Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/10539 E. 2010/10304 K. 21.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10539
KARAR NO : 2010/10304
KARAR TARİHİ : 21.10.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle hükme esas alınan 12.09.2008 tarihli kusur raporunda davacının iş güvenliği şartlarına uymaması, şahsi güvenliğini tehlikeye atacak her türlü hareketten kaçınmaması ve iş başında dikkatli çalışmaması nedeniyle %25 oranında kusurlu olduğunun belirtilmesine, bu kusurun davacının 18 yaşından küçük olması nedeniyle velisi olan babasına verilmesi gerektiği şeklinde yanlış yorum yapılmasına rağmen hesap bilirkişisince bu kusurun davacıya ait olduğunun kabul edilerek maddi tazminat hesabının davalının %75 kusuruna göre yapılarak davacının uğradığı maddi zararın doğru hesaplandığı anlaşılmakla sonucu itibariyle doğru işlem yapılmış olmasına göre davacının tüm davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, iş kazası sonucu beden güç kaybına uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile ,davacının maddi zararlarının Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılandığından reddine, 26.000.00 TL manevi tazminatın 13.09.2004 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,fazla istemin reddine, karar verilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 27 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı olayda davacının % 25, davalı işverenin % 75 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 20.000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 26.000.00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tamamen silinmesine, yerine,
“1-Davanın kısmen kabulü ile, davacının maddi zararlarının Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılandığından reddine, 20.000.00 TL manevi tazminatın 13.09.2004 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,fazla istemin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 2.400,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden aynı Tarife gereğince hesaplanan 1.200,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Davacının maddi tazminat talebi maddi zararın Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılandığından reddedilmiş olmakla,bu yönden davalı yararına avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,
3- Davacı tarafından yapılan toplam 865.40 TL yargılama giderinden, kabul ve ret oranına göre takdiren 575.60 TL’sının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Alınması gereken 1.080.00 TL ilam harcından peşin alınan 432.00 TL harcın düşümüyle kalan 648.00 TL nispi harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından peşin yatırılan 432.00 TL nispi harç ile 11.20 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 443.20 TL harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, fazla alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, 21.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.