Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2009/9437 E. 2010/611 K. 26.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9437
KARAR NO : 2010/611
KARAR TARİHİ : 26.01.2010

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 31.150.00 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.01.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı vekili Avukat … geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava; 24.07.2007 tarihinde iş kazası sonucu %52 oranında sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalının maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, iskontolu devrenin 01.01.2010 tarihinden itibaren başlatıldığı 23.01.2009 tarihli hesap bilirkişi raporu hükme esas alınarak taleple bağlı olarak davanın kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı taraf avukatınca temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık maddi zarar hesabında iskonto işleminin hangi tarihten başlaması gerekti noktasındadır.
Beden tamlığına karşı işlenen haksız fiillerde zararın gerçek miktar ve şümulü zamanla daha iyi anlaşılabileceğinden maddi zarar hesabında mümkün olduğu kadar geç bir tarihin esas alınması gereği açıktır. Borçlar Kanununun 46/2. maddesinde cismani zararın hangi tarih esas alınarak hesaplanacağı hakkında yeterli açıklık bulunmakta, cismani zararın hüküm tarihindeki duruma göre hesaplanması kabul edilmektedir.(Tekinay, Destekten Mahrum Kalma Tazminatı S.201.202 ). Bu itibarla, hüküm tarihine en yakın veriler nazara alarak rapor tanzim tarihine kadar gerçekleşen zararın somut olarak hesaplanması gerekir. Bu husus “gerçek belli iken varsayıma gidilemez” ilkesinin de gereğidir.
Rapor tanzim tarihine kadar somut olarak hesaplanan zararın, rapor tanzim tarihinden sonraki bir kısım süreye ilişkin ücretin bilinmesi nedeniyle, iskonto işleminin bilinen ücretin kapsadığı süreden sonramı yoksa rapor tanzim tarihinden itibaren mi başlatılması gerektiği sorusuna gelince; Bilindiği gibi iskonto, vadesi gelmemiş bir borcun vadesinden önce ödenmiş olması halinde, alınan paranın vadeye kadar değerlendirme olanağı bulunduğundan borcun haksız iktisaba imkân vermeyecek oranda indirilmesidir. Rapor tanzim tarihine kadar hesaplanan beden gücü kaybı zararı, tazmin sorumluları tarafından davacıya henüz ödenmemiş bulunduğundan vadesinden önce ödenmiş bir borçtan söz edilemez. Dolayısıyla rapor tanzim tarihine kadar somut olarak saptanan beden gücü kaybı zararı iskontoya tabi tutulamaz. Aksinin kabulü, vadesi gelmiş ve henüz ödenmemiş bir borcun iskontoya tabi tutulması olur ki, iskonto kavramı ile bağdaşmaz.
Bu duruma göre rapor tanzim tarihinden sonraki zarar bakımından vadesi gelmemiş bir borcun ödenmesi söz konusu olduğundan, rapor tanzim tarihinden itibaren ıskonto işleminin başlaması gerektiği ortadadır. Rapor tanzim tarihinden sonraki dönemde bir kısım ücretin belli olması bilinen ücretin son bulduğu tarihten itibaren iskonto yapılmasına gerekçe olamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.06.1995 gün ve 1994/9-777E ve 1995/688K sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Hal böyle olunca iskonto uygulamasını hesap tarihi yerine, bilinen ücretin sona erdiği tarihten itibaren başlatan hesap raporunun karara esas alınmasının isabetsiz olduğu açıktır.
Mahkemece yukarıda açıklanan esasa aykırı biçimde düzenlenen bilirkişi raporu hükme dayanak alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 625.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 26.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.