Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/14745 E. 2011/15814 K. 27.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14745
KARAR NO : 2011/15814
KARAR TARİHİ : 27.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 02.06.2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı gerçek kişi vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 20.12.2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davalı … vekili Avukat … ile karşı taraftan Hazine vekili Avukat … geldiler, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı Hazine, 28.05.2007 tarihli dilekçesiyle, tapuda davalı gerçek kişi adına kayıtlı Karadonlar köyü 450 ve 451 sayılı parsellerin kesinleşmiş devlet ormanı sınırları içindeyken bir bölümünün 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkartıldığı, davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ve Hazine adına tapuya kayıt ve tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli Karadonlar köyü 450 ve 451 sayılı parsellerin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile 450 sayılı parselin yüzölçümünün 11172,55 m2 olarak düzeltilmesine, 16.12.2010 tarihli bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 1653,22 m2 bölümünün, yine 451 sayılı parselin yüzölçümünün 20484,63 m2 olarak düzeltilip, aynı bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 14382,62 m2 bölümünün Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, bu bölümlerin tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde ile orman rejimi dışına çıkarılan yazılmasına, aynı bilirkişi krokisinde 450 sayılı parselin (B) ile gösterilen 519,33 m2 ve 451 sayılı parselin (B) ile gösterilen 5804,10 m2 ve (C) ile gösterilen yeşil renkli 297,91 m2 bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm … tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1941 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 1979 yılında yapılıp 13.03.1982 tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması vardır.
1953 yılında yapılıp 19.02.1954 tarihinde kesinleşen genel arazi kadastrosunda, … köyü 1 parsel sayılı 33900 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tarla niteliğiyle Nisan 1940 tarih 5 sıra numaralı tapu kaydı esas alınarak Devlet Üretme Çiftliği Genel Müdürlüğü adına tesbit edilmiş, kadastro tesbiti itirazsız kesinleşerek tapu kaydı oluşmuş, satışla Hazineye geçmiş, ifrazı ile çekişmeli Karadonlar köyü 450 ve 451 sayılı parseller oluşmuş, satış yoluyla gerçek kişiler ve en son 1978 yılında davacıya geçmiştir.
Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro haritası ve 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. maddesi ve 2/B madde uygulamalarına ilişkin tutanak ve haritaların uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parsellerin 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu sınırları içindeyken, kısmen kesinleşmiş 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenip, her ne kadar kadastro tesbitine esas alınan tapu kaydı yöntemince uygulanmamışsa da, bir an için çekişmeli taşınmazları kapsadığı kabul edilse dahi, 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. maddesinin (a) ve (b) bendinde sayılan yerlerden “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine uymadığı Orman Bakanlığınca veya vaki müracaatlar üzerine anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç on yıl içinde orman kadastro komisyonlarınca yapılır. Bu düzeltme sonucu orman sınırları dışına çıkarılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal …” edeceği, ne var ki, çekişmeli parsellerin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidinde Devlet Ormanı olarak sınırlandırıldığı, daha sonra aynı köyde 1979 yılında yapılıp 1980 yılında ilan edilerek kesinleşen 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulamasıyla, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin iptali için Yönetimler tarafından her hangi bir dava açılmadığı, sonraki işlemlerde durumunun değişmediği yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, dava konusu parsellerin ifraz edildiği, kadastro parseline uygulanan Nisan 1940 tarih 5 sıra numaralı tapu kaydının, 1947 yılında kesinleşen orman tahdidi içinde kalmakla yasal değerini yitirdiği, kamu malı olan orman niteliğindeki taşınmazlar hakkında, özel mülklerin bağlı olduğu yasa hükümlerinin uygulanamayacağı, bu nedenle, aslında orman olan taşınmazı tapu kaydı ile satın alan kişilerin, 4721 sayılı Medeni Yasanın 1023. maddesindeki iyi niyet kurallarından yararlanamayacağı gibi, 1947 yılında orman kadastrosu kesinleşmesi nedeniyle yasal değerini yitiren tapu kaydı dayanak gösterilerek ve taşınmazların bu bölümü orman sınırları içinde iken, 1971 yılında genel kadastro yoluyla tapuya tescil edilip, geçerli bir hukuki sebebe dayanılarak oluşturulmadığından yasanın korumasından faydalanamayacağı, 1744 sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin, orman tahdidinin kesinleştiği tarihten daha önceki zamanlarda tapuya kayıtlı olsa dahi, mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceği, çünkü, 1744 sayılı Yasanın 2/2. maddesinde … “Evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine (aynı maddenin birinci fıkrası) uymadığı …. anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi sonucu orman sınırları dışına çıkartılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise, mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder” hükmünün, sadece ilk orman kadastrosunun yapıldığı tarihten daha önceki zamanlarda ve öncesi de orman olmayan yerler için oluşturulan tapu kayıtlarına ilişkin olduğu, taşınmazların öncesinin orman olsun olmasın, o yer kesinleşen orman sınırı içinde bulunduğu sırada oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği gibi, taşınmazların öncesinin orman sayılan yer olması ve 1744 sayılı Yasanın 2/1. maddesi gereğince 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybetmesi nedeniyle orman rejimi dışına çıkartılması halinde, o yerin orman sınırı içine alınmadan önce tapuda kayıtlı olsa dahi, tapu kaydı özel mülkiyete konu olmayan orman sayılan yerde oluşturulduğu için yolsuz tescil niteliğinde olacağından, yine bu tapu kaydına değer verilemeyeceği ve o yerlerin mülkiyetinin tapu sahiplerine intikal etmeyeceği, 1744 sayılı Yasanın 2/6. maddesi gereğince çıkartılan ve 22 Temmuz 1974 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Sınırları Dışına Çıkartılacak Yerler Hakkında Tüzüğün”ün 34. maddesinin “Orman Kadastro ekipleri; düzenleyecekleri tutanaklarda orman sayılmaması gerektiği ve tapulu bulunduğu halde, orman sınırları içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için orman sayılan yer haline dönüşmüş ve fakat 6831 sayılı Orman Yasasının değişik 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarılması gerekli olan yerleri, tapu sahibi kimliğini, tapunun tarih ve numarasını yazmak suretiyle ayrı bir madde halinde belirler. Bu gibi yerler … fotoğraflarına ve haritalarına işlenir veya yersel ölçüleri yapılır”. Yine aynı Tüzüğün 41/2. maddesi “inceleme kurulları … esasen orman sayılmayan yerlerden olduğu neticesine vardıkları yerler hakkında 6831 sayılı Yasanın değişik 2. maddesine göre inceleme yapamazlar”. hükümlerinin birlikte değerlendirilmesiyle; 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 2/2. maddesi gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yerlerin mülkiyetinin tekrar tapu sahiplerine intikal edebilmesi için; taşınmazların öncesi orman olup da bilim ve … bakımından nitelik kaybetmesi nedeniyle 1744 sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkrası gereğince orman rejimi dışına çıkartılan yer olmaması (Bu tür yerlerin ister itiraz sonucu, isterse itiraz edilmeden kesinleşen orman sınırı içinde kalması halinde, o yer tapulu olsa dahi mülkiyetinin tapu sahibine intikal etmeyeceği.), tapu kaydının yolsuz tescil niteliğinde olması halinde, sahibine hiç bir zaman mülkiyet hakkını kazandırmayacağı, 1744 sayılı Yasanın 2. maddesinin birinci fıkra hükümlerine uymadığı, yani aslında orman olmadığı ve tapulu bulunduğu halde, yanlışlıkla orman sınırı içine alınmış ve sahibi tarafından itiraz edilmediği için hukuken orman sayılan yer haline dönüştüğü anlaşılarak, nitelik kaybetme ya da etmeme konusunda inceleme kurulları tarafından hiçbir araştırma yapılmadan, orman sınırlarının düzeltilmesi sonucu 2. maddenin ikinci fıkrası gereğince orman sınırları dışında bırakılması, çekişmeli taşınmazları içine alan ilk orman kadastrosu itirazsız kesinleşmiş olması, dayanılan tapu kaydının, taşınmazlar orman sınırları içine alınmadan önce oluşturulması ve yüzölçümü ile geçerli olarak çekişmeli taşınmazları kapsaması, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasa gereği devletleştirilmemiş olması, 3116 sayılı Yasanın Muvakkat 1. maddesi ya da başka bir kamulaştırma yasası gereğince kamulaştırılmamış olması, orman sınırlamasının düzeltilmesi sonucu orman sınırı dışında bırakma işleminin 1744 sayılı Yasanın yürürlükten kalktığı 1 Ocak 1984 tarihine kadar tamamlanmış olması koşullarının birlikte aranacağı, somut olayda, çekişmeli taşınmazların öncesi orman sayılan yer iken nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, çekişmeli parsellerin ifraz edildiği kadastro parsellerinin tesbitine esas alınan tapu kaydının 4785 sayılı Yasa hükümleri karşısında hukuki değerini yitirdiği, bu nedenle çekişmeli taşınmazların bu bölümünün tapu sahibi adına orman sınırları dışına çıkarıldığının kabul edilemeyeceği,
Çekişmeli parseller 1942 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, 1963 yılında arazi kadastro ekiplerince bu durum göz önünde bulundurulmadan ikinci kez kadastrosu yapılarak, o tarihte kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalmaya devam eden taşınmazlar hakkında sicil oluşturduğu, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddesi hükümlerine göre, evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastrosu veya tapulaması yapılmış olan yerlerin yeniden kadastrosu yapılamayacağı, bu gibi yerler ikinci bir defa kadastroya tabi tutulmuşsa, ikinci kadastronun bütün sonuçlarıyla hükümsüz sayılacağı, Türk Medeni Kanununun 934’üncü maddesine göre işlem yapılacağı, süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastronun, tapu sicil müdürlüğünce re’sen iptal edileceği, “, bu nedenle orman kadastrosundan sonra yapılan kadastronun ikinci kadastro olması nedeniyle TMY’nın 1026. (EMY. 934, İsviçre MY. 976) maddesi hükmüne göre iptal edilmesi gerektiği, 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin ikinci kadastronun bulunduğu hallerde uygulanamayacağı, hususları gözetilerek Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı gerçek kişinin yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince, duruşmada kendini avukat ile temsil ettiren davacı Hazine yararına, davalı taraf aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 27/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi