Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/11279 E. 2010/11182 K. 27.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/11279
KARAR NO : 2010/11182
KARAR TARİHİ : 27.09.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 177 ada 245 parsel sayılı 1435,72 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kayıtlarına dayanılarak, 177 ada 270 parsel sayılı 11322,04 m2 ve 177 ada 280 parsel sayılı 1370,42 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar adlarına tespit edilmiştir. Davacı …, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine 177 ada 245, 270 ve 280 parsellerin tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli 177 ada 245 ve 280 parsel sayılı taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, Orman Yönetiminin bu parsellere yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Dairenin 15.10.2007 tarihli iade kararı sonrasında fenni bilirkişi … tarafından düzenlenen memleket haritası ile kadastro paftasının çakıştırıldığı ek raporda çekişmeli 177 ada 270 parsel sayılı taşınmazın kısmen açık alanda kısmen de yeşil orman alanı içinde kaydığı görülmektedir.Karar dayanak alınan ve orman bilirkişi Hakkı Demirel tarafından düzenlenen 20.5.2003 havale tarihli bilirkişi raporunda ise memleket haritasında açık alanda kaldığı bildirilmiş ve rapora ekli memleket haritasında yeri nokta şeklinde işaretlenmiştir. Her iki rapor birbiri ile çelişkili olup çelişkili raporlara dayanılarak hüküm kurulamaz.
Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
O halde, Mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde karar tarihi olan 22.10,1999 tarihinden sonra orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı Orman İşletme Müdürlüğünden sorularak yapılmış ise buna ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme
sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği getirtilmeli önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri ada bazında gösterecek şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde bulunduğu ada bazında gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, çekişmeli taşınmazın etrafındaki parsellerin kadastro tesbitinin kesinleşmesi suretiyle yada hükmen belirlenen hukuki durumlarına göre orman içi açıklığı olup olmadığı üzerinde durulmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1) Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle Orman Yönetiminin 177 ada 245 ve 280 parsellere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu parsellere yönelik hükmün ONANMASINA,
2) 2. bentte açıklanan nedenlerle Orman Yönetiminin 177 ada 270 parsele yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu parsele yönelik hükmün BOZULMASINA 27/09/2010 günü oybirliği ile karar verildi.