Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/6153 E. 2010/8293 K. 12.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6153
KARAR NO : 2010/8293
KARAR TARİHİ : 12.07.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, emekli olduğu tarih olan 01.10.2002 tarihinden itibaren almış olduğu emekli aylıklarının bu tarihe göre düzeltilerek doğacak farkların ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacının 28.08.1991-05.09.2002 tarihleri arasında aldığı ücretin asgari ücretin 1,81 katı olduğunun tespiti ile emeklilik tarihi olan 01.10.2002 tarihinden itibaren almış olduğu emekli aylıklarının bu kayıtlara göre düzeltilerek doğacak farkların ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin reddine karar verilmiştir.
Davacı, prime esas kazancının tespitini istediğine göre dava işverenin hak alanını da ilgilendirdiğinden işverenin de davaya dahil edilmesi gerektiğinin gözardı edilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 01.09.1977-05.09.2002 tarihleri arasında geçen toplam 6438 günlük 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı çalışmaları nedeni ile 01.10.2002 tarihinden geçerli olmak üzere Kurum tarafından yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının çalışmalarının 01.04.1992-05.09.2002 tarihleri arasında … Ltd. Şti ‘ne ait 534 sicil nolu iş yerinden çalışmalarının asgari ücret üzerinden kuruma bildirildiği, davacının işveren … Ltd. Şti aleyhine açtığı işçilik alacakları ile ilgili dava sonucunda Karaman İş Mahkemesi’nin 31.07.2006 tarih 2005/93 E 2006/119 K sayılı kararı ile davacının en son aldığı brüt ücret 453,84 TL olduğu ve yürürlükteki asgari ücret olan 250.87 TL nin 1.81 katı ücret aldığı kabul edilerek 11 yıl 7 günlük çalışması üzerinden işçilik alacakları hesaplanarak karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, gerçek ücretin tesbiti ile sigorta primlerinin gerçek ücret üzerinden tahsili istemine ilişkindir. 506 sayılı Yasanın 77 maddesinde prime esas gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin işçinin yaşı, kıdemi, meslek durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret göz önünde tutularak belirlenmesi gerektiği Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, mahkemece, davacının asgari ücretin 1.81 katı ücret aldığı kabul edilerek işçilik alacakları ile ilgili verilen mahkeme kararında Kurum taraf olmadığı ve Kurum açısından bağlayıcı olmadığı, ayrıca kararda Kuruma bir yükümlülük getirilmediği gerekçesi ile istemin reddine karar verilmiştir. Oysa, 11 yıl kepçe ve dozer operatörü olarak çalışan davacının asgari ücretin üzerinde ücretle çalışacağının kabulü hayatın olağan akışına uygundur. Bu nedenle ücret yönünden güçlü delil niteliği taşıyan işçilik alacakları ile ilgili kesinleşmiş mahkeme ilamıda tespit edilen ücrette dikkate alınarak gerçek ücretin tespit edilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Yapılacak iş; öncelikle işvereni davaya dahil etmek davacının iş yeri şahsi sicil dosyasındaki ücrete bordrolarında imzası bulunan 2001 yılı Ağustos ayı ile 2002 yılı Eylül ayları arasındaki döneme ait ücret bordrolarındaki imzaların davacıya ait olup olmadığının sorulması, imza inkarında bulunur ise bordrolar üzerinde imza incelemesi yaptırılması, imzaların davacıya ait olduğunun anlaşılması halinde bu bordroların ne şekilde imzalatıldığının davacıya açıklattırılması, ayrıca ilgili oda ve kuruluşlardan emsal ücret araştırması da yapılıp, tüm deliller birarada değerlendirilerek güçlü delil olan işçilik alacakları ile ilgili kesinleşmiş mahkeme kararı ve kepçe operatörünün asgari ücret ile çalışmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı da gözetilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi