YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10754
KARAR NO : 2010/8030
KARAR TARİHİ : 06.07.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Davacı, davalılardan işveren nezdinde 01.08.1991-06.10.2004 tarihleri arasında çalışmış olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre, davalı Kurum ve işveren vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı işveren şirkete ait fabrika işyerinde 01.08.1991 ile 06.10.2004 tarihleri arasında hamal olarak geçen ve davalı Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, istemin kısmen kabulüyle davacının davalı işyerinde yaz aylarında 1 ay haricinde 01.08.1991 ile 06.10.2004 tarihleri arasında hizmet aktiyle sürekli çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiş ise de; varılan bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverence Kuruma bildirilmiş işe giriş bildirgesi ve herhangi bir hizmet bulunmadığı, davacının Kurumda tescilinin bulunmadığının bildirildiği, (00024) sigorta nolu un ve yağ imali işyeri … adına 19.9.1947 tarihinde, (03312) sigorta nolu çeltik-pirinç imali işyeri Aziz-Celalaettin-… ortaklığı ünvanlı …Kollektif Şirketi adına 1.10.1969 tarihinde, (018063) sigorta nolu un-yağ-pirinç imali işyeri … A.Ş. adına 1.4.1984 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davalı şirketle ilgili ve her üç işyeriyle ilgili dönem bordrolarının davalı Kurumdan gönderildiği, …’un (10169351) sigorta sicil numarasıyla 1991/3. dönem ile 1995/1. dönem arasında sürekli bildiriminin bulunduğu, imzalı ücret bordrolarının işverenden istenmediği, Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettiş raporunda “davacının işyerinde devamlı çalışmadığı, hamal başı tarafından iş olduğunda gönderildiği, gider pusulasının da hamal başına kesildiği, iş başına yevmiye aldığı” hususlarının tespit edildiği, işverenden gider pusulasının istenmediği, Kurumdan davacının tescilinin bulunmadığı bildirilmiş olmasına rağmen temin edilen SGK ‘nun internet sitesindeki hizmet döküm cetvelinde “1959 doğumlu … T.C nolu ve … sicil numaralı …’un 00024 sicil nolu işyerinden 1985 yılından itibaren 1995/3. dönem arasında bazı yıllar tam bazı yıllarda kısmi çalışmalarının bildirildiği” davacının dosya arasındaki vekaletnamedeki nüfus bilgilerine göre ise “doğum tarihinin 1961, T.C numarasının ise 36853276392 olduğu” anlaşılmaktadır.
Somut olayda uyuşmazlık, fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10.maddesinde bu tür hizmet tesbiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunlara destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Öte yandan davalı Kuruma bildirilen çalışmalarla ilgili ihtilaf çıkarılmadığı taktirde hukuki yarar bulunmayan bu döneme ilişkin istem hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekir.
Ayrıca talebin dava dışı başka bir işverenin hak alanını ilgilendirmesi halinde, ilgili işverenin davaya dahil olması sağlanarak, konu hakkında beyanı alınıp, davacının talebi ile ilgili tüm delilleri toplandıktan sonra, geçerli maddi ve hukuki olgular dikkate alınıp dosyadaki deliller yeniden değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; davacı dava dilekçesinde davacı … A.Ş işyerinde geçen sigortasız çalışmalarının tespitini istemiş, internet hizmet dökümünde … adına, (00024) sigorta nolu … ünvanlı işyerinden (doğum yılı ve T.C nosu farklı olarak) 1985 yılından itibaren 1995/3. dönem arasında bazı yıllar tam bazı yıllarda kısmi çalışmaların bildirildiği tespit edilmiş olmakla, bu çalışmaların davacıya ait olduğunun sabit olması halinde davanın işveren olarak …’nın da hak alanını ilgilendirdiği gözetilerek, davaya dahil edilmesi sağlanmalıdır.
Yapılacak iş; öncelikle S.G.K’dan (00024) sicil nolu … işyerinden 1985 yılı ile 1995/3. dönem arasında bazı yıllar tam bazı yıllarda kısmi çalışmaları bildirilen “1959 doğumlu … T.C nolu ve … sicil numaralı …” ile davacının dosya arasındaki vekaletnamedeki nüfus bilgilerine göre “12.1.1961 doğumlu Hüseyin ve Ayşe oğlu … ili … ilçesi Beykonak köyü C.16, H. 56 ve Sıra no 11’de kayıtlı …’un” aynı şahıslar olup olmadığını sormak, ilgili nüfus müdürlüğünden her iki nüfus bilgilerine göre vukuatlı nüfus kayıtlarını getirtmek, gerekirse zabıta araştırması yapmak, aynı şahıs olduklarının anlaşılması ve Kurumca bu konuda ihtilaf çıkarılmaması halinde yani, 1985 yılı ile 1995/3. dönem arasında kısmi çalışmaları bildirilen kişinin davacı olduğunun belirlenmesi halinde, bildirimlerin (00024) sicil nolu … işyerinden yapılması ve bu yönüyle işverenin hak alanını ilgilendirmesi nedeniyle …’nın davaya dahil edilmesi sağlanarak, konu hakkında beyanını almak, davacının talebi ile ilgili tüm taraf delillerini toplamak ve yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgularda dikkate alınıp dosyadaki deliller yeniden değerlendirilip, talep hakkında bir karar vermek, kuruma bildirilmiş ve yeniden tespitinde hukuki yarar bulunmayan dönemler yönünden ise hüküm kurulmasına yer olmadığına karar vermektir.
O halde, davalı Kurum ve işveren vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden ilgiliye iadesine, 06.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.