YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4523
KARAR NO : 2011/6216
KARAR TARİHİ : 24.05.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 10.08.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi gerçek kişiler vekilleri tarafından istenilmekle, tayin olunan 24.05.2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden Hazine vekilleri Avukat …, … ve diğerleri vekili Avukat …, … vekili Avukat … … geldi başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip,
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 09.12.2009 gün ve 2009/10470-18321 sayılı kararıyla, Orman Yönetiminin tüm temyiz itirazları red edilmiş, Hazinenin temyiz itirazları kabule edilerek, yerel mahkeme kararı “Hazinenin tutunduğu Ocak 1308 tarih 76 ve … 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığı , davalı kişiler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesi ile Hazinenin davasının reddine karar verilmiş ise de … 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu kaydı kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmazlara revizyon gördüğü, taşınmazların zilyetleri olan davalılarında … 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu kaydının gittilerinden Ocak 1938 tarih 3 ve Temmuz 1955 tarih 5 sıra nolu tapu kayıtlarına tutundukları, dayanak tapu kayıtlarının Hazinenin tutunduğu tapu kaydının gittisi olduğunun anlaşılması üzerine davalıların tapu kayıtlarına tutunmaktan vazgeçtikleri, Kadastro Mahkemesine aktarılan Manavgat Sulh Hukuk Mahkemesinin 1954/41-1964/234 sayılı dosyasında 29.5.1960 tarihinde yapılan keşifte dinlenen 312 doğumlu yerel bilirkişi … …; Hazinenin tutunduğu Ocak 1308 tarih 76 sıra nolu tapu kaydı ile davalılardan …’in tutunduğu … 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu kaydının gittilerinden olan Temmuz 1955 tarih 5 sıra nolu tapu kaydının çekişmeli yere mevkii ve sınırları itibariyle uyduğunu, … oğlu …’ın nereyi kullandığını bilmediğini bildirdiği, tapu kaydı uygulamasının fen bilirkişi … tarafından düzenlenen 29.5.1960 tarihli krokili raporda gösterildiği, bozma öncesi 12.8.1986 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi … oğlu 1929 doğumlu Hazinenin tutunduğu tapu kaydındaki … köyü’nün … Köyü olduğu, 1952 yılına kadar bu arazilerin yarısının bu köyün (… köyünün) yarısının da … Köyü’nün olduğu, 1952 yılında … Köyünün bağımsız köy haline geldiğini bildirdiği, aynı tarihli keşifte dinlenen … oğlu 1930 doğumlu …’da dava konusu taşınmazların bir bölümünün … oğlu …’dan geldiğini duyduğunu bildirdiği, kaldı ki Hazinenin tutunduğu her iki tapu kaydı birbirini sınır olarak göstermediği, bozma sonrası Ocak 1308 tarih
76 sıra nolu tapu kaydının köyü …, mevkii Tnhelli, miktarı 25 dönüm olduğu, geldi ve gittisi olmayıp tamamının … oğlu …’a ait olduğu, … 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu tapu kaydının Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünden gönderilen suretinde mevkii yazılı olmayıp köyü …, miktarı 25 dönüm olup … oğlu … ve Rum Milletinden … oğlu İsteifan adlarına kayıtlı olduğu, … 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu tapu kaydının maliklerinden … oğlu … ‘in payı …’in 314 tarihinde ölümüyle mirasçıları tarafından yapılan satış üzerine Ocak 1938 tarih 3 sıra nolu tapu ile … …, … ve …’ya geçtiği, bunlarında paylarının bir bölümünü …’e satmaları üzerine … oğlu …’e ait nısıf payın tamamı Temmuz 1955 tarih 5 sıra nolu tapu ile … …, …, … ve …’ya geçtiği,çekişmeli taşınmazlara komşu olan 804 parsele revizyon gören K.Sani 308 Yoklama 80 sıra nolu tapu kaydının da Köyü … mevkii ise Tnhelli olduğu, bu durumda Hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının çekişmeli yerlere köyü, mevkisi ve sınırları itibariyle uyduğunun anlaşıldığı, Kadastro Mahkemesinde yapılan keşiflerde dinlenen bir kısım yerel bilirkişi ve tanıklar Hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara köy ve mevkiisi itibariyle uymadığını bildirmişlerse de resmi belgelere uygun düşmeyen tanık ve yerel bilirkişi anlatımlarına değer verilemeyeceği,
Kaldı ki; bozma öncesi 26.5.1985 tarihinde yapılan keşifte dinlenen 1330 doğumlu tanık ve yerel bilirkişilerin davalı tüm taşınmazların … ait olduğunu, askere gitmelerinden önce … bu yerleri şu an ki zilyetlerine sattıklarını, taşınmazların bir bölümünün tarla bir kesiminin fundalık olduğunu, satın alanların 1-2 yıl içinde imar ihya ettiklerini, 40 yıldır kullandıklarını belirttikleri, 12.8.1986 tarihinde yapılan keşifte dinlenen 1929 doğumlu yerel bilirkişi 799 parselin … İşbilir tarafından 30 yıl önce … satın aldığını, o tarihte taşınmazın 5-6 dönüm miktarındaki yola yakın bölümleri dışında kalan güneydeki kesiminin çalılık olduğunu, … İşbilir tarafından ihya edildiğini, diğer taşınmazların ise 50 yılı aşkın süreyle zilyetleri tarafından kullanıldığını bildirdikleri, aynı keşifte dinlenen tanık … oğlu 1926 doğumlu … … ise 805 ila 810 parsellerin askere gitmeden 2-3 yıl öncesine kadar fundalık olduğunu, Mehmet Kırtı’nın imar ihya ettiğini, 20 yaşlarında iken 799 parselin 6 -8 dönümlük bölümünün açık olduğunu, gerisinin … İşbilir tarafından imar ihya edildiğini, diğer taşınmazların ise zilyetleri tarafından 40 yıldır kullanıldığını belirttikleri, davalılardan … ise, Sulh Hukuk Mahkemesinin 1954/41 esas sayılı dosyasının 30.6.1954 tarihli oturumunda dava konusu taşınmazları … …, … ve …’dan (Hazinenin tutunduğu ve kadastro sırasında çekişmeli taşınmazlara revizyon gören … 307 Yoklama 150 sıra nolu tapu kaydının gittisi Ocak 1938 tarih 3 sıra nolu tapu kaydının malikleridir) haricen satın aldığını belirttikleri, davalıların ve keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ile tanıkların zilyetlik ve imar ihya yönündeki anlatımları birbirinden farklı olduğu gibi çekişmeli 805 ila 810 parsellere kadastro çalışmaları sırasında revizyon gören ve keşifte bu taşınmazlara uyduğu belirlenen 22 yazım numaralı vergi kaydı ise 1960 tarihli olduğu, bilindiği üzere vergi kayıtları zilyetlik belgesi olup zilyetliğin hangi tarihte başladığını gösterdikleri, bu sebeple de lehe delil olabildiği gibi aleyhe de delil oluşturabileceği, bu durumda kabule göre de davalıların, çekişmeli taşınmazları hangi tarihte imar ihya ettiklerini ve davanın açıldığı 25.3.1954 tarihine kadar 20 yıl süreyle nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullandıklarını da ispatlayamadıkları, dosya kapsamından Hazinenin tutunduğu tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uyduğu anlaşılmakla dayanak Ocak 1308 tarih 76 sıra nolu 25 dönüm yüzölçümlü tapu kaydının tamamı, … 307 Yoklama 150 sıra nolu 25 dönüm yüzölçümlü tapu kaydının ise nısıf payı Rum milletinden … oğlu …’a ait olup, Rumlardan metruk yerler zilyetlik yoluyla kazanılamayacağından, Hazine adına tescil edilmesi gerekeceğinden ve ortak sınırının tespiti de mümkün bulunmadığından çekişmeli taşınmazların 3/4 payının Hazine adına, 1/4 payının ise zilyetleri adlarına tapuya tesciline karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli parsellerin kadastro tesbitinin iptaline, çekişmeli … köyü 798 ve 800 sayılı parsellerin toplam 512 pay Kabul edilerek 384 (3/4) payının Hazine, kalan 1/4 payının ise … mirasçıları … ve arkadaşları adına, 799 sayılı parselin 30/40 payının Hazine, 10/40 payının ise … İşbilir mirasçıları … ve arkadaşları, çekişmeli 788 ve 802 sayılı parsellerin toplam 268800 pay kabul edilerek 201600 payının (3/4 pay) Hazine, geri kalan 67200 payının ise … mirasçıları … ve arkadaşları, çekişmeli 805 sayılı parsel toplam 12 pay kabul edilerek 9 payının Hazine, diğer 1/3 er payın ise …, … ve …, 806 sayılı parsel toplam 4 pay kabul edilerek 3 payının Hazine, 1 payının ise …, 807 sayılı parselin 4 pay Kabul edilerek 3 payının Hazine 1 payının ise …, 808 sayılı parsel toplam 640 pay kabul edilerek 480 payının Hazine geri kalan 160 payının ise … mirasçıları … ve arkadaşları, 809 sayılı parsel toplam 4 pay kabul edilerek 3 payının Hazine, 1 payının ise davalı …, 810 sayılı parselin 4 pay kabul edilerek 3 payının Hazine, 1 payının ise … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ile … …, …, …, …, …, …, …, … mirasçıları …, …, …, …, …, …, …, Neziha Dinç tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede davanın devamı sırasında 1970 yılında yapılıp kesinleşmeyen orman kadastrosu, daha sonra 11.10.1985 tarihinde ilan edilerek kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, hükmüne uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak davanın kısmen kabulüne ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında isabetsizlik yoktur. Ancak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. Bu sebeple hüküm fıkrasında vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik 5, 6, 7 ve 8 nuralaı bentlerinin hükümden tamamen çıkartılarak bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, Hazine harçtan bağışık olduğundan harca hükmetmeye yer olmadığına, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden gerçek kişilere ayrı ayrı yükletilmesine 24.05.2011 günü oybirliği ile karar verildi.