YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/175
KARAR NO : 2009/293
KARAR TARİHİ : 23.01.2009
Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, 14.000,00 TL alacağın davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyuşmazlık konusu alacağın “işçi alacağı” olduğu ve hak edilen alacağın davalı tarafından ödendiği kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesinde, davalının çiftliğinin onarım ve bakımı işlerinin yapımı hususunda davacı ile davalının “sözlü” olarak anlaştıkları; bu sözleşme gereğince, işçilik ücretlerinin davalı tarafından karşılanmasının ve davacının da “işçi çavuşu” olarak çalışmasının taraflarca kararlaştırıldığı açıklanmış ve yapılan işin bedelinin ve bu kapsamda işçi ücretlerinin de tamamının ödenmediği ileri sürülmüştür. Mahkemece, davacının işçi çavuşu yani ”işçi”; davalının ise, işveren olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
1475 Sayılı İş Kanunu hükümleri ile 4857 Sayılı İş Kanunu hükümlerine göre, işçi, “bir iş sözleşmesine dayalı olarak çalışan gerçek” kişilere denir. Gerçek kişinin, işçi sayılabilmesi için, bir iş sözleşmesine dayalı olarak çalışma, iş görme ve işverene bağımlılık unsurlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur (4857 S.K., m:2,8). İşverenine işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar olabilir. İş sözleşmesi, özel bir şekle bağlı değildir. Somut olayda ise, SSK Konya Sigorta İl Müdürlüğünce, davacının, işveren davalının “sigortalı işçisi” olduğu bildirilmiştir. 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile HUMK’nın 75 ve 76. maddeleri uyarınca; maddi olayları açıklamak taraflara; hukuksal niteleme ve uygulanacak kanun hükümlerini tespit etmek hakime ait bir görevdir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin doğru nitelendirmesi sonucu, yanlar arasındaki uyuşmazlığın “iş sözleşmesinden” kaynaklandığına yönelik kabulü isabetlidir. Ancak, 5521 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun (1.) maddesi gereğince, “iş akdinden” doğan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme, iş mahkemesidir. Görev, kamu düzeni ile ilgili bir usul kuralı olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulmalıdır. O halde, Konya’da iş mahkemesi kurulmuş ise, dava dilekçesinin görev yönünden reddine; uyuşmazlığın çözümünde Konya İş Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmesi; iş mahkemesi kurulmamış ise, davanın “iş mahkemesi” sıfatıyla görüleceğine ilişkin ara kararı oluşturularak uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken; mahkemece, görevli olmadığı halde, uyuşmazlığın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 23.01.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.