Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2020/19052 E. 2023/346 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19052
KARAR NO : 2023/346
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Sanık hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 29.09.2015 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 272 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca iftira ve yalan tanıklık suçlarından cezalandırılması talebiyle dava açılmıştır.

2. Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira ve yalan tanıklık suçlarından, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekili temyiz isteğinde sanığa atılı suçların sübut bulduğunu, … dışı tanıklığının mahkeme kararına etkili olduğunu, sanığın kasıtla hareket ettiğini ve re’sen tespit edilecek hususlar ile de kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. … ile eski eşi … Acarca arasında devam eden Adana 1. Aile Mahkemesinin 2014/304 Esas sayılı mal paylaşımı davasında, 28.05.2015 günlü tanık olarak dinlenen A.A.’nın ifadesinde “… taraflar evlendikten sonra … … eşinin aracılığıyla İncirlik’te işçi olarak işe girmişti. Kendisi hırsızlık yaptığı için işten çıkarıldı… ” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2. Katılan …, kendisinin kadro iptali nedeniyle işten çıkarıldığını belirterek,Türk Harb-İş Sendikası tarafından 31.07.2015 tarihinde tanzim edilmiş, “…’ın 07.02.1990 tarihinde tenkisat yapılarak işten çıkarıldığını, çalıştığı kadronun iptal olduğunu” bildiren bir belge sunmuştur. Dava konusu olay katılanın yalan tanıklık ve iftira suçlarından sanık hakkında suç duyurusunda bulunmasından sonra açılan davaya ilişkindir.
3. Soruşturma safhasında dinlenen tanıklar A.A., Z.Y. ve G.Y. katılanın eve işyerinden malzeme getirdiğini, hırsızlık nedeniyle işten çıkarıldığını beyan etmişlerdir.
4. Sanık savunmasında kardeşinin eski eşi olan katılanın işten çıkarılması hakkında bildiklerini mahkemede anlattığını, o zamanki sendika başkanının aracı olması nedeniyle, önce katılanın yerinin değiştirildiğini, sonra da işten çıkarıldığını, o çıkarıldıktan sonra da başkalarının işe alındığını, iftira ya da yalan tanıklık kastının olmadığını belirtmiştir.

IV. GEREKÇE
Katılan vekilinin temyiz sebepleri bakımından;
1. Mahkemenin gerekçesinde “sanığın duruşmadaki katılanın hırsızlık yaptığına ilişkin beyanlarının onun hakkında bir soruşturma açılmasını sağlamaya yönelik olmadığı; yalan tanıklık suçunda ise sanığın yaptığı tanıklığının taraflar arasında görülen mal paylaşımı davasının sonucuna etkili olmadığı” belirtilerek, unsurları itibarıyla oluşmayan suçlardan sanık hakkında beraat kararı verilmiştir. Dosya kapsamına göre gerekçeleri itibariyla kararda bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği yönündeki temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Sair hususlar yönünden yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak beraat kararının yasal dayanağının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi olarak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırılık teşkil etmiş ise de bu hususun 1412 sayılı Kanun’un 322 nci maddesi gereği düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 22. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2016 tarihli ve 2015/842 Esas, 2016/331 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının beraat kararına ilişkin birinci paragrafının çıkartılarak yerine; “Sanığın eylemlerinin kanunda suç olarak tanımlanmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Beraatine,” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.02.2023 tarihinde karar verildi.