YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3387
KARAR NO : 2011/5128
KARAR TARİHİ : 02.06.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 506 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık süreleri haricinde 15.3.1985-16.10.1994,25.5.2000-31.7.2008 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun ve 1.8.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının 15.03.1985-16.10.1994 ve 25.05.2000-31.07.2008 tarihleri arasında zorunlu … sigortalısı olduğunun ve 01.08.2008 tarihi itibariyle yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi ilk şekliyle, sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında, ayrıca, kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu da aramıştır. Bu kuruluşlara kayıt tarihi ise, sigortalılığın başlangıcı yönünden, yasal karine kabul edilmiştir. 04.05.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa, …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunu kaldırmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşacağını yeterli görmüştür. Buna karşın, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı yasa bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngörmüş, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul etmiştir. Nihayet, 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Yasa, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağını belirlemiştir.
Davacının şahsi sicil dosyasının incelenmesinden, 21.05.1985 tarihli giriş bildirgesine istinaden, 15.03.1985 tarihi itibariyle … sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacının 15.03.1985-24.08.1987 tarihleri arasında vergi kaydı, 18.07.1985 tarihinde başlayıp devam eden ancak Kurumca usulsüz olduğu için geçersiz sayılan meslek odası kaydı bulunmaktadır. Davacı 18.10.1994-23.06.2000 tarihleri arasında 2047 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak çalışmış, 2 yıllık askerlik süresini de borçlanarak ve tüm prim borçlarını da ödeyerek 21.07.2008 tarihinde tahsis talebinde bulunmuş, ancak davacının meslek odası kaydı geçersiz sayıldığından sadece vergide kayıtlı olduğu 15.03.1985-24.08.1987 tarihleri arasında zorunlu … sigortalısı sayıldığından tahsis talebi reddedilmiştir.
Davacı, meslek odası kaydı geçersiz sayıldığı taktirde uyuşmazlık konusu dönem olan 24.08.1987-16.10.1994 ve 25.05.2000-31.07.2008 tarihleri arasında vergi kaydı, esnaf ve sanatkar sicili kaydı veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı bulunmadığından zorunlu … sigortalısı değildir. Ancak dosyada mevcut 19.12.2008 tarihli … sigortalı bilgilerini içeren prim ektresinde davacının, 24.08.1987-16.10.1994 ve 25.05.2000-31.07.2008 tarihleri arasında sigortalı sayıldığında 1992 yılındaki aftan da yararlanmış olarak, 15.03.1985- 16.10.1994 ve 25.05.2000-31.07.2008 tarihleri arasındaki süreye ilişkin prim borçlarını 17.11.1989-15.4.1992 ve 21.06.2006-21.07.2008 tarihleri arasında aralıklı olarak ödediği ve Kurumun 2008 yılına kadar uzun yıllar bu primleri kullandığı tartışmasızdır.
Davalı Kurum’un geçmişe yönelik (uyuşmazlık konusu dönemi de kapsar şekilde) prim tahsil etmesi ve uzun süre bu primleri kullanması ve daha sonra davacının sigortalılığını ve yaşlılık aylığını iptal etmesi Medeni Kanun’un 2. maddesinde ifadesini bulan objektif iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacaktır. Sosyal güvenlik kurumlarının anayasal görevlerini yerine getirirken, sigortalılara karşı olabildiğince yasal haklarını hatırlatması ve bu durumlarını izlemesi zorunlu görev olarak ortaya çıkar. …’un bu anayasal sosyal güvenlik ödevinin gereği olarak, sigortalısını uyarmaması sonucu, primleri tahsil edilen sürelerin 1479 sayılı yasaya tabi zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.10.1997 gün ve E: 1997/10-578, K: 1997/758; 24.09.2003 gün ve 2003/10-489, 2003/490 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Yapılacak iş, davacı 15.03.1985-31.12.1991 tarihleri arasındaki döneme ait prim borçlarını 1992 yılındaki aftan yararlanarak ödediğine göre, anılan dönemde davacıyı 1479 sayılı Yasa’ya tabi … sigortalısı olarak kabul etmek; 25.05.2000-31.07.2008 tarihleri arasındaki döneme ilişkin prim borçlarını ise 2006-2008 yılları arasında ödediğinden davalı Kurum yönünden bu primlerin uzun yıllar kullanılmasından sözedilemeyeceğinden bu dönemde vergi, esnaf ve sanatkar sicili kaydı veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı da bulunmadığından, ancak prim ödeme tarihlerinden itibaren, ileriye dönük olarak ödenen primlerin karşıladığı süre kadar zorunlu … sigortalısı olduğu esas alınarak ve somut olayda yaşlılık aylığı koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği bu duruma göre değerlendirilerek varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı SGK’nun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.06.2011 gününde oy birliği ile karar verildi.