YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8976
KARAR NO : 2010/608
KARAR TARİHİ : 26.01.2010
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine, 40.000.00TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacılar ile davalılardan … vekillerince istenilmesi ve davalılardan … vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.01.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar vekili Avukat … geldi. Davalılar adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dava 07.02.2004 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece ceza yargılaması sırasında düzenlenen ve ölümle sonuçlanan olayda: davalı …’e 2/8, davalı …’a 3/8 ve kazalıya 3/8 kusur veren kusur bilirkişi raporundaki kusur dağılımı esas alınmak suretiyle, davacıların maddi zararları sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından maddi tazminat istemlerinin reddine, manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar ile davalılardan … avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Zararlandırıcı olaya maruz kalan işçinin, davalılardan …’e ait alüminyum ve plastik doğrama imal ve montajı işyerinde montaj işçisi olarak çalışmakta olduğu, olay günü diğer davalı …’a ait kaba inşaatı bitmiş dairede pvc kapı ve pencere montajı sırasında, ihtiyaç duyulan harç hazırlanması için gerekli kumun, zeminden caraskal vinç ve el arabası kullanılarak 6.kata çekilmesi sırasında, vincin kancasını bağladığı el arabasını balkon demirlerinden kurtarmaya çalışırken yaslandığı balkon demirlerinin korkuluğunun kırılması ile 6.kattan zemine düşerek öldüğü dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine (Davasına) etkisi, hukukumuzda Borçlar Kanununun 53.maddesinde düzenlenmiş olup, Hukuk Hakimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas hukuku bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır.
Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımı, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının da, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi, özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.
Borçlar Kanununun 53.maddesinde, “Hakim, kusur olup olmadığına, yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için Ceza Hukukunun sorumluluğa ilişkin hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, Ceza Mahkemesinde verilen beraat kararı Ile de mukayyet değildir. Bundan başka Ceza Mahkemesinin kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarının tayini hususunda dahi Hukuk Hakimini takyit etmez.” hükmü öngörülmüştür.
Bu açık hüküm karşısında, Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
İnsan yaşamının kutsallığı çevresinde işveren, işyerinde işçilerin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanununun 77.maddesinin açık buyruğudur.
İşverenin, tazminattan sorumlu tutulması giderek, tazminat miktarının belirlenmesinde; İş Kanunun 77. ve İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin öngördüğü önlemlerin işyerinde olup olmadığının saptanması ile mümkündür. Bu yön ise, başka bir anlatımla, işverenin kusurlu olup olmadığı, varsa kusur oranı, uzman bilirkişiler tarafından düzenlenecek kusur raporu ile tespit edileceği yönü tartışmasızdır. Hal böyle olunca da hukuk yargılamasında İş Kanununun 77.maddesi ile İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği hükümleri göz önünde tutularak tarafların kusur durumlarının belirlenmesi gerekirken, ceza yargılaması sırasındaki kusur dağılımının karara esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Kabul ve uygulamaya göre de davacı eş Hatice Işık’ın hesap tarihi itibarıyla evli olmadığı göz ardı edilerek, hesap tarihindeki yaşı yerine, olay tarihindeki yaşının evlenme şansının belirlenmesinde esas alınması hatalı olmuştur. Öte yandan 01.01.2008 tarihiden itibaren uygulanmakta olan asgari geçim indiriminin belirlenmesinde sigortalının evli ve iki çocuklu olduğunun dikkate alınmaması hatalı olduğu gibi davacıların faiz istemleriyle ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi de isabetsizdir.
Davacılardan Melisa’nı adının gerekçeli kararın hüküm fıkrasında Melis olarak yazılmış bulunması hatalı ise de bu yanlışlığın HUMK 459. maddesi gereğince mahkemece düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacılar ile davalılardan … avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına davacılar yararına takdir edilen 750.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine 26.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.