Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/9112 E. 2010/6159 K. 31.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9112
KARAR NO : 2010/6159
KARAR TARİHİ : 31.05.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (…) Mahkemesi

Davacı, emeklilik talep tarihini takip eden aybaşı olan 1.2.2009 tarihi itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dava; davacının 01.02.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş ise de varılan bu sonuç doğru değildir.
Gerçekten, davacının Sigortalılık başlangıç tarihinin 08.06.1986 olduğu ve tahsis talep tarihi olan 30.01.2009 tarihi itibari ile 3201 sayılı Yasa kapsamında …’da ev hanımı olarak geçen 08.06.1986-12.12.2007 tarihleri arasındaki 7303 günü kuruma borçlanarak 20 yıldan fazla sigortalılık süresinin bulunduğu konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık davacının yaşlılık aylığı şartlarının yurt dışı son borçlanmasını yapıp bitirdiği tarih olan 29.01.2009 tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Yasa’nın 35/2. maddesi uyarınca mı yoksa 25.08.1999 tarih ve 4447 sayılı Yasa’nın 39 maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 10. madde hükümlerine göre mi belirleneceği noktasında toplanmaktadır.
1479 sayılı Yasa’nın geçici 10/1 maddesi; Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlükte bulunan hükümlere göre,bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşı itibariyle aylık bağlanmasına hak kazananlar ile aylık bağlanmasına hak kazanmalarına iki tam yıl veya daha az kalan sigortalıların, tam veya kısmi yaşlılık aylığı talep haklarının saklı olduğunu kabul etmiştir. Yurt dışı hizmet borçlanmasının yapıldığı 27.01.2009 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı yasanın 35/2 maddesi ise sigortalının yaşlılık aylığından yararlanabilmesi için kadın ise 58, erkek ise 60 yaşını doldurmuş olması, 15 yıldan beri sigortalı bulunması gerektiğini kabul etmiştir.
Somut olayda davacının 03.01.1966 tarihinde doğduğu açık olup, 3201 sayılı Yasa kapsamında …’da ev hanımı olarak geçen hizmetlerinden 7303 günü, 29.01.2009 tarihinde Kuruma ödemiştir.Davacının 4447 sayılı Yasa’nın 39. maddesi ile 1479 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 10 maddesinin yürürlüğe girdiği 08.09.1999 tarihinde Türkiye’de 1479 sayılı Yasa Kapsamında sigortalı olarak çalışması bulunmadığı gibi bu tarih de 3201 sayılı Yasa kapsamında yapılmış bir borçlanması da bulunmamaktadır.
Bu durumda davacının yaşlılık aylığı bağlanma koşullarının 3201 sayılı Yasa kapsamında Kuruma borçlanmanın yapıldığı 29.01.2009 tarihinde yürürlükte bulunan 1479 sayılı Yasa’nın 35/2 maddesine göre değerlendirilmesi gerektiği, bu halde de 58 yaş şartının oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.03.2005 gün ve 2005/10-138 E,2005/221 K,15.03.2006 gün ve 2006/21-36E,2006/80 K. Ve 08.07.2009 gün ve 2009/21-309 E,2009/322 K, sayılı ilamları da aynı yöne ilişkindir. O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.05.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
3201 sayılı Yasa’nın 5. maddelerine göre Türkiye’de hiç tescili bulunmayan sigortalıların sigortalılık başlangıç borcu tamamen ödendiği tarihten başlama süresine kadar geriye gidilerek bulunacaktır.
Davacının 1479 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 10. maddesinin yürürlüğünden sonra borçlanması, 3201 sayılı Yasa hükmünün gözardı edilmesin gerektirmez,
Geçici 10. maddenin geçiş hükümleri uygulanmalıdır.
Hükmün onanması gerektiği gözönünde olduğundan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum..