Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2012/11671 E. 2012/14817 K. 10.10.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11671
KARAR NO : 2012/14817
KARAR TARİHİ : 10.10.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince her ne kadar duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de tebligat gideri yatırılmadığından bu isteğin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –
Davacı vekili; müvekkil banka ile dava dışı … A.Ş. arasında imzalanan genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesini davalının müteselsil kefil ve müşterek borçlu sıfatı ile imzaladığını, kredi sözleşmesinden doğan edimlerini yerine getirmediği için davalıya Yerköy Noterliği’nin 12.10.2010 tarih ve 5643 yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilerek kredi hesabının kat edildiğinin bildirildiğini, ihtarnameye rağmen kredi borcunu ödememesi üzerine alacağın tahsili amacıyla yapılan takipe davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve % 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; takibin dayanağı olan ”genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin” müvekkile gönderilen ödeme emrinde ekli olmaması nedeniyle yetkiye ve faiz oranına itiraz edildiğini, müvekkilin icra takip işleminde müteselsil kefil ve müşterek borçlu sıfatıyla borçlu olduğunun ödeme emrinde belirtilmediğini, davacının icra takip işleminde müvekkili asıl boçlu (rehin veren) sıfatıyla belirttiğini, Kayseri 8. İcra Müdürlüğü’nün 2011/201 esas sayılı dosyasında borçluların hangi sıfatla borçlu oldukları belirtilmediğinden müvekkilin dava konusu icra takip işleminde asıl borçlu (rehin veren) sıfatına haiz olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle İİK’nun 45. maddesi uyarınca takibin sadece ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılabileceğinden Kayseri 8. İcra Müdürlüğü’nün 2011/201 esas sayılı icra takip dosyasının iptalinin gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre; hesap kat tarihi olan 30.09.2010 tarihi itibarıyla davacı bankanın davalının 152.000,00 TL asıl alacak, %17 faiz oranı üzerinden 93 gün olarak hesap edilen 6.675,33 TL faiz ve 333.77 TL BSMV olmak üzere 159.009,10 TL alacağı olduğu, hesap kat ihtarnamesinin davalıya 15.10.2010 tarihinde tebliğ edildiği, verilen yedi günlük süre sonunda, 23.10.2010 tarihinde davalının temerrüde düştüğü, temerrüt tarihi itibarıyla davacı bankanın 159.009,10 TL asıl alacak, %17 akdi faiz
ve 23 gün üzerinden hesaplanan 1.727,02 TL faiz ve 86,35 TL BSMV olmak üzere toplam 160.822,47 TL alacağı olduğu, icra takip tarihi olan 10.01.2010 tarihi itibarıyla 160.822,47 TL asıl alacak, %80 faiz oranı üzerinden hesaplanan 80 günlük 28.590,66 TL temerrüt faizi olduğu, ancak taleple bağlılık kuralı dikkate alındığında faiz miktarının 6.672,59 TL olarak kabulü ile 333,63 TL BSMV olmak üzere toplam 167.828,69 TL davacı bankanın alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile Kayseri 8. İcra Müdürlüğü’nün 2011/200 esas sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyası ile tahsilde tekerrüre yol açmamak kaydı ile Kayseri 8. İcra Müdürlüğü’nün 2011/201 esas sayılı dosyanda yapılan takipte davalının 160.822,47 asıl alacak, 6.672,59 TL temerrüt faizi, 333,63 TL BSMV olmak üzere toplam 167.828,69 TL alacak yönünden yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ve takibin devamına karar verilen toplam alacak miktarının % 40’ı oranında (67.131,60 TL) icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 10.10.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.