YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/3031
KARAR NO : 2013/6168
KARAR TARİHİ : 28.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 01/11/2012 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi Davacı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.05.2013 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davacı … vekili Avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 09.03.2011 tarihli dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Menemen İlçesi, … Köyü Civarı Mevkiinde bulunan yaklaşık 5 dekar büyüklüğündeki taşınmazın, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Hazine, dava konusu yerin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davanın reddini savunarak, Hazine adına tescilini istemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı … ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medenî Kanunun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tapuya tescili istemine ilişkindir.
Mahkemece keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporu ile çekişmeli parselin yüksek eğimli makilik olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, keşifte bilgisine başvurulan yerel bilirkişi ve tanıklar, çekişmeli taşınmazın davacıya ait olduğu ona da babasından kaldığı, babasının ise, …’dan satın aldığı, zeytinlik olarak kullanıldığını söylemişler; hükme dayanak yapılan orman bilirkişi raporunda: çekişmeli parselin kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, %3 eğimli, üzerinde düzenli dikilmiş deliceye aşılanmış zeytin ağaçları bulunduğu, imar ve ihya edildiği, sürülü ve işlenmiş vaziyette olduğu bildirilmiştir. Orman uzmanı bilirkişi tarafından bildirilen niteliklerine göre, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu söylenemez. Diğer taraftan, çekişmeli taşınmazın yörede 1965 yılında yapılan genel kadastroda niçin tapulama dışı bırakıldığı belirlenmemiş, imar ve ihya görüp görmediği, zilyetliğin süresi ve şekli konusunda araştırma yapılmamış, eski ve yeni tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritasından yararlanılmamış, ziraat uzmanı bilirkişi görüşü alınmamış, Hazine tarafından verilen dilekçe ile çekişmeli taşınmazın Medenî Kanunun 713/6. maddesine göre Hazine adına tescili istendiği halde, istem hakkında bir karar verilmemiştir.
O halde, mahkemece; çekişmeli taşınmazın yörede 1965 yılı arazi kadastrosunda niçin tapulama dışı bırakıldığı sorulmalı, yöreye ait 1965 yılında düzenlenen kadastro paftası getirtilmeli, çekişmeli taşınmaza en yakın kadastro parsellerinin tesbit tutanakları ve krokileri ile var ise tesbitlerine esas alınan tapu ve vergi kayıtları getirtilmeli, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yere ilişkin en eski tarihli ve dava tarihine en yakın zamanda düzenlenmiş hava fotoğrafları ve memleket haritaları getirtilmeli, daha sonra bu belgeler ziraat fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz
ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlayıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı,
Taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlayıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli, bu konular ile taşınmazın eski ve yeni niteliği konusunda ziraat mühendisi bilirkişiden de ayrıntılı rapor alınmalı,
Keşif sırasında taşınmazı çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı, davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa, bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli, 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlamaları davacı ve murisi yönünden araştırılmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna, göre Hazinenin tescil isteminde bulunduğu da gözetilerek bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … ile davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatıran davacıya iadesine, kararın niteliğine, Hazinenin kanunî hasım olmasına göre, Yargıtay’daki duruşma nedeniyle taraflar için avukalık ücretine hükmetmeye yer olmadığına 28.05.2013 günü oy birliği ile karar verildi.