YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3133
KARAR NO : 2007/4403
KARAR TARİHİ : 13.11.2007
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık …’in yapılan yargılaması sonucunda atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle beraatine dair, Bakırköy 3. İcra Mahkemesinin 16.05.2006 tarihli ve 2005/875-547 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, sanığın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 5358 sayılı Kanunla değişik 337.maddesi uyarınca 10 … disiplin hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 25.07.2006 tarihli ve 2006/351 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, Bakırköy 3.İcra Hakimliğince sanığa 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 349.maddesi uyarınca usulüne uygun olarak açıklamalı tebligat çıkarılıp, duruşmaya davet edilmeksizin beraat kararı verilmesi karşısında, sanığın savunması alınmadan itirazın kabulü ile mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmemekle kararın 5271 Sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 22.05.2007 … ve 26588 sayılı Kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 28.06.2007 … ve K.Y.B. 2007/113646 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Tebligat Yasası’nın 21.ve özellikle Tebligat Tüzüğü’nün 28. maddesi uyarınca muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan her biri gösterilen adreste bulunmaz iseler tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek, beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak imzalaması gerekir. Gösterilen şekil geçerlilik koşuludur. (YHGK.nun 29.12.1993 tarihli 1993/18-778-876 sayılı kararı) Olayımızda ödeme emrinin tebliğine ilişkin mazbatada muhatabın adreste olmadığını beyan eden ilgilinin imzası alınmadığı gibi imzadan imtina ettiğinin de belirtilmediği anlaşılmaktadır. Bu hali ile tebligat geçersizdir. Dolayısıyla sanığa usulüne uygun tebliğ edilmiş ödeme emrinden söz edilemeyeceğinden, isnat edilen suçun da oluşmadığı gözetilmeksizin itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.
Her ne kadar tebliğname ile sanığa usulüne uygun meşruhatlı davetiye tebliğ edilmeksizin, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle itirazın kabulü ile borçlu sanığın mahkumiyetine karar verilmesinin isabetsizliği nedeniyle bozma talebinde bulunulmuş ise de, benzer konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.10.1988 tarih, 8/310-390 sayılı kararında “işin başlangıcında ve esasına gidilip eylemin suç olup olmadığı belirlenmeden sonuç kararda kanuna muhalefet hallerini araştırıp tartışmak temelsiz ve anlamsız bir çalışmadır. Bu itibarla kanuna muhalefet nedenleri olarak açıkça ifade olunması dahi eylemi suç oluşturup oluşturmadığını araştırmak gerekli ve zorunludur”. şeklinde yapılan değerlendirme karşısında tebliğnamedeki düşünceyi tartışmakta hukuki yarar görülmemiştir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname değişik gerekçe ile yerinde görülmekle Bakırköy 8.Ağır Ceza Mahkemesinin 25.07.2006 tarihli ve 2006/351 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMY’nın 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Sanık …’in mal beyanında bulunmamak eyleminden dolayı hakkında disiplin cezası verilmesine yer olmadığına, hakkındaki cezanın çektirilmemesine, dosyanın mahalli mahkemesine iadesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.