Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2008/4675 E. 2009/388 K. 03.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/4675
KARAR NO : 2009/388
KARAR TARİHİ : 03.02.2009

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmiş ise de; davada aleyhine hükmedilen miktar karar tarihi itibariyle duruşma sınırının altında kaldığından duruşma isteğinin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu …’nun alacaklısından mal kaçırmak amacıyla K … ilçesi … Mahallesi 1327 ada 121 parsel 42 nolu bağımsız bölüme 16.05.2001 tarihinde davalı …’a sattığını belirterek tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili 16.05.2001 tarihli tasarrufun 01.10.2001 tarihli borçtan ve 18.11.2002 tarihli hesap katından önce olduğunu, taşınmazın emlakçı aracılığıyla 30.000DM karşılığı 15.456,54YTL’e alındığını ve bedelinin davalının eşi … tarafından ödendiğini, taşınmazın alınmasından sonra 10.000TL’lik onarım yapıldığını, borçlunun satış tarihinde 2002 yılı Kasım ayına kadar evde kiracı olarak kardığını ve 2002 yılı Eylül ayına kadar toplam 800Euro kira bedeli ödediğini, davacı bankanın davalı borçluya satış tarihinden sonra 01.10.2001, 20.08.2002 ve 01.10.2002 tarihlerinde toplam 14.000YTL daha kredi kullandırdığını, aciz halinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı borçluya ilanen tebligat yapılmış, savunma yapmamıştır.
Mahkemenin kesinleşmiş bir icra takibi bulunmadığından dava şartının yokluğu nedeniyle verdiği red kararı Yargıtay
15. Hukuk Dairesinin 01.03.2005 tarih 2004/6338 esas – 2005/1904 karar sayılı ilamı ile “davalı borçlu hakkında Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2003/298 esas sayılı dosyasında 09.01.2003 tarihinde takibe girilmiş, tasarrufun iptali davası açıldıktan sonra da arsa borçluya 19.03.2004 tarihinde ödeme emri tebliğ edilmiş, 03.05.2004 tarihli yetkili icra dairesince verilmiş kat’i aciz belgesi de ibraz edilmiştir. Bu itibarla takibin kesinleşmiş ve dava şartının gerçekleşmiş olduğunu kabulü ile davacının delilleri toplanarak ve…4. icra müdürlüğünün 2002/7875 sayılı takip ile ilgili kredi sözleşmesinden doğan borcun 16.05.2001 tarihli tasarrufdan sonra doğduğu hususu gözetilmek ve bu konuda davacıya varsa delillerini ibraz ettirerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle ve dava şartı bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirir” gerekçesi ile hüküm bozulmuştur.
Hükme uyulan bozma ilamından sonra Mahkemece idda, savunma, toplanan delillere göre dava konusu taşınmazın tapuda gösterilen satış değerleri ile gerçek değeri arasında bariz ve fahiş fark olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, Konya ili Selçuklu ilçesi … mahallesi 1327 Ada 121 parsel sayılı 14/1600 arsa paylı A Blok 4. Kat 42 nolu bağımsız bölümün davalılar arasındaki 16.05.2001 tarihli satışı ile ilgili tasarrufun…4. İcra müdürlüğünün 2002/7875 ve 2003/298 esas sayılı takip dosyalarındaki alacak ve fer’ileri ile sınırlı olarak iptaline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 227 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK 278/3-2 bendi gereğince aktin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyatı kabul ettiği akitler bağışlanan hükmünde olup iptale tabidir. Ancak tasarrufun haciz veya aciz’in iflastan evvelki iki yıl içinde yapılmış olması gerekir.
Somut olayda aciz belgesi 03.05.2004 tarihli olup tasarruf 16.05.2001 tarihinde yapıldığından 2 yıllık süre geçmiştir.
Kabule göre de; dava konusu taşınmazın satış bedeli olarak tapuda 7.600,00YTL, 3.şahsın eşi tarafından da bankadan 30.000DM çekilerek ödeme yapıldığı bu durumda bedeller arası fahiş farktan da bahsetmek mümkün olmadığı gibi davalı üçüncü kişinin kötü niyetide ispat edilememiştir. Kaldı ki 2002/7895 esas sayılı takip alacağına konu borcun 31,1 ve 12.2.2001 tarihli kredi sözleşmelerine istinaden 9.000,00YTL’lik kısmının tasarrufdan önce 01.10.2001 – 20.08.2002 – 01.10.2002 tarihli kredi sözleşmelerine dayalı 14.000,00 YTL’lik kısmının ise tasarrufdan sonra doğduğu hususunun değerlendirilmemesi de doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ:Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile usül ve yasaya uygun bulunmayan hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 03.02.2009 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.