Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2011/5601 E. 2011/14984 K. 30.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5601
KARAR NO : 2011/14984
KARAR TARİHİ : 30.11.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av…. ile davalı vek.Av…. ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, ticari satımdan kaynaklanan iki adet faturaya istinaden yapılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Davalı vekili, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığını, aksine alacaklı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, uyuşmazlığın davacının iflasından önceki davacı alacağı ile iflastan sonraki davalı alacağının mahsup edilip edilemeyeceği noktasında toplandığı, iflasın açılmasından önceki davacı alacağı ile iflasın açılmasından sonraki davalı alacaklarının takas edilemeyeceği, davalı şirketin iflas masasına ödemekle yükümlü olduğu, 41.547.-Euro’yu aynen iflas masasına ödemek zorunda bulunduğu, davalının 60.856.-Euro alacağını ise iflas masasına iflas alacağı olarak yazdırabileceği, itirazın takas ve mahsup savunmasına dayalı olması nedeniyle icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği belirtilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı taraf, davalının faturaya dayalı olarak satılan mal bedelinin tahsili amacıyla yapılan takibe itiraz ettiğini belirterek işbu itirazın iptali davasını açmıştır.
Davalı vekili yapılan takibe yönelik itiraz dilekçesinde ne miktar alacaklı olduğunu bildirmeden müvekkilinin de davacıdan alacaklı olduğunu belirtmiştir.
Davalı yan Kartal 16.Noterliğinden keşide ettiği 27.8.2007 tarihli cevabi ihtarnamesinde davacıdan alacaklı olduğunu bildirip alacak miktarını 19.308,90 Avro göstermiştir.
Davalı vekili süresinden sonra verdiği cevap dilekçesinde, keza açıklanan şekilde müvekkilinin de davalıdan alacaklı olduğunu savunup, bu dilekçesinde de miktar göstermiştir.
Mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar karar yerinde tartışılıp gerekçelendirilmeksizin davalının takas talebinin usulüne uygun şekilde yapıldığının benimsenip, takas talebinin İİK’nun m.202,II hükmü gereğince reddine dair karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Yapılması gereken iş, bu açıklamalar doğrultusunda inceleme yapılıp, gerekçeleri karar yerinde gösterilip, takas talebinin usulüne uygun şekilde yapılıp yapılmadığı konusunda varılacak uygun sonuç çerçevesinde karar vermekten ibarettir.
Davalı yanın takas talebinin usulüne uygun ve süresinde yapıldığının kabulü halinde davalı alacağına ilişkin faturanın iflastan sonraki tarihi taşımasının tek başına davalı alacağının iflâstan sonra doğduğunu göstermeyeceği, takas için alacağın iflastan önce doğması yeterli olup, bu husus araştırılarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönün göz ardı edilmesi doğru olmadığı gibi davacının faiz talebi hakkında gerekçede “işlemiş faiz talebinin şartlarının oluşmadığı” belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında bu konuda karar verilmemiş olması da doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenlerine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 825,00. TL vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine, peşin harçların istek halinde iadesine, 30.11.2011 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.