YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/5661
KARAR NO : 2009/1771
KARAR TARİHİ : 26.03.2009
Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, alacağın tahsili istemi ile açılmış, mahkemece davanın kabulü ile 1.534,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, yanlar arasında “sözlü” olarak yapılan sözleşme gereğince davalının binasına “enerji sistemi” kurarak, teslim ettiğini ve 23.12.2005 tarihli ve 1.534,00 TL iş bedelini içeren faturanın kendisine tebliğ edilmesine rağmen, iş bedelinin ödenmediğini ileri sürmüştür. Davalı taraf ise, davacı iddiasını kabul etmemiş ve dolayısı ile kurulduğu ileri sürülen akdî ilişkiyi inkâr etmiştir. Buna göre, HUMK’nın 288. maddesi hükmü gereğince dava değeri itibariyle yanlar arasında akdî ilişkinin kurulmuş olduğunu davacı yüklenici şirketin, yasal ve yazılı delillerle kanıtlanması zorunludur. Somut olayda, davacı yazılı delil başlangıcı niteliğindeki delile dayanmadığından HUMK’nın 292; davalının, açık onayı bulunmadığı için de aynı Kanunun 287. maddesi hükümleri gereğince yanlar arasında akdî ilişkinin kurulmuş olduğunu davacı, tanık delili ile kanıtlayamaz. Ancak; davacı, dava dilekçesinde yasal delil kapsamında “yemin” deliline de dayanmış olduğundan akdî ilişkinin kurulmuş olduğunu, yani yanlar arasında bedeli uyuşmazlık konusu olan işin davacı yüklenici tarafından yapımına ilişkin yanlar arasında “sözlü” sözleşmenin yapılmış olduğunu kanıtlayabilmesi için davalıya yemin önerme hakkının bulunduğunun mahkemece, davacıya hatırlatılması zorunludur. Mahkemece, önerilen yeminle ilgili hakkın davacı tarafından kullanılması ve bununla ilgili yargılama işleminin yapılmasıyla akdî ilişkinin kurulmuş olduğunun kanıtlanmış olduğunun kabulü halinde de; işin, iş sahibi davalıya teslim ve onun tarafından da kabul edilmiş olduğunu yasal delillerle kanıtlamakla davacı ödevli ve teslimde maddi olay olduğundan her türlü yasal delille teslimin kanıtlanabileceği dikkate alınarak tarafların delilleri sunması olanağı sağlanıp değerlendirilmelidir. Teslimin davacı tarafından kanıtlanması durumunda da; iş bedelinin, faturadaki gösterilen miktarda olduğunu açıklar bilirkişi raporu, BK’nın 366. maddesine uygun olduğundan dava konusu 1.534,00 TL alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan hususlar gözetilmeden, eksik soruşturma ile verilen karar doğru değildir.
BK’nın 101/I. maddesi uyarınca, mahkemece, davası kabul edilen alacağa, temerrüt faizi uygulanabilmesi için istenebilir olması yeterli olmayıp, ayrıca davalının borçlu temerrüdüne düşürülmesi gereklidir. Mahkemece, faturanın tebliğ tarihi olan 03.01.2006 tarihinden temerrüt faizi uygulanmış ise de; faturanın temerrüt ihtarı niteliğinde sayılabilmesi için “ödeme istemini” de içermesi gerektiği gibi, bu nitelikteki faturanın da borçlu davalıya tebliği zorunludur. Oysa, somut olayda davalı, dava tarihi itibariyle borçlu temerrüdüne düşürülmüş olduğu halde; faturanın tebliğ tarihinden itibaren temerrüdünün gerçekleşmiş olduğunun mahkemece kabulü, kabul şekli bakımından da doğru olmamıştır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 26.03.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.