YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/5769
KARAR NO : 2006/7248
KARAR TARİHİ : 21.06.2006
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 6.4.2004 gününde verilen dilekçe ile şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil-alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul-kısmen reddine dair verilen 30.6.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava yanlar arasında düzenlenen 9.6.2003 tarihli “Sulh Sözleşmesi” başlıklı sözleşmeye dayanılarak açılmış tapu iptali tescil ve alacak istemlerine ilişkindir. Mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, hükmü bir kısım davalılar temyiz etmiştir.
9.6.2003 günlü sözleşme Kalecik Sulh Hukuk Mahkemesinin 2001/73 esasında kayıtlı izale-i şuyu davasının görülmesi sırasında yanların anlaşmaları üzerine mahkeme dışında düzenlenmiştir. Sulh müessesesi H.U.M.K.da bağımsız olarak düzenlenmemiş, ancak hem anılan yasada hem de diğer bazı yasa hükümlerinde Sulh’dan sözedilmiş, böylelikle varlığı kabul edilmiştir. Bir tarif yapmak gerekirse sulh tarafların karşılıklı anlaşmaları ile aralarında var olan çekişmeye son verme işlemidir. Yasalarımızdaki sulh işleminden maksat ise mahkeme önünde yapılan sulh işlemidir. Bu gibi durumlarda tarafların mahkeme önünde yaptıkları Sulh anlaşması tutanağa hakim tarafından yazdırılarak okunup kendilerine imza ettirilir. Somut olayda olduğu gibi taraflar sulh anlaşmasını mahkeme dışında yapmışlarsa bu bir akittir. Ancak taraflar mahkeme dışında yaptıkları sulh anlaşmasını mahkemeye vererek sulh anlaşması doğrultusunda çekişmeye son verdiklerini bildirirlerse bu anlaşma da tutanağa geçirilerek dosyaya eklenebilir. Böyle yapılmışsa bu anlaşmada mahkeme önünde yapılmış bir sulh anlaşması olarak kabul edilir, hüküm ve sonuçları meydana getirir. Eldeki davada sözü edilen usuli işlemler yerine getirilmediğinden 9.6.2003 günlü sulh anlaşması mahkeme dışında yapılmış bir sulhtur.
Dayanılan sulh anlaşması incelendiğinde tarafların mirasbırakanlarından kalan bazı taşınmazlardaki haklarını ve yine bazı taşınmazları tarafların bazılarına devri ve ivaz ilavesi suretiyle temlikini öngördükleri görülmektedir. Tarafların bu anlaşmayı yapmaktaki amaçları ise dava konusu yapılan taşınmazların temlikini sağlamak ve mevcut izale-i şuyu davasındaki çekişmeyi ortadan kaldırmaktır. Hukukça nitelendirmek gerekirse tarafların yaptıkları işlem düzenlenmesi Borçlar Kanununun 232’de yapılan bir trampa işlemidir. Trampadan maksat bir malın başka bir malla değiştirilmesidir. Dava konusu taşınmazlar tapuda kayıtlı oldukları için trampa akdinin biçim koşuluna uyularak resmi şekilde yapılması zorunludur. Davada biçim koşuluna uyularak yapılmış bir trampa sözleşmesi bulunmadığından, dayanılan sulh sözleşmesi de mahkeme dışında yapıldığından mahkeme önünde yapılanlar gibi ilam niteliği olmadığından mülkiyetin nakline ilişkin eldeki davanın dinlenme olanağı yoktur. Mahkemece açıklanan tüm bu yönler gözönünde tutularak istemin hüküm altına alınması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz itirazlarının reddi ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 21.6.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.