YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13163
KARAR NO : 2012/26850
KARAR TARİHİ : 30.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, kötüniyet tazminatı, zamlı iş arama izin ücreti ile maddi ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili; davacının davalı bankanın kadrolu elemanı olarak çalışmakta iken 2002 yılında imzaladığı sözleşme ile 4603 sayılı Kanun kapsamına girdiğini, 2005 yılında emekliliği haketmesi nedeni ile işsözleşmesinin işverence feshedildiğini, işe iade davası açıldığını, davanın kabul edilerek kesinleştiğini, işverence işe başlatılmadığını, alacak ve tazminatlarının ödenmediğini, davacının sözleşmesi feshedilmemiş olsaydı çalışacağı süreye kadar çalışmış olacağından çalışılmayan süre bakımından zarara uğradığını, davalı işverenden alacakları için talepte bulunduklarını ve temerrüde düşürdüklerini, toplam hizmet süresi üzerinden kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere fark kıdem tazminatı, kötü niyet tazminatı, zamlı iş arama izin ücreti ve çalışabileceği ancak çalıştırılmayan süre için maddi tazminat alacağının faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş,birleştirilen Ankara 2. İş Mahkemesine açtığı dava ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 08.12.2009 tarihli dilekçesi ile ihbar tazminatını ve yıllık izin ücretini ıslah ederek artırmıştır.
Davalı vekili, davacının ücret ve haklarının ödendiğini, belirsiz süreli iş akdine göre çalıştığını, maddi tazminat isteyemeyeceğini, iş güvencesi kapsamında olduğunu, kötü niyet tazminatı isteyemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği, işe iade davası açtığı, iadeye karar verildiği, ancak yeniden işe başlatılmadığı, davacının davalı bankanın kadrolu elemanı iken bir süre sonra 4857 sayılı İş Kanun’a tabi personeli haline geldiği, sözleşmeli personel olduğu dönemde geçen hizmetleri için emeklilik ikramiyesi ödendiği, 4857 sayılı Kanun’a tabi olduğu dönemin birleştirilerek toplam süre üzerinden kıdem tazminatı istenmesi isteminin yerinde olmadığı, 4857 sayılı Kanun’a tabi olduğu dönem gözönüne alınmak suretiyle ödenmesi gereken bakiye kıdem tazminatının hesaplandığı, davalının çalıştırılmayan dönem için ücret ödeme yükümlülüğü bulunmadığından davacının maddi tazminat talebinin hukuki olmadığı, sözleşmenin kötü niyetle feshedildiğine ilişkin kötü niyet tazminatı istenmiş ise de, kötüniyet tazminatı şartlarının oluşmadığı, işverenin bildirim süresine uymadan sözleşmeyi feshetmesi durumunda sürenin tamamı iş arama için kullanılabileceğinden ihbar tazminatı için öngörülen alacak içinde iş arama alacağının da bulunduğu kabul edilerek zamlı iş arama izni istemine ilişkin talebinde reddedilmesi gerektiği, yıllık izin ücreti alacağının ödendiği, davacı işe başlama için işverene başvurmuş olmasına rağmen işveren işe başlatmayacağını bildirmiş olmakla, sözleşmeyi ihbar önelsiz feshetmiş sayılacağından işverenin ihbar tazminatı ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalının aşağıdaki bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2- İhbar öneli verilerek iş sözleşmesi feshedilen ve fesih bildirimine itiraz davası lehine sonuçlandığı halde işe başlatılmayan işçiye ihbar tazminatının ödenmesi gerekip gerekmediği, kararda faiz başlangıç tarihlerinin yazılmamasının infazda sorun oluşturup oluşturmadığı uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı Kanun’un “Geçersiz Feshin Sonuçları” başlığını taşıyan 21. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında işçinin işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat belirtilmiş; üçüncü fıkrasında ise kararın kesinleşmesine kadar işçinin çalıştırılmadığı en çok dört aylık ücret ve diğer haklar düzenlenmiştir. Maddenin dördüncü fıkrasında işçinin işe başlatılması halinde varsa peşin ödenen ihbar ve kıdem tazminatının işçiye yapılması gereken ödemelerden mahsup edileceği belirtildikten sonra devamında “İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre işçiye geçersiz sayılan fesih bildirimi ile bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse ihbar tazminatının ödenmesi gerekecektir. Bir başka anlatımla, ihbar öneli verilmiş veya önele ait ücret peşin ödenmiş ise ihbar tazminatının ödenmesi gerekmeyecektir.
Geçersizliğine karar verilen fesih bildirimi ile işçiye daha önce usulüne uygun olarak verilmiş olan ihbar önellerine geçerlilik tanınması 4857 sayılı Kanun’un sözü edilen açık hükmü gereğidir. Bu nedenle davacı işçinin ihbar tazminatı talebinin yerindeliği kabul edilemez. Gerçekten mahkeme veya özel hakem tarafından belirlenen tazminatı ödemeyi göze alıp, işçiyi işe başlatmama yolunu tercih eden işverene ihbar öneli tanımasını istemek işin mahiyeti ile bağdaşmamaktadır.
Somut olayda, davalı işverence daha önce davacıya usulüne uygun olarak ihbar öneli verilmiş olup, feshin geçersizliğine karar verildikten sonra işe başlatılmayan davacıya 4857 sayılı Kanun’un 21. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca tekrar ihbar öneli verilmesine gerek olmadığından ihbar tazminatı isteğinin reddi ile 4857 sayılı Kanun’un 27. maddesince iş arama ücreti şartlarının oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde ile hüküm kurulması hatalıdır.
3-Hüküm altına alınan alacaklara uygulanacak faizlerin başlangıç tarihleri belirtilmeksizin hükmün infazında sorun oluşturacak şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.