YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2933
KARAR NO : 2007/4737
KARAR TARİHİ : 27.11.2007
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Taahhüdü ihlal suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda ödeme taahhüdünde tüm borç toplamının açıkça hesaplanıp belirtilmemesi sebebiyle suçun unsurları oluşmadığından beraatine dair, İzmir 7.İcra Mahkemesinin 05.12.2005 tarihli ve 2005/1352-2742 sayılı kararına yönelik itirazın tahhüdün geçerli olduğundan bahisle kabulüne ve borçlunun ödeme taahhüdünü yerine getirmeme sebebi araştırılarak sonucuna göre karar verilmek üzere Mahkemesine gönderilmesine ilişkin, İzmir 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 21.09.2006 tarihli ve 2006/742 müteferrik sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile;
2004 sayılı Kanun’un itiraz başlıklı 353.maddesinde “İcra Mahkemesinin bu bap hükümlerine göre verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı, tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren yedi … içinde yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine itiraz edilebilir. itiraz üzerine verilen karar kesindir. İcra Mahkemesinin bu bapta yer alan suçlardan dolayı verdiği hükümlerle ilgili olarak 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme uyarınca 2004 sayılı Kanunun 16.Bap’ı kapsamındaki suçlar hakkında İcra Mahkemesince verilen kararlara karşı itiraz olunabileceği, 5271 sayılı Kanunun 270.maddesinde, “….mercii, inceleme ve araştırma yapabileceği gibi gerekli gördüğünde bunların yapılmasını da emredebilir.”, 271.maddesinde “(1) kanunda yazılı olan haller saklı kalmak üzere itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet Savcısı ve sonra müdafi veya vekiln dinlenir. (2) itiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verilir.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında,
1- Mercii Mahkemece itirazın kabulüne karar verilmesi karşısında, 5271 sayılı kanunun 271/2.maddesi gereğince işin esasına girilerek ihtilaf konusunu halledecek şekilde itirazın mevzuunu teşkil edecek mesele hakkında da bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- Mercii Mahkemenin, vukubulan itiraz üzerine, lüzum görülen tüm araştırmaları yapabilecek veya yaptırabilecek olması, yine gerek görülürse Cumhuriyet Savcısı, müdafi veya vekilin dinlenmesine karar verebilecek olması karşısında her halükarda işin esasına girilerek bir karar vermesi gerektiği, dolayısıyla talep konusuna bağlı kalmak üzere dava konusunu usul ve esas yönünden inceleme zorunluluğu bulunduğu, bir başka ifadeyle yapılan yargılama sonucunda İcra Ceza Mahkemesince 2004 sayılı Kanunun 16.Bap’ı kapsamındaki suçlar hakkında verilen kararlara karşı yapılan itirazın merciince yerinde görülmesi durumunda, işin esası hakkında araştırma, inceleme yapılması gerektiğinden bahisle dosyanın hüküm Mahkemesine iade edileceğine ilişkin 5271 sayılı Kanunun 271. maddesinde Kanuni düzenlemenin bulunmaması sebebiyle, mercii 4. Ağır Ceza Mahkemesinin “borçlunun taahhüdü yerine getirememesi sebebinin mahkemesince araştırılarak sonucuna göre karar verilmesine” ilişkin gerekçesinin kanuni dayanağının bulunmadığı, dolayısıyla 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 271/2.maddesinde açıkça yer almayan bir usul sisteminin kabul edilmesinde,
İsabet görülmemekle kararın 5271 Sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 03.05.2007 … ve 23484 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 07.06.2007 … ve K.Y.B:2007/98016 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre; İzmir 7.İcra Mahkemesince borçlu sanığın taahhüdünün geçerli olmaması nedeniyle beraatine dair, verilen karara yönelik itiraza bakan İzmir 4.Ağır Ceza Mahkemesince dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, itirazın kabulü ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.12.2000 tarih ve 5/5 sayılı kararına göre T.C Anayasasının 38. maddesine eklenen son fıkrası uyarınca hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir hükümlülüğü yerine getirmemekten dolayı özgürlüğünden alıkonamaz hükmü ve yapılan düzenlemenin sanığın lehine olması ve TCK’nun 2/2. maddesi gözetilerek sanığın hukuki durumunun yeniden gözetilmesi gerekliliği ve borçlunun taahhüdünü kasten mi güçsüzlüğü nedeni ile mi yerine getiremediği hususunun araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekçesiyle kaldırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere “1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır…“disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1.maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanununda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında itirazın, kural olarak itiraz olunan kararı veren mahkemeye yapılacağı ve ilk inceleme kararı veren mahkemece gerçekleştirilip, kararın düzeltilebileceği, yerinde görmezse en çok üç … içinde itirazı inceleyecek mercie göndermesi gerektiği (CMK.md.268/1-2), buna karşılık İcra ve İflas Kanununda İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi … içerisinde yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza
Mahkemesine yapılması gerekmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunundaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “İtiraz usulü ve inceleme merciileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler Sulh Ceza, Asliye Ceza, Ağır Ceza ve Bölge Adliye Mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanununda, İcra Mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, 5271 sayılı CMK.nun 268. maddesinde kararına itiraz edilecek mahkemeler arasında icra mahkemesinin gösterilmediği cihetle, İcra ve İflas Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara itirazın yedi …
içerisinde doğrudan yargı çevresinde bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılması gerektiği, anılan maddede ilk incelemenin icra mahkemesince yerine getirileceğine dair bir düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde, itiraz hakkında Ağır Ceza Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller içindir.
Diğer taraftan, itiraz mercii İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesince; itirazın kabulü ile İzmir 7. İcra Mahkemesinin 5.12.2005 tarih 2005/1352-2742 sayılı kararının kaldırılmasına karar vermesini takiben “… T.C Anayasa’sının 38. maddesine eklenen son fıkra uyarınca hiç kimse yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz hükmü ile yapılan bu düzenlemenin sanığın lehinde bulunması ve TCK’nun 2/2. maddesi gözetilerek sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu bulunduğundan ve borçlunun taahhüdünü kasten mi yoksa güçsüzlüğü nedeniyle mi yerine getiremediğinin araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine” karar verilmiş isede, Anayasa Mahkemesinin 21.11.2002 tarih ve 2001/415 esas, 2002/166 sayılı ve 28.2.2003 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “itiraz konusu kuralda, düzenlenen eylem Anayasa’nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasında sözü edilen, doğrudan sözleşmeden doğan yükümlülüğün yerine getirilememesi olmayıp, kamu otoritesince yürütülen cebri icranın etkinliğinin sağlanmasıdır. Bu nedenlerle, yasada öngörülen yükümlülük sözleşmeden değil yasadan kaynaklandığından kural, Anayasa’nın 38. maddesinin sekizinci fıkrasına aykırı değildir.” şeklinde gerekçeyi içeren itirazın reddi kararı karşısında, mahkemesince araştırılması gereken bir hususun da bulunmadığı açıktır.
Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan Kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç yedi … içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir…..” hükmü getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek ağır ceza mahkemesinin “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine,” karar verir şeklinde düzenleme getirilmiştir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden ağır ceza mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur. Dosya içerisinde araştırılması gereken bir husus ve toplanması gereken bir delil de bulunmadığına göre, itirazın kabulü ile icra mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar veren İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin itirazın esası hakkında da bir karar vermesi gerekirken, bu konuda karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermesi isabetsizdir.
Bu nedenle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname değişik gerekçe ile yerinde görülmekle, İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.09.2006 tarih ve 2006/742 müteferrik sayılı kararının BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.11.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.