YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10849
KARAR NO : 2010/10996
KARAR TARİHİ : 08.11.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre ,davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava zararlandırıcı sigorta olayı sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı, davalı işverenin işçisi olarak çalışırken 29.05.2006 tarihinde işverenin kusurlu davranışı sonucu gerçekleşen iş kazası nedeniyle büyük oranda iş göremez duruma geldiğini ileri sürerek toplam 101.217.03-TL maddi, 50.000,00.- TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsilini istemiş, davalı tarafından davanın reddi savunulmuştur.
Mahkemece 101.217.03-TLmaddi tazminat ile, 50.000,00.- TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
% 43 oranında sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının, iş kazasında % 20 davalının ise % 50 oranında kusurlu olduğu ve olayda %30 oranında da kaçınılmazlık bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. B.K.’nun 47.maddesinde, bedensel bütünlüğün bozulması halinde, hakimin, olayın özelliklerini göz önünde bulundurarak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük, eş değişle vücut bütünlüğü kavramının fiziksel bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.06.1966 gün 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebildiğinden hakimin, kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Öte yandan manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin taktirine bırakılmış ise de, hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı ve duyulan üzüntüyü hafifletecek nitelikte olması gerekir. Hakimin bu konudaki taktir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, işçinin sürekli iş göremezlik oranı, yaşı ve olay tarihi gibi durumları göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yaratması yanında caydırıcı nitelikte de olması gerektiği söz götürmez.
Bu ilkeler doğrultusunda ve özellikle dava dilekçesinde davacı vekilinin davalıların tam kusuruna dayanarak talepte bulunmasına rağmen, yargılama sırasında davacının % 20 oranında kusurlu bulunması dikkate alındığında, talepten bir miktar indirim yapılarak davacı yararına manevi tazminata karar verilmesi gerekirken istemin aynen kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan sigortalının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Davacı dava dilekçesinde ” inşaat işçisi “olarak çalıştığını belirtmiş olup aldığı ücreti açıklamamıştır.Davalı işverenin müfettişe verdiği ifadeden ve müfettiş raporundan davacının kalıp ustası olarak çalıştığı sonucu doğmakta ise de bilirkişi hesap raporunda maddi tazminat hesabının bilirk,işi tarafından tanık beyanlarında geçen günlük 50.00-TL ücrete göre yapılmış olması doğru değildir.
Yapılacak iş, davacının kalıp ustası olup olmadığı araştırılarak; kalıp ustası olduğunun belirlenmesi halinde davacının yaşı, eğitim durumu, mesleki kıdemi yaptığı iş belirtilerek bu şekilde çalışan emsal işçinin olay tarihinden bugüne kadarki günlük net ücreti İnşaatçılar Odasından sorularak alınacak cevaba göre maddi tazminat hesabını bilirkişiye yaptırmak, yine hüküm tarihine de en yakın tarihteki Kurumca bildirilen peşin sermaye değerini maddi tazminattan indirmek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 08.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.