Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/11677 E. 2009/10883 K. 09.07.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/11677
KARAR NO : 2009/10883
KARAR TARİHİ : 09.07.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalı işveren nezdinde 10.10.1989-12.05.2000 tarihleri arası çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Dava, davacının davalı işyerinde 10.10.1989-12.5.2000 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespitiyle işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 10.10.1989-12.5.2000 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine , işçilik alacakları konusunda açılan davanın tefrikine karar verilmiştir
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davalı işyerinin 1.6.1989 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, davacı adına davalı işyerinden düzenlenen 10.10.1998 ve 1.8.1998 tarihli işe giriş bildirgelerinin süresinde Kurum’a verildiği, hizmet cetveline göre davalı işyerinden 10.1.1989-28.2.1990 tarihleri arasında 80 gün, 1.8.1998-12.5.2000 tarihleri arasında da 367 gün çalışmanın kurum’a bildirildiği, işyeri dönem bordrolarının getirtildiği, ve bir kısım bordro tanıklarının dinlendiği, davacının ilk defa davalı işyerinde çalışmaya başladığı 10.10.1989 tarihinde 19 yaşında olduğu askerlik belgesinin getirtilmediği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda dinlenen davalı bordro tanıkları haftada iki gün davacının hayvan kesime gelip gittiğini ve davacı bordro tanıkları ise çalışmanın sürekli olduğunu kesim dışında et temizleme işi yapıldığını bildirdikleri görülmüştür. Bu durumda davalı işyeri çalışanları olan tanıkların beyanları arasında çelişki giderilmeden uzunca bir süreyi kapsayan istemin kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur
Yapılacak iş; davacının askerlik yaptığı süreye ilişkin belgenin bağlı bulunduğu Askerlik Şubesi Başkanlığından getirtmek, davalı ve davacının dinlettiği bordro tanıkları dışında kalan diğer dönem bordro tanıklarının çalışma sürelerine ilişkin ayrıntılı beyanlarını almak,beyanların yetersiz olması ve çelişkinin giderilemememsi durumunda ise, davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek ilgili SGK İl Müdürlüğünden gerekirse zabıtaca komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlar tesbit edilip beyanlarına başvurmak, varsa davalı işyerinden sigortalının şahsi işyeri dosyasını getirtmek ve davacının çalışmaları konusunda hiçbir tereddüt kalmayacak şekilde tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde …’na iadesine, 9.7.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.