YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15486
KARAR NO : 2009/10957
KARAR TARİHİ : 13.07.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, mağduriyetine yol açtığından SSK’ya bildirilmeyen hizmet süresinin tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, davalı Bakanlığa ait okullarda “Usta öğretici” olarak 1980 yılında çalışmaya başladığı ve bu çalışmasının 2006 yılına kadar sürdüğü halde kuruma eksik bildirim yapıldığından SGK’na bildirilmeyen eksik hizmetlerinin tespitini istemiştir.
Mahkemece istemin kabulü ile, davacının davalı … nezdinde hizmet akdi ile 1703 gün süre ile çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de varılan bu sonuç eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğundan yerinde değildir.
Gerçekten davacı Ayşe Teke’nin ilk kez 18.08.1980 tarihli işe giriş bildirgesi ile dava dışı işveren Metin Namal yanında çalışmaya başladığı dosyaya ekli Bakanlık belgelerine göre de, 1980 – 1981 eğitim öğretim döneminden başlamak üzere 1993-1994 eğitim öğretim yılı sonuna kadar, bu eğitim yıllarında değişik okullarda İlçe Halk Eğitim Merkezi nezdinde “Usta öğretici”olarak çalıştığı bu çalışmaların ise kısmi olarak bildirildiği, bu çalışmaları arasında 15.7.1990 tarihinde Diana Turizm Otel işyerinde çalışmasınında olduğu, 1997-1998 yıllarında Aşıklar Köyü Kurs ve Okul Talebe Yardım Derneği nezdinde çalıştığı, 8.3.1999 – 30.5.1999 tarihleri arasında Kırkavak Köyü okulunda vekil öğretmenliği nedeni ile Emekli Sandığına hizmetinin bildirildiği, 2000 yılından itibaren 2005/8 aya kadar Özel Manavgat Koleji Eğitim ve Öğretim A.Ş.’Ye ait işyerinden 2005 yılı 10. Ayından itibarende Manavgat Milli Eğitim Müd. 75. Yıl Okul Müdürlüğü nezdinde kısmi sigortalı çalışmalarının Kuruma bildirildiği açıktır.
Bu haliyle, davacının çalışmalarının kamu kurumu niteliğinde olan işyerinde kısmi olarak geçtiği ortadadır. Kamu kurumlarında geçen çalışmaların belgeye dayalı olması esası yanında davacının bu çalışmalarının bir kısmının usta öğretici olarak saat ücreti karşılığında Kuruma bildirildiği de ortadadır. Ne var ki mahkeme bu yöne ilişkin, araştırma yapmadan, 1980-1994 yıllarında usta öğretici olarak geçen bildirimlerine ait Halk Eğitim Merkezinde bulunması gereken ders saati karşılığı ücret ödeme belgeleri, puantaj kayıtları gibi kayıtları dosyaya hiç istemediği gibi, 1997 yılından sonra davalı Bakanlık nezdinde geçen ve 506 sayılı Yasa’ya tabi olarak bildirimlerine ilişkinde Kurum kayıtlarını dönem bordrolarını ve işverenin varsa ücret ödeme belgelerini de dosyaya eklenmiştir. Yerleşmiş Yargıtay ve Dairemiz uygulamalarına göre, kısmi çalışma halinde eksik bildirilen sürelere ilişkin varsa işverinin ücret ödeme puantaj kayıtları gibi belgelerinde ki davacının imzalı çalışma gün karşılıklarının esas alınacağı imzalı belge yoksa aksinin kayıtlı tanık beyanı veya başka delillerle ispatlanacağı yönündedir.
Açıklandığı üzere davacının tam süreye ilişkin çalışma isteminde, kısmi çalışma olduğu gibi, bu çalışmalarının nitelikleride farklıdır. 1980-1994 tarihleri arası öğretim yılı dönemlerinde usta öğretici sonraki yıllarda ise vekil öğretmenlik ve kütüphane çalışanı olarak geçen hizmetlerinin ise kısmi bildirime dayalı olduğu tartışmasızdır.
Bu halde, öncelikle çalışma nitelikleri ve sürelerine göre, davalı işverenin tüm kayıtlarının dosyaya eklenmesi gerektiği açıktır. Mahkemece bu yönde hiç işlem yapılmadığı gibi, dinlenen bir kısım tanık beyanları ile, kendi içersinde dahi çelişik ve iş ve sosyal güvenlik konularında uzmanlığı dahi tespit edilemeyen bilirkişi raporu esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu açıktır.
Yapılacak iş;
a) Davacının 1980-1994 yılları arasında usta öğretici olarak geçen çalışmalarına ilişkin olarak davalı işveren nezdinde bulunan ders saati, ders ücreti ya da puantaj vs. gibi kayıtları Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünden istemek, gelen kayıtlara göre çalışmaların günlük saat ücreti üzerinden ve kısmi çalışma esasına göre geçtiği anlaşıldığında, tam gün esası ve aylık karşılığı olmayan çalışmaların günlük çalışma saatine göre ve part-time çalışma olması nedeniyle, bu çerçevede değerlendirme yaparak Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.09.2008 gün ve 2008/10-555-530 sayılı Kararında da belirtilen şekilde sonuca gitmek,
b) Davacının 1997 yılından sonra geçen ve Kuruma kısmi olarak bildirilen çalışmaları yönünden ise, çalışmalara ilişkin davalı işverenler nezdinde bulunan davacı ile ilgili tüm kayıtlar istenildikten sonra, işverenin Kamu Kurumu olduğu ve çalışmalarının belgeye dayalı olma esası da dikkate alınarak, kısmi ve kesintili geçen bu çalışmalar yönünden de, Yargıtay HGK’nun 23.5.2001 gün ve 2001/409 – 425 ve 25.06.2003 gün ve 2003/410-425 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere, davalı işverenin ücret bordroların da davacının imzası olanlar saptanarak imzasını içeren bordrolarda geçmiş sürelerin dışındaki süreler ile ilgili olarak istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden de işverence SGK’na verilen dönem bordrolarında kayıtlı tanıklar saptanarak bu tanıkların bilgilerine başvurmak, bu tanıkların tespit edilmemesi halinde ise komşu işyerleri kayıtlı çalışanlar ile iş niteliği gereği çalışma ve süresine ilişkin bilgi sahibi olacak kamu tanıklarını resen tespit edip beyanlarını almak ve her iki ayrı bölümde belirtilen hususlar yerine getirildikten sonra, iş ve sosyal güvenlik konularında uzman bir bilirkişiden varsa çalışma gün ve sürelerini tespit eden yöntemince rapor da aldıktan sonra tüm delilleri takdir edip sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile hatalı bilirkişi raporuna dayalı yazılı şekilde hizmet tespitine ilişkin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Öte yandan HUMK.nun 388. Maddesinde bir kararın kapsaması gereken hususlar belirtildikten sonra 389. Madde ile de, kararda iki tarafa yükletilen görev ve verilen hakların şüphe ve tereddüdü gerektirmeyecek biçimde açık olarak yazılması öngörülmüştür.
Hüküm fıkrası, kararın esası olup kanunda “hüküm” kelimesi yalnız hüküm fıkrası için kullanılmıştır. Bu nedenle mahkemece, hüküm fıkrasında mahkemenin neye karar verdiği açıkça yazılmalıdır. Hüküm fıkrası çok açık ve infazı mümkün olmalıdır. Şarta bağlı ve terditli olarak hüküm kurulmalıdır. Dava, açıldığı tarihteki duruma göre karara bağlanmalı, hüküm fıkrasında asıl talep ile yardımcı talepler hakkında da karar verilmelidir.
Somut olayda ise, tespitine karar verilen 1703 günlük çalışma süresinin hangi tarihler arasında geçen çalışma süreleri olduğu belirlenmeksizin, İnfazda tereddüt yaratacak şekilde açıkça HUMK’nun 388 ve 389. Maddelerine aykırılık oluşturulması da mahkemenin kabul şekli bakımından doğru görülmemiştir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.07.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.