut olayda dosyaya sunulan sözleşmede tek imza bulunduğu, dayanak sözleşmede davacının imzası bulunmadığına göre, ortada geçerli bir tellallık sözleşmesinin varlığından söz edilemeyeceği gerekçeleriyle hüküm bozulmuştur.
Bozma ilamı üzerine mahkemece, ibraz edilen sözleşmede davalı/borçlu şirketin imzasının bulunup, davacı/alacaklının imzasının olmadığı ve takibe konu alacağın dayanağı sözleşmenin davacıda olup, davaya konu edilen bu alacak için davacının her zaman sözleşmeyi imzalayabileceği, davalı/borçlu tarafından imzalanmış olan sözleşmenin davacının elinde bulunduğu, her hangi bir imzaya itirazın sözkonusu olmadığı, bu durumda BK.nun 404/3.maddesi gereğince yazılı olarak yapıldığının ve burada öngörülen yazılı şekil şartının gerçekleşmiş olduğunun kabulünün gerektiği, imza eksikliği hususunun ileri sürülmesinin MK.nun 2.maddesinde açıklanan dürüstlük kuralına ve hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğu gerekçeleriyle önceki hükümde direnilmiştir.
Direnme kararı üzerine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nca 03.11.2010 tarih, 2010/19-559 esas, 2010/546 karar sayılı ilamı ile somut olayda sözleşmenin konusunu teşkil eden mal hususunda komisyonculuk hizmeti verilerek, satışının gerçekleştirildiği, hatta davalı/borçlunun komisyonculuk sözleşmesinden kaynaklanan borcunun bir kısmını da ödediği, hal böyle olunca, somut olayın özellikleri de dikkate alındığında; gayrimenkul tellallığı sözleşmesinin tarafların ortak iradesi ile BK.nun 404/3. fıkrasında emredilen geçerlilik şartına uygun biçimde yazılı olarak kurulmuş olduğu ve taraflarca hayata geçirildiğinin kabulü gerektiği; sözleşmeye taraf olan davalı/borçlunun açıklanan şekilde imza eksikliği ileri sürmesinin ise, TMK.nun 2.maddesinde açıklanan dürüstlük kurallarına ve hakkın kötüye kullanılmasının yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacının taraflar arasındaki geçerli tellallık sözleşmesi gereği ücrete hak kazandığı yönündeki direnme kararının isabetli olduğu, ancak davalı borçlu vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmediği gerekçesiyle dosyanın Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun gerekçeleri doğrultusunda, dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 14.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.