YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/561
KARAR NO : 2010/565
KARAR TARİHİ : 25.01.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı-Karşı Davalı Kurum, 01.01.1993-18.03.2002 tarihleri arasında yersiz ödenen aylıkların tahsiline yönelik davalının takibe yaptığı itirazın iptaliyle, %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine;
Davalı-Karşı Davacı ise, kesilen aylıkların yeniden bağlanmasına karar verildiğinden ödenmeyen aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiz ve %40 icra inkar tazminatı ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, davacı-karşı davalı Kurumun davasının reddine, davalı-karşı davacının davasının kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere kararın dayandığı gerektirici nedenlere göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı SGK Başkanlığı, davalının(karşı davacı) 2147 ve 3201 sayılı Yasa uyarınca yapılan borçlanma nedeniyle bağlanan yaşlılık aylığının yurt dışı çalışmasının devam etmesi nedeniyle iptal edildiğini, 1.1.1993-18.3.2002 arasında yersiz ödenen aylıkların tahsiline yönelik takibe, geçildiğini ancak davalının bu takibe itiraz ettiğini bildirerek davalının takibe yaptığı itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiş, karşı davacı sigortalı ise; aylıkların yeniden bağlanmasına karar verildiğinden, ödenmeyen aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yürütülecek yasal faizi ve %40 icra inkar tazminatı ile birlikte tahsilini istemiştir.
Mahkemece davacı SGK’nun davasının reddine, karşı davanın kabulü ile 17.12.2001-17.2.2004 tarihleri arasındaki aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren faizi ile birlikte davalı SGK’ndan tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 10.9.1965-13.3.1980 tarihleri arasında yurt dışında geçen 5340 gün hizmetini 2147 sayılı Yasa’ya göre, 1.4.1980-31.12.1990 tarihleri arasında yurt dışında geçen 3870 günlük hizmetini 3201 sayılı Yasa’ya göre borçlanarak borçlanma bedelini ödediği, 30.12.1992 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebi üzerine davalı Kurumca, 1.1.1993 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, Kurumun 26.2.2002 tarihli işlemi ile davacının 1.1.1992-30.11.2001 tarihleri arasında Almanya’da işsizlik yardımı aldığı gerekçesiyle aylığının baştan iptal edildiği ve 1.1.1993-18.3.2002 tarihleri arası için yersiz ödenen aylıklar için gecikme zammı dahil 17.092,09 TL olarak çıkarılan borç için Aydın 1. İcra Müdürlüğü’nün 2002/3922 Esas sayılı dosyası üzerinden takibine geçildiği ve karşı davacının itirazı ile takibin durduğu, Aydın 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinin 2004/443 Esas 2004/559 kararı sayılı dosyasında karşı davacı … tarafından Kurum aleyhine açılan davada mahkemenin; davanın kabulü ile davacının 3201 sayılı yasaya göre yaptığı borçlanma işleminin geçerli olduğunun tespitine, yurda kesin dönüş tarihi olan 01/12/2001 tarihinden itibaren 2147 sayılı ve 3201 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanma dikkate alınarak yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin, ayrıca şimdiki gibi 30/12/1992 tarihli tahsis talebine istinaden sadece 2147 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanması dikkate alınarak 01/01/1993 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verildiği kararın Dairemizin 7.10.2004 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği, Kurumun davacıya ödenmesi gereken aylıklara ilişkin bildirdiği listedeki aylık ödemeleriyle, davacının dosya sunduğu gelir bağlama kararlarının fotokopilerindeki aylık miktarlarının birbirinden farklı olduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekten 3201 sayılı Yasa’dan yararlanmak suretiyle 506 sayılı Yasa’da öngörülen yaşlılık sigortası kapsamına girmek isteyen Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları ile yurt içinde çalışıp 506 sayılı Yasa kapsamında bulunan Türk Vatandaşlarının yaşlılık aylığından yararlanma koşulları zorunlu bir farklılık dışında birbirine koşut hale getirilmiştir. Şöyle ki; 506 sayılı Yasanın 60.maddesinde öngörülen ve yaşlılık aylığından yararlanma koşulları olarak belirlenen; “yaş”, “sigortalılık süresi”, “prim ödeme gün sayısı”, “işten ayrılma” ve “yazılı istekte bulunmak” koşulları 3201 sayılı Yasanın 6.maddesinde de aynen kabul edilmiş, sadece; Türkiye’de çalışanların “işten ayrılma koşulu” burada; “yurt dışındaki ülkeden ayrılıp Türkiye’ye dönüş” biçiminde belirlenmiştir. Şu duruma göre; Sosyal Sigortalar Kurumu; yurt içinde çalışan sigortalılar için; aradığı; işten ayrılma koşulunu yurt dışında çalışanlar içinde yurda dönüş koşulu olarak araması ve işlemleri buna göre yürütüp tamamlaması zorunludur. 3201 sayılı Yasadan önce yürürlükte bulunan 2147 sayılı Yasa uyarınca yaşlılık aylığı bağlanması için yurda kesin dönüş şartı aranmamaktadır.
Somut olayda kesinleşen mahkeme kararında davacıya yukarıda açıklandığı gibi 1.1.1993 tarihinden itibaren sadece 2147 sayılı Yasa’ya tabi borçlanması üzerinden, yurt dışı çalışmasının sona erdiği tarihi takip eden aybaşı olan 1.12.2001 tarihinden itibaren de 2147 ve 3201 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanma gözetilerek aylık bağlanmasına karar verilmiştir. Mahkemece bu yön gözetilmeksizin sadece 2147 sayılı Yasa’ya göre aylık alması gereken dönemde davacının 3201 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanmadan kaynaklı aldığı aylık farklarının Kurum alacağı olarak hesaplanmaması isabetsiz olmuştur
Yapılacak iş; Kurumun 1.1.1993-18.3.2002 tarihleri arasındaki fuzulen yapılan aylık ödemeleri için takibe geçtiğinin anlaşılmasına göre, sadece 2147 sayılı Yasa’ya göre aylık bağlanması gereken 1.1.1993-1.12.2001 tarihleri arasında alması gereken toplam aylık miktarı ile bu dönemde kendisine ödenen toplam aylık miktarı arasındaki farkı kurum alacağı olarak bilirkişiye hesaplattırmak davacının dosyaya fotokopilerini sunduğu gelir bağlama kararlarındaki aylık miktarlarının, davacıya ödenen ve ödenmesi gereken aylık ödemelerine ilişkin Kurumca bildirilen listedeki miktarlardan fazla olduğu görülmekle bu çelişkinin sorularak uyuşmazlık döneminde davacıya ödenen ve ödenmesi gereken aylık miktarlarının Kurumdan getirtilerek tarafların alacak istemleri konusunda açıklandığı gibi değerlendirme yapılmak suretiyle sonuca gidilmesi gerekir
Mahkemece, davalı Kurumca davacıya 1.12.2001- 18.3.2002 tarihleri arasındaki döneme ilişkin aylıkların 2147 ve 3201 sayılı Yasa’ya göre yaptığı borçlanma gözetilerek ödendiği gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma ile hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.