YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2006/10592
KARAR NO : 2006/9953
KARAR TARİHİ : 28.09.2006
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.4.2005 gününde verilen dilekçe ile tapuya şerh konulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 4.6.1998 günlü taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerhi istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Gerçekten 2644 sayılı Tapu Kanununun 26. maddesi hükmünce biçimine uygun düzenlenmiş sözleşmede aksine hüküm yoksa taşınmaz mal satış vaadi sözleşmelerinin taraflardan birinin talebiyle tapuya şerh edilmesi olanağı bulunmaktadır. Bu tür sözleşmeler tapuya şerh edilmekle ilgilisine ayni hak sağlamaz. Ancak, lehine şerh konulan kişiye şerhten sonra taşınmaza malik olanlara karşı satış sözleşmesini ileri sürme olanağı tanır. Ne var ki, somut olayda davacı …’in satış vaadi borçlusu davalı … aleyhine Alanya Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/510 esasında kayıtlı davayı açarak, satış vaadi sözleşmesi nedeniyle ödemiş olduğu bedelin istirdatını istediği bu davanın da derdest olduğu görülmektedir.
Gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri iki tarafa hak ve borçlar yükleyen tam iki yanlı sözleşme türlerindendir. Sözleşme henüz ifa edilmeden vaad alacaklısı olan davalı ödemiş olduğu satış bedelinin istirdatını istemiş olduğundan dayandığı 4.6.1998 günlü satış vaadi sözleşmesinden dönmüş sayılır. Satış vaadi sözleşmesiyle sağladığı ifa menfaatinden dönen alacaklı artık sözleşmenin tapuya şerh verilmesiyle kazanacağı haklardan yararlanamaz. Böyle olunca, satış vaadi sözleşmesinin şerhi istemiyle açılan davanın reddi yerine istemin hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
Diğer taraftan HUMK.nun 388 ve 389 maddeleri uyarınca mahkemelerce kurulacak hükmün infaz kabiliyeti bulunmalıdır. Aksi halde infazda güçlük çıkar ve taraflar yeni bazı uyuşmazlıklar içine itilir. Eldeki davada mahkemece 4.6.1998 günlü satış vaadi sözleşmesinin taşınmazın tapu kaydına işlenmesine karar verilmiş ise de dayanılan satış vaadi sözleşmesinin hangi taşınmaza ilişkin olduğu yazılı olmadığından kurulan hükmün infaz olanağı yoktur. Mahkemenin kabul şekline göre de bu husus bozmayı gerektirir.
Karar açıklanan bu nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 28.9.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.