YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4248
KARAR NO : 2009/425
KARAR TARİHİ : 05.02.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenilmiş, davacı … vekilince duruşma talep edilmiş olmakla duruşma için tayin edilen 3.2.2009 Salı günü taraflardan gelen olmadı. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesiyle, davalı şirkete kasko sigortalı müvekkiline ait aracın trafik kazası sonucu hasarlandığını, davalı şirkete olay ihbar edilmesine rağmen hasar bedelinin ödenmediğini ve düşük bedel teklif edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 32.962.536.249 TL hasar bedeli, aracın kullanılmasından mahrum kalınan günler için 2.000.YTL, poliçe hükümlerine aykırı davranarak müvekkiline manevi yönden de zarar verildiğinden 20.000.YTL manevi tazminatın, olay tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacıya ait aracın kaza sonucu ağır hasarlandığını ve pertinin uygun görüldüğünü 2. el piyasa rayiç değerinden araç hasarlı hali ile sigortalıya terk edildiğinden sovtaj değeri mahsup edilerek bakiye 18.635.YTL’nin, dava tarihinden önce 17.12.2004 tarihinde davacının hesabına havale edildiğini, talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu, manevi tazminatın şartları oluşmadığı gibi müvekkili şirketin bu talepten sorumluluğu da bulunmadığını, araç ticari olmadığından aracın kullanımından
mahrum kalınan günlük ekonomik değer kaybı ya da kiralama bedeli istenemeyeceğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, manevi tazminat davası ile aracın kullanılamaması nedeniyle uğradığı zararın tahsiline ilişkin davanın reddine, hasar bedeline yönelik davanın kısmen kabulüne, 3.433.YTL tazminat ile 1.322.60.YTL faiz kaybı bedelinin,hasar bedelinin 29.10.2004 tarihinden işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı dElillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili ile davalı vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava kasko sigortasına dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.3.1.2. maddesi, aracın tam ziyaı halinde sigortacının azami sorumluluk haddini geçmemek üzere hasar anındaki sigorta değeri ödenir. Onarım masrafları sigortalı taşıtın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşar ya da taşıt onarım kabul etmez bir hale gelirse taşıt tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda değeri tamamen ödenen araç ve aksamı talep ettiği takdirde sigortacının malı olur.” hükmüne yer verilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde ve 24.4.2006 tarihli dilekçesinde aracın sigorta şirketince pert-total olamayacağını ve aracı sigorta şirketine teslim etmediğini bildirmiştir. 1.12.2004 tarihli eksper raporunda ise, aracın sovtaj bedelinin 14.365.YTL tesbit edilmesine rağmen, daha sonraki 2005 yılında aracın hasarlı olarak 7.500.YTL 3.kişiye satıldığı ifade edilmiştir.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, tarafların dosyaya sundukları tüm bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporları değerlendirilerek dava konusu aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise, tamir masraflarının hesaplanması, ekonomik değilse; (pertle ayrılması halinde) aracın yaşı, modeline göre kaza tarihindeki 2’ci el piyasa değeri ile sovtaj (hasarlı hali) bedelinin tesbiti için İTÜ yada Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek uzman bilirkişi kurulundan gerekçeli, ayrıntılı, denetime imkan verecek itirazları karşılayacak şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de; davalı … şirketi, dava açılmadan önce davacının banka hesabına 17.12.2004 tarihinde 18.635.YTL havale yapmıştır. Dosya kapsamına ve müzekkere cevabına göre, davacıya bu ödeme bildirilmemiş olduğundan, davacı 24.12.2004 tarihinde, 32.962.536.249.TL hasar bedelinin tahsili istemiyle dava açmıştır. Bu durumda, davacı ödemeyi 10.1.2005 tarihinde öğrenmiş olup davalı tarafından askide kanıtlanmamıştır. O halde, dava açılmadan önce, davalı tarafından ödenen 18.635.YTL yönünden, dava konusuz kaldığından, bu kısımla ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve vekalet ücreti, yargılama giderlerinin de ona göre hesaplanması gerekirken, bu miktarla ilgili davanın reddine karar verilip, tarafların vekalet ücretinden ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulması isabetli değildir.
4-Kabule göre; dava kasko sigortalı poliçesiyle sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin sigortadan tazminine ilişkindir. Sigorta sözleşmesinden doğan alacağın muaccel olduğu en erken tarih Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının B.3.1. maddesine göre hasar miktarına ilişkin belgelerin sigortacıya verilmesinden itibaren hasar ve tazminat miktarını tesbit edip sigortalıya bildirmek zorunda olduğu 15 günün son günüdür. Somut olayda davacı, davalı sigortacıya 14.10.2004 tarihinde kaza ile ilgili belgelerin tebliğ edildiğini beyan etmiş, mahkemece tebliğ belgesi getirilip bu konuda yeterli araştırma yapılmadan bu tarihe 15 gün ilave edilerek 29.10.2004 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir. Bu itibarla davacının davalıya rizikonun gerçekleştiğine dair bilgi ve belgeleri tebliğ tarihinin araştırılarak davalı sigortacının temerrüde düştüğü tarih tesbit edilip sonucuna göre karar vermek gerekirken, davacının beyanı ile yetinilip belgelendirilmeyen tarih esas alınarak temerrüt faizine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
5-Kabule göre; tesbit giderleri yargılama giderlerinden olup, davacı tarafından yapılan tesbit giderlerinin yargılama giderlerine eklenmesi gerekirken bu konuda olumlu ya da olumsuz hiç bir karar verilmemesi de doğru değil, bozma sebebidir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2, 3, 5 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin 2 ve 4 nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve duruşmada vekille temsil olunmayan taraflar yararına vekalet ücreti takdiren yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine 5.2.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.