YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6184
KARAR NO : 2011/10148
KARAR TARİHİ : 19.09.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava konusu … mahallesi, 309 ada 305 parsel sayılı 199776.4 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, ham toprak niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı vekili, taşınmazın Hazine ile ilgisi olmadığı, müvekkiline ait olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın 10 yıllık süre geçmiş olduğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
Yapılan incelemede, temyize konu davanın genel mahkemede 02/04/2002 tarihinde açıldığı, mahkemece kadastro tespit tutanağının 01/04/1992 tarihinde kesinleştiği ve 10 yıllık hak düşürücü sürenin 01/04/2002 tarihinde dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmişsede verilen karar dosyadaki bilgi ve belgelere aykırı düşmektedir. Şöyleki; dava konusu … mahallesi 309 ada 305 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin 30.10.1991 tarihinde yapıldığı ve komşu taşımazlarla birlikte 3402 sayılı Yasanın 11. maddesine göre 03.03.1992 – 01.04.1992 tarihleri arasında 30 günlük askı sureti ile ilana çıkarılarak kesinleştirilmişse de 30 günlük süre askıya çıkartıldığı günün ertesi günü olan 04/03/1992 tarihinde başlayarak 02/04/1992 tarihinin mesai bitiminde dolar. Davacı da davasını 02/04/1992 tarihinde açtığına göre 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. 3402 sayılı Yasanın 12/1-3. maddesinin; (30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir. Bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz denilmiş ise de, somut olayda 10 yıllık süre geçirilmediği halde, işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hak düşürücü sürenin geçirildiğinden söz edilerek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı …’ın vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 19/09/2011 günü oybirliği ile karar verildi.