Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/19610 E. 2023/343 K. 07.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19610
KARAR NO : 2023/343
KARAR TARİHİ : 07.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 17.02.2016 tarihli iddianamesiyle, sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 … maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Adana 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2016 tarihli kararı ile, sanığın atılı suçtan, 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 10 ay 15 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği, sahte pasaport çıkarıldığını düşündüğü için şikayet ettiğine, kastının bulunmadığına, tipiklik unsurlarının gerçekleşmediğine, sanığın eski eşinin beyanındaki geçtiği üzere …’ya … de dedikleri için esaslı hataya düşüldüğüne, cezanın üst hadden verilip, orantılı olmadığına, verilen ceza nedeni ile sanığın mesleki durumunun olumsuz etkilendiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, sanığın, 26.05.2015 tarihinde vekili aracılığı ile Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek, katılan ve mağdurun, resmi belgede sahtecilik ettiklerine dair ihbarda bulunmak suretiyle iftira ettiği iddiasına ilişkindir.
2. Sanığın, 26.06.2015 tarihli dilekçe ve 07.07.2015 tarihli şikayetçi ifadesinde özetle; …’un, katılan …’nun kimliğini kullanarak … yıllar önce yurt dışına yerleştiğini, mağdur …’in yıllarca katılan …’nın pasaportu ile yurtdışına giriş-çıkış yaptığını, ikisinin kimliklerini değiştirerek birlikte kullandıklarını, Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/31 Esas sayılı dosyasında, mağdur …’in, katılan …’nın kimlik bilgilerini kullanarak kendisi hakkında dava açılmasına sebep olduğunu, söz konusu dosyada müşteki adının … değil … olması gerektiğini beyan ettiği belirlenmiştir.
3. Uyap sisteminden, Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.12.2015 tarihli 2015/31 Esas, 2015/687 Karar sayılı kararının incelenmesinde, sanık hakkında, katılan …’ya karşı 28.11.2014 tarihinde işlediği hakaret suçundan kesin nitelikte 2.100,00 TL adli para cezası cezalandırılmasına karar verildiği, tanık M. S.’nin bahse konu hakaret olayına şahit olduğu ve dosyada komşusu olarak tanımladığı katılandan … olarak bahsettiği görülmüştür.
4. Dosyamız tanığı M.M.’nin Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde, Adana 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/31 Esas sayılı dosyasındaki şikayet dilekçesi ekindeki fotoğrafın, kardeşi …’ya ait olduğunu, kardeşinin adını sevmemesi nedeniyle ona “…” diye hitap ettiklerini, “…” isimli bir başka kardeşinin daha olduğunu, eski eşi olan sanığın bu durumu karıştırmış olabileceğini beyan etmiştir.
5. Adana Emniyet Müdürlüğünün 16.10.2015 tarihli, 7967 sayılı yazı cevabında, mağdur …’in en son olarak, 20.07.2007 tarihinde Denizli ilinden, katılan …’nın ise 02.10.1996 yılında Ankara ilinden pasaport alış kayıtlarının bulunduğu bildirilmiştir.
6. Cumhuriyet Savcısı tarafından, katılan …’nın şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınması sırasında, tutanak içeriğinde, katılan tarafından sunulan belgeler üzerinde incelenmesi kapsamında, “Pasaport ve kimlik fotokopi örnekleri alındı. Dosyasına konuldu. Müştekinin U 02898921 numaralı pasaportun giriş çıkışları bulunan 59. Ve 60. Sayfaları incelendiğinde 26/11/2014 tarihinde Atatürk Hukuk kapısından giriş yaptığı ve 29/11/2014 tarihinde aynı yerden çıkış yapıldığı görüldü. ” ibarelerine yer vererek gözlemlerine dair tespit yapılmıştır.
7. Adana Kriminal Polis Laboratuvarının 02.15.2015 tarihli, BLG-15-05174 sayılı raporunda, inceleme konusu belgelerin düzenleme tarihleri ile katılanın imza-yazı örneklerinin alındığı tarih arasında … zaman farkının olması, mağdur …’in imza-yazılarının gönderilmemiş olması, şahısların zaman içinde yazı ve imzalarında doğal değişim ve gelişim olabileceği değerlendirilerek, pasaport istek formlarının düzenlenme tarihlerine yakın tarihli, iki mağdura ait resmi evrak ile huzurda alınan … imza-yazı örneklerinin istendiği ifade edilmiştir.

8. Adli tıp uzmanı tarafından düzenlenen 02.02.2016 tarihli raporda ise, mağdur … adına atılı imzaların, katılan …’nın … ürünü olmadığı, inceleme konusu belgelerdeki yazılar ile katılan …’nın mevcut az sayıda ve yetersiz mukayese yazıları arasında, hız, baskı derecesi, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir ve alışkanlıklar bakımından, uygunluk ve benzerlik saptanmadığı belirtilmiştir.
9. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 03.02.2016 tarihli ve 2015/39602 sayılı soruşturma sayılı kararı ile, katılan ve mağdur hakkında “resmi belgede sahtecilik, iftira” suçlarından dolayı, katılan ve mağdur tarafından işlenilen bir suç bulunmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği tespit olunmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Olaylar ve olgular kısmında yer … deliller ile tüm dosya kapsamına göre, sanığın, suçsuz olduklarını bildiği ve olay öncesi aralarında sıhri hısımlık bulunan mağdur ve katılana hukuka aykırı bir fiil isnat ederek soruşturma başlatılmasına sebep olduğu anlaşılan olayda, sanığa yüklenen eylemin iftira suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamış olmakla, sanık müdafinin temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve tebliğnamedeki bozma düşüncesine de iştirak edilmemiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Aynı suçun birden fazla kişiye karşı … bir fiille işlendiği kabul edilmekle, aynı neviden fikri içtima kuralları uygulanırken, yasal dayanak olarak 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası gösterilmeden, doğrudan aynı maddenin birinci fıkrası uygulanmak suretiyle, 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırı davranılması hukuka aykırı görülmüş ise de; bu hususun 1412 sayılı Kanun’un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde üç numaralı bentte açıklanan nedenleAdana 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.05.2016 tarihli kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının ikinci paragrafından; “ bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda birden fazla” ibaresinin çıkartılarak, yerine “ … fiile birden birden fazla mağdura karşı” ibareleri eklenmesi ve aynı paragrafta “ … TCK’nın ” ibaresinden sonra gelmek üzere, “ 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla ” ibaresi eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.02.2023 tarihinde karar verildi.