Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/3887 E. 2009/414 K. 05.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/3887
KARAR NO : 2009/414
KARAR TARİHİ : 05.02.2009

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılardan … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalılardan …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle yaptıkları icra takibi sırasında, borcunu karşılayacak haczi kabil malının bulunmadığını; ancak, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendisine ait taşınmazı diğer davalı …’e düşük bir bedelle sattığını öne sürerek, yapılan tasarrufun iptali ve taşınmaz üzerinde cebri icra yapma yetkisi tanınmasını talep etmiştir.
Davalılardan … cevap dilekçesinde, taşınmazı bankaya olan borcunu ödemek için sattığını; diğer davalı … ise davacının alacağının tasarruf tarihinden sonra doğduğunu, taşınmazı bankadan konut kredisi kullanmak suretiyle bedelini ödeyerek satın aldığını,borçluyu tanımadığını ve iyi niyetli olduğunu, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu edilen taşınmazın tapudaki satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne, davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmiş; hüküm, davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK.nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Mahkemece davaya konu edilen taşınmazın tapuda gösterilen satış bedeli ile bilirkişiler tarafından belirlenen gerçek değeri arasında fahiş fark bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. İİK.nun 278/2 maddesinde aktin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği akitlerin bağışlama hükmünde sayılacağı ve iptale tabi olduğu belirtilmiştir. Devamlılık arz eden yargısal uygulamalarla taşınmazın tapudaki değeri ile gerçek değeri arasında bir misli ve daha fazla farkın bulunduğu hallerde fahiş farkın bulunduğu kabul edilmiştir. Somut olayda davaya konu edilen 5646 sayılı parsel üzerindeki 12 nolu meskenin, tapuda gösterilen satış bedeli 8.000.00 YTL. olup bilirkişi tarafından belirlenen gerçek değeri ise 35.530.00 YTL.dir. Ancak, taşınmazı satın alan davalı … taşınmazı aslında 34.000.00 YTL.bedelle satın aldığını, bunun 4.000.00 YTL.sini haricen ödediğini, geri kalan miktarını ise …k İskenderun şubesinden aldığı konut kredisi ile ödediğini ve kredi aldığı gün taşınmaz üzerine ipotek konulduğunu savunmuş ise de mahkemece, bu yönde yeterli bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. O halde mahkemece davalı 3. kişi … tarafından …skenderun şubesinden taşınmazın satış tarihi olan 23.08.2005 tarihinde alınan konut kredisinin kime ödendiğinin araştırılması ve bu kredi nedeniyle aynı gün taşınmaz üzerine ipotek konulması hususunun tanık beyanları ile birlikte değerlendirilmesi, alınan kredinin borçlu davalıya ödendiğinin saptanması halinde bedeller arasında fahiş fark bulunmadığının göz önüne alınması, ondan sonra tarafların toplanan ve toplanacak tüm delillerinin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmuş olması doğru bulunmamıştır.
SONUÇ:Yukarda açıklanan nedenlerle davalılardan … vekilinin temyiz itirazları yerindedir, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 60.00.TL temyiz başvuru harcının davalı …’den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 05.02.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.