YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15605
KARAR NO : 2012/7264
KARAR TARİHİ : 30.04.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Asya Katılım Bankası A.Ş. vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın hesabından bilişim sistemi kullanılarak 1.989 TL ve 1.905 TL’sinin davalı …’ ın hesabına aktarıldığı ve aynı gün kendisince çekildiğini, olaydan dolayı davalı … hakkında suç duyurusu yaptıklarını ve davalı …’ in cezalandırıldığını, bu nedenle Konya 3. İcra Müdürlüğünün 2007/9597 E. Sayılı icra dosyasıyla takip başlattıklarını, davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiğini belirterek, vaki itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, icra takibine itiraz dilekçesinde icra müdürlüğünün yetkisine ve borca itirazda bulunmuş, olaydan kaynaklanan kusurun davacıya ait olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı ise duruşmalara katılmamıştır.
Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, takibin 3.894 TL üzerinden devamına karar verilmiş, hüküm davalı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle ayrıntılı ve gerekçeli bilirkişi kurulu raporu kabul edilerek hüküm kurulmuş olmasına göre, davalı banka vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 30.04.2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
-KARŞI OY YAZISI-
Somut olayda davalı bankanın internet bankacılığı altyapı sisteminin yeterli koruma ve güvenli giriş seçeneği sunmaması nedeniyle 4/5 oranında kusurlu olduğu bilirkişi raporuyla anlaşılmış olup, bu husus ancak yargılamayla açıklığa kavuştuğundan bu durumda likit (bilinebilir) bir alacak tutarından bahsedilemeyeceğinden davalı bankayı ayrıca icra inkar tazminatıyla sorumlu tutan mahkeme kararının bu yönden bozulması gerektiği kanaatiyle aksi yönde oluşan sayın çoğunluk görüşüne katılmıyorum.