Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2009/10992 E. 2010/4816 K. 21.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10992
KARAR NO : 2010/4816
KARAR TARİHİ : 21.04.2010

Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av.Serap Cömert’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, davalı şirketin 2006/08-2008/03 dönemine ait 105.901.20.-TL tarife farkı tahakkuk ettirdiğini, müvekkilinin sanayi sicil belgesine sahip olmasına rağmen ticarethane tarifesine göre yapılan fark tahakkukunun usulsüz olduğunu belirterek, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, ödenen bir kısım borcun istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının 2006 ve 2008 yılına ait sanayi sicil belgelerinin vizelerini fark tahakkuk ettirildikten sonra yaptırıp sunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının 2006 yılı vizesi olmayan sanayi sicil belgesi ile sanayi tarifesinden istifade etmesinin mümkün olmadığı, gerçek zararın tespiti amacıyla yapılan bilirkişi incelemesine göre de tahakkuk ettirilen faturanın yönetmelik hükmüne uygun olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
12.1.2008 tarih ve 26754 sayılı Resmî Gazete’de (RG) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan Sanayi Sicil Tebliğinin (SGM/2) 10’uncu maddesinin 1’inci ve 2’nci bentlerinde; 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununun 1’inci maddesi kapsamında değerlendirilen ve en az bir işçi çalıştıran işletmelerin sanayi siciline kayıt edileceği ve sanayi sicil belgesinin, veriliş tarihi itibarıyla iki yılda bir vize ettirileceği öngörülmüştür. 15.01.2004 tarih ve 25347 sayılı RG’de yayımlanarak yürürlüğe giren Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) 8.1.2004 tarih ve 284/2 sayılı Kararı ile Perakende Satış Tarifesi Usul Ve Esasları’nın “ABONE GRUPLARI” başlıklı 1.maddesinin “B) Sanayi” alt başlığında; “Sanayi: 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununda tanımı yapılan sanayi işletmeleridir. Sanayi ve Ticaret Bakanlığının olumlu görüşünü ifade eden belgeyi almaları şartıyla şantiye dönemi de dahil olmak üzere sanayi abonesi olarak kabul edilirler. Haddehaneler, soğuk hava deposunun buz üreten tesisleri bu gruba dahil edilirler.” hükmü yer almaktadır.
Öte yandan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun 24/8/2006 tarihli toplantısında, 5496 sayılı Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununa eklenen geçici 9 uncu madde uyarınca … tarafından sunulan diğer tarife teklifleri ile birlikte EPDK’nın 875 no’lu kararı ile onaylanan Tarife Uygulama Usul Ve Esasları’nın “ABONE GRUPLARI VE TANIMI” başlığı altındaki 1’inci maddesinin “A) Sanayi” alt başlığının 1’inci fıkrasına göre, “6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununda tanımı yapılan ve ilgili resmi kuruluşça onaylı sanayi sicil belgesini ibraz eden sanayi işletmeleri bu abone grubu kapsamındadır. Sanayi sicil belgelerinin vize bitim tarihinin içinde bulunduğu fatura döneminden sonraki ilk fatura dönemi sonuna kadar yenilenerek ibraz edilmemesi halinde tüketimleri ticarethane abone grubu tarifesinden faturalandırılır.” hükmü yer almaktadır. Ayrıca Resmî Gazete’de yayınlanıp yayınlanmadığı konusunda dosya içeriğinde bir bilgi de bulunmayan Tarife Uygulama Usul ve Esasları’nın 18’inci maddesinde ve özellikle de bu maddenin E bendinde abonelerin bilgilendirilmesi öngörülmüştür.
Somut olayda davacı vekili, 2002 yılında aldığı sanayi sicil belgesini mevzuatta öngörüldüğü şekilde 2004,2006 ve 2008 yıllarında vize ettirdiğini belirterek EPDK’nın 284/2 sayılı Kararı uyarınca sanayi aboneliğinden yararlanma koşullarını taşıdığını, ihtilaf hâlinde de vizeleri yapılmış sanayi sicil belgesini sunduğunu belirterek, tahakkuk ettirilen tarife farkının haksız olduğunu iddia etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının sanayi sicil belgesinin 2006/08 dönemi ile 2008/03 dönemi arasında ibraz edilmediğini, bilahare düzenlettirilerek ibraz edildiğini savunmuş, 21.11.2008 tarihli duruşmada ise sanayi sicil belgesinin mevcudiyetine dair bir itirazlarının bulunmadığını, sadece süresinde ibraz edilmediğini beyan ederek, bu beyanı içeren duruşma tutanağını imzalamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun 4’üncü sayfasında; davacının, sanayi sicil belgesinin 2006 yılı vizesini 19.4.2006 tarihinde, 2008 vizesini ise 30.4.2008’de yaptırmasına rağmen davalıya geç ibraz etmesinden dolayı EPDK’nın 284/2 sayılı Kararı uyarınca sanayi aboneliğinden yararlanamayacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Mahkeme hükmünde ise aynı EPDK Kararına atıfta bulunularak, davacının 2006 yılı vizesini taşımayan sanayi sicil belgesi ile sanayi tarifesinden yararlanamayacağı, gerçek zararın tespiti amacıyla yapılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre tahakkuk ettirilen faturanın miktar itibarıyla da yönetmelik hükümlerine uygun olduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık farklı tarife uygulamasından kaynaklanmakta olup, fatura bedelinin miktar olarak tespitinde bir uyuşmazlık bulunmadığından, mahkemenin tarife farkından doğan gerçek zararla fatura bedelinin örtüştüğüne dair gerekçesi ve bilirkişinin bu konudaki tespiti somut olay bakımından bir önem taşımamaktadır. Öte yandan bilirkişi raporunda davacıya ait sanayi sicil belgesinin 2006 ve 2008 yılına ait vizelerinin mevcut olduğu belirtilmesine karşın mahkemenin gerekçesinde anılan sanayi sicil belgesinin 2006 yılı vizesinin bulunmadığı kabul edilerek bilirkişi raporundaki tespitle çelişkiye düşülmüştür. Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile mahkemenin gerekçesinde EPDK’nın 284/2 sayılı Kararının somut olay bakımından uygulanması gerektiği kabul edilmiş olmasına rağmen, anılan Kararın “ABONE GRUPLARI” başlıklı 1.maddesinin “B) Sanayi” alt başlığında, sanayi abonesi sayılmanın tek koşulunun geçerli sanayi sicil belgesine sahip bulunmak olduğu belirtilmiş, aboneler için söz konusu belgenin süresinde ibrazına ilişkin bir yükümlülük ya da yaptırım öngörülmemiştir.
EPDK’nın 875 no’lu kararı ile onaylanan Tarife Uygulama Usul Ve Esasları’nın “ABONE GRUPLARI VE TANIMI” başlığı altındaki 1’inci maddesinin “A) Sanayi” alt başlığının 1’inci fıkrasının öngördüğü düzenlemenin normlar hiyerarşisi açısından da değerlendirilerek EPDK’nın 284/2 sayılı Kararına aykırı hükümlerinin somut olay bakımından ne ölçüde geçerli olacağı üzerinde durulmalıdır. Özellikle Tarife Uygulama Usul Ve Esasları’ndaki sanayi sicil belgesinin ibrazına dair hükmün, EPDK’nın 284/2 sayılı Kararı karşısında sanayi tarifesinden yararlanmanın geçerlilik koşulu olarak mı ispat koşulu olarak mı öngörüldüğü sorununun çözülmesi önem taşımaktadır.
Mahkemece, bu açıklamalar çerçevesinde öncelikle davacının geçerli bir sanayi sicil belgesi bulunup bulunmadığı, mevcut ise vizelerinin süresinde yaptırılıp yaptırılmadığı, anılan belgenin aslı da celp edilip, gerektiğinde bu belgeyi veren Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünden de sorularak denetime elverişli şekilde belirlenmelidir. Somut olayda mahkemece bilirkişi kurulu olarak iki elektrik elektronik yüksek mühendisi ile bir hukukçu görevlendirilmiş ve bu bilirkişi kurulunun hazırladığı rapor hükme esas alınarak, davacı vekilinin rapora yönelik gerekçelerini de göstererek yaptığı itirazlar dikkate alınmadan karar verilmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 275,I hükmüne göre, “Mahkeme, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlenemez.” Anılan kanun hükmünde de açıkça belirtildiği üzere hâkim, kendisinde bulunmayan özel ve teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişiye başvuracağından bilirkişinin de kendisinden sorulan husus hakkında özel ve teknik bilgiye sahip bir uzman olması gerekir. Bu nedenle, mahkemece enerji piyasası konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınıp, tüm deliller birlikte değerlendirilmek ve enerji piyasasına ilişkin ilgili mevzuat hükümleri de gözetilmek suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek hâlinde peşin harcın iadesine, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 750.00.-TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.4.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.