YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6232
KARAR NO : 2010/14359
KARAR TARİHİ : 15.12.2010
Mahkemesi : … Asliye Ticaret Mahkemesi
Tarih : 16.9.2009
Nosu : 329-234
Davacı vekili tarafından hasımsız olarak açılan iflasın ertelenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
İflas erteleme talebinde bulunan vekili, yemek alanında faaliyet gösteren müvekkilinin ekonomik kriz nedeniyle borca batık hale geldiğini, sunulan iyileştirme projesinde öngörülen tedbirlerin uygulanması halinde borca batıklıktan kurtulmasının mümkün bulunduğunu belirterek, müvekkili şirketin iflasının bir yıl süreyle ertelenmesini talep etmiştir.
Mahkemece, dilekçi şirketin borca batık olduğu, hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dilekçi şirketin iyileştirme projesinin temelinde yer alan 64.420.408.-TL.değerindeki muhtelif kamu ihalelerinin ilgili idareler tarafından feshedildiği, hakkında verilen ihaleden men kararları nedeniyle başka kamu ihalelerine katılma imkanının da bulunmadığı, yeni bir iyileştirme projesi de sunmadığı, ayrıca ödenmemiş sermaye borcunun bulunduğu, bu nedenlerle projenin ciddi ve inandırcı kabul edilemeyeceği belirtilerek şirketin iflasına karar verilmiş, hüküm dilekçi şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-İflasın ertelenmesi, borca batık durumda olan bir sermaye şirketinin malî durumunun ıslahının mümkün olması hâlinde o şirketin iflâsının önlenmesini sağlayan bir kurumdur. Böyle bir talep üzerine mahkemece, bu şirketin öncelikle borca batık durumda olup olmadığı rayiç değerlere göre tespit edilmeli, borca batık durumda ise bu kez ıslahının mümkün olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bunun için borçlu şirket tarafından mahkemeye ibraz edilen bilanço ile malî durumun iyileştirilebilmesi amacıyla şirket tarafından bildirilen proje üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Zira önerilen iyileştirme tedbirlerinin şirketin malî durumunu düzeltmeye elverişli olup olmadığının belirlenmesi özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden, bu konuda bilirkişinin görüşüne başvurulması icap etmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında, bilançoya göre şirketin borca batık olduğu, 133.228 TL ödenmemiş sermaye eksikliği bulunduğu, toplam on ihale işinden 9’unun iptal edildiği, borca batıklık açısından yapılan itirazın değerlendirilmesinde de farklı bilançolara göre farklı sonuçların çıkabileceği, yeni bir iyileştirme projesi sunulmaması hâlinde iflâsına karar verilebileceği belirtilmiş, mahkemece bu raporlar hükme esas alınarak dilekçi şirketin iflâsına karar verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, şirketlerin aktifinde yer alan tüm varlıkların rayiç değerlerinin (piyasa satış kıymetlerinin) mahkeme tarafından atanan yeminli bilirkişiler aracılığıyla tespiti gerekli olup, bilirkişilerce tespit edilecek gerçek veriler dikkate alınarak şirketlerin borca batıklık bilançosunun yeniden düzenlenmesi gerekir. Mahkemece bu yön gözetilmeden ve dolayısıyla usulüne uygun şekilde borca batıklık saptanmadan, bilanço değerleri üzerinden yapılan borca batıklık konusundaki değerlendirmeye itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle dilekçi şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin harcın istek hâlinde iadesine, 15.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.