YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9180
KARAR NO : 2010/609
KARAR TARİHİ : 26.01.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 31.794,56 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 26.01.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava 12.07.1997 tarihinde meydana gelen iş kazasında % 0 ve 02.09.1997 tarihinde meydanda gelen iş kazasında % 4 oranında sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Davacı asıl ve birleşen davada 12.10.2006 ve 29.06.2007 tarihli dava dilekçelerinde 12.07.1997 ve 02.09.1997 tarihlerinde meydana gelen iş kazaları sonucu sürekli iş göremezliğe uğradığından bahisle kaza tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece maddi ve manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf avukatlarınca temyiz edilmiştir.
Davacının davasını iki ayrı iş kazasına dayandırmasına rağmen her bir kaza için istediği maddi ve manevi tazminat miktarının açıklanmadığı görülmektedir. Mahkemece hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat alacaklarına olay tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmişse de olay tarihinin ne olduğu da kararda belli değildir. Her iş kazası ayrı bir olay olup zararında her olay için ayrı değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Hal böyle olunca mahkemece öncelikle HUMK.nun 179/3 ve 75/2 maddeleri uyarınca, davacı tarafa 12.07.1997 tarihli iş kazası için ne kadar, 02.09.1997 tarihli iş kazası için ne kadar maddi ve manevi tazminat isteminde bulunduğunun açıklatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan kaza tarihinin açıklanmayarak infazda tereddüt yaratır biçimde hüküm kurulması da isabetsizdir.
Yerel mahkemece her iki iş kazası nedeniyle de kazalıya ayrı ayrı % 20 oranında kusur veren 24.10.2008 tarihli kusur bilirkişi raporundaki kusur dağılımının karara esas alındığı görülmektedir. Dava konusu edilen olaylar nedeniyle tarafların kusur durumlarının bilirkişi aracılığıyla belirlenmesi HUMK 275. maddesine uygun olup doğrudur. Ancak kusur raporunu hazırlayacak bilirkişinin seçiminde hata yapıldığı görülmektedir. Bilirkişi seçiminin nasıl yapılacağı HUMK’nun 276. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince tarafların üzerinde anlaşabildikleri bir heyet oluşturabiliyorsa öncelikle bu yöntem kullanılmalıdır. Eğer bu konuda taraflar arasında anlaşma sağlanamaz ise o takdirde tarafların tüm itirazları dikkate alınarak ve tarafsızlıkları konusunda şüphe ve tereddüt duyulmayacak kişi ya da kişilerden bir bilirkişi seçimine özen gösterilmek suretiyle bilirkişi mahkemece seçilmelidir. 24.10.2008 tarihli raporu düzenleyen bilirkişinin iş müfettişi olarak olayı incelediği ve olaydaki kusur durumuna ilişkin olarak 30.04.2007 tarihli iş kazası inceleme raporunu düzenlediği dosya içerisinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca görülmekte olan olayla ilgili olarak daha önce rey ve mütalaasını bildirmiş olan kişinin bilirkişi olarak seçiminin yukarıda açıklanan ilkelere uygun olmadığı ortadadır.
Yapılacak iş davacıya dava konusu yaptığı iş kazaları için istediği tazminat miktarları açıklatılarak buna göre davacının tazminat alacaklarını ve bu tazminat alacaklarına uygulanacak faizin başlangıç tarihlerini belirlemek, tarafların kusur durumlarına ilişkin olarak HUMK’nun 276 maddesindeki ilkelere uygun biçimde oluşturulacak bir bilirkişi heyetinden İş Kanununun 77.maddesi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği hükümleri göz önünde tutularak tarafların kusur durumlarına ilişkin olarak rapor alınmak ve sonucuna göre karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı ile davalı yararına takdir edilen 750.00 YTL. duruşma Avukatlık parasının karşılıklı olarak birbirlerine yükletilmesine, bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine, 26.01.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.