Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/1308 E. 2009/3829 K. 02.06.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/1308
KARAR NO : 2009/3829
KARAR TARİHİ : 02.06.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı … ve davalı … vekilleri tarafından istenmiş; Davacı … vekilince de duruşma talep edilmiş olmakla, duruşma için tayin edilen 02.6.2009 salı günü davacı…. vekili Av…… ile davalı … vekili Av. … geldiler. Davalı … tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı … ve davalı … vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu …’in alacaklısından mal kaçırmak amacıyla Adana, …., ….. Mahallesi, 386 Ada, 15 parselde üzerinde benzin istasyonu bulunan taşınmazın 3/4 hissesini 12.1.2005 tarihinde kardeşi davalı …’e sattığını belirterek tasarrufun iptalini, hissenin borçlu adına tescilini dava ve talep etmiştir.
Davalı … vekili, haciz tarihi ile tasarruf tarihi arasında 2 yıllık süre geçmiş olduğundan İİK 278/2 maddeye göre davanın dinlenemiyeceğini, taşınmaz üzerindeki tesislerin dava dışı …’e ait olduğunu ve bu konuda … tarafından mülkiyet tespiti talepli dava açıldığını, taşınmaz üzerindeki ipotek ve hacizle birlikte 470.630,00 YTL’ye alındığını, aciz belgesi sunulmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı …, tebligata rağmen savunma yapmamıştır.
Mahkemece, iddia, savunma toplanan delillere göre, tasarruf tarihi ile haciz tarihi arasında İİK 278.maddede
öngörülen 2 yıllık sürenin geçtiği, dolayısıyla davanın hakdüşürücü süre yönünden reddi gerektiği kanısıyla dava reddedilmiş; hüküm, davacı ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Yasanın 280/1.maddesi gereğince malvarlığı borçlarına yetmeyen borçlunun alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebileceği, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olması gerektiği, 2. fıkrada ise 3. Şahıs borçlunun 3. dereceye kadar kan veya sıhrı hısımı ise borçlunun 1. fıkrada beyan ollunan durumunu bildiği kabul edilmiştir. 3. fıkrada da ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut emtianın tamamı veya mühim bir kısmının devir veya satın alan veya bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kastıyla hareket ettiğinin kabul edileceğini, bu karinenin ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az 3 ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicil Gazetesiyle, mümkün değilse bütün alacaklılarının öğrenmesini temin edecek şekilde ilan olunduğu ispatla çürütülebileceğini hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, davalı borçlu ticari işletme niteliğindeki üzerinde benzin istasyonu bulunan taşınmazın 3/4 hissesini kardeşi davalı …’e satmıştır.
Mahkemece hükme gerekçe olarak gösterilen İİK’nun 278.maddesinde öngörülen süre hak düşürücü süre olmayıp ivazsız tasarrufların butlanına ilişkin ve iptale tabi tasarrufun sınırını gösteren süredir. Oysa 11.5.2004 tanzim 11.8.2004 vadeli senetle borçlu ve aciz halinde olduğu anlaşılan borçlu Soner’in borcunu ödemeyerek 12.1.2005 tarihinde sahibi olduğu taşınmazın 3/4 hissesini kardeşi Halil’e satmak suretiyle alacaklıları ızrar kastıyla hareket ettiği, taşınmazın ticari işletmenin devri niteliğinde olduğu davanın 5 yıllık süre içinde açıldığı gözetilerek olayın İİK 280.maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerekir. Diğer yandan dava konusu taşınmazın başka bir alacak nedeniyle Kozan İcra Müdürlüğünün 2006/18 talimat dosyasından satış aşamasında olduğu anlaşıldığından, anılan dosya incelenerek İİK 283/2 maddesi uyarınca işlem yapılıp yapılmayacağı da gözönüne alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı … vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 625.00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 2.6.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.