Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2012/14325 E. 2012/14872 K. 24.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14325
KARAR NO : 2012/14872
KARAR TARİHİ : 24.12.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Tasmacı Köyü, 267 ada 6 parsel sayılı 702,28 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliğiyle davalı gerçek kişi adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu taşınmazın tarıma elverişli yerlerden olması nedeniyle 3402 sayılı Kanunun ilgili maddesi uyarınca Hazineye ait olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tesbit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 11.08.1972 tarihinde ilân edilerek 11.08.1973 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra yapılıp 20.02.1991 tarihinde kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece, davalı gerçek kişi yararına 3402 sayılı Kanunun 14. maddesinde … kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle Hazinenin davasının reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece, 22.02.2011 tarihinde yapılan keşif tutanağında bulunan hâkim gözleminde, dava konusu taşınmazın üzerinde baltalık halinde meşelik, yer yer … ve eğiminin % 60 civarında olduğu, bu kısımların … bilirkişinin krokisinde işaretlendirildiği gözlem olarak ifade edilmesine rağmen, … bilirkişi krokisinde böyle bir işaretleme olmadığı gibi, hükme dayanak alınan ziraatçı bilirkişi taşınmazın eylemli durumuna ilişkin olarak sadece hali hazırda ekili olmadığını, orman bilirkişi ise, yine eylemli duruma ilişkin olarak sadece hali vaziyette olduğunu ifade etmiştir. Yine, keşifte dinlenen yerel bilirkişi taşınmazın 20 yıl önce ziraat edildiğini, ancak son 20 yıldır hayvan otlatmakta kullanıldığını, ziraatçı bilirkişi ise, taşınmazın … marjinal tarım arazisi olduğunu açıklamıştır. Mahkemece, yukarıda belirtilen çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmuştur. Ayrıca, hükme dayanak alınan raporu hazırlayan ziraatçı bilirkişi … tarafından hazırlanan rapor, hâkim gözlemi ve yerel bilirkişi beyanı ile uyumlu olmadığı gibi, raporu dava konusu taşınmazdan ziyade yöreye ilişkin genel ifadeler içermektedir. Bundan başka, ormancı bilirkişi tarafından hazırlanan raporda ise, taşınmazın eylemli durumu, … parsellerin niteliği, orman bütünlüğünü bozucu nitelik taşıyıp taşımadığı hususları irdelenmediği gibi, taşınmazın eylemli durumuna ilişkin, hali vaziyette olduğu şeklindeki beyan ise, mahkeme gözlemi ile uyumlu değildir. Mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama belirtilen bu yönler itibariyle eksik, yetersiz ve çelişik olduğundan, karara dayanak alınan bilirkişi raporları, çekişmeli taşınmazın öncesinin ve hali hazır niteliğini ve hukukî durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici değildir. Bilirkişilerin eksik, çelişkili ve yetersiz raporlarına dayanılarak hüküm kurulamaz.
Bu nedenlerle, mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir … elemanı ve bir ziraat mühendisi ve yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazın eski tarihli resmî belgelere ve fiilî durumuna göre kısmen orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, taşınmazın orman sayılan ve sayılmayan bölümleri belirlenip, yüzölçümleri bilirkişi marifeti ile tesbit edilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın tamamen orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde taşınmazın bütünü yönünden veya kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, orman sayılmayan bölüm yönünden, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının (Medenî Kanunun 713. ile 3402 sayılı Kanunun 14 ve 17. maddelerindeki koşulların) araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tesbit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tesbit tutanağı bilirkişileri de taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek çelişki giderilmeli, taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, taşınmaz üzerinde hayvan otlatmanın imar ve ihya ile ekonomik amaca uygun zilyetlik olmadığı düşünülmeli, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar, ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, ayrıca taşınmazın değişik bölümlerinden yeterli derinlikten toprak örnekleri alınıp incelenerek, taşınmazın imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edildi ise, tarihi ve ne kadar süreyle ne şekilde zilyet edildiği, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, çekişmeli taşınmazın fiilî durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalı, bu bilgiler gözönünde tutularak mahkemece, yukarıda belirtildiği şekilde uzman bilirkişiler marifetiyle inceleme yapılarak, taşınmazın … vasfının belirlenmesi, şayet taşınmazın kısmen imar ve ihya edildiği belirlendiği takdirde, ihya edilerek kültür arazisi niteliği kazandırılan bölümler ile işlenmeyen, imar ve ihya edilmeyen bölümlerinin ölçülerek belirlenmesi ve teknik bilirkişi tarafından krokisine işlenmesi, bu kısımların ayrıca mahkeme nezaretinde çektirilecek fotoğraflarda da işaretlettirilmesi, kazanılmaya elverişli yerler bulunup bulunmadığı ve kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı araştırıldıktan sonra kısmen kazanılmaya elverişli yerler bulunduğu ve kısmen kazanma koşullarının oluştuğu belirlendiği takdirde Hazinenin davasının bu bölümler yönünden reddine, imar ve ihya edilmeyen bölümlere ilişkin olarak da kabulüne veya tamamen imar ve ihya edilmediği tespit edildiği takdirde ise, Hazinenin davasının tamamen kabulüne karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak … biçimde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24/12/2012 günü oy birliği ile karar verildi.