Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/10259 E. 2007/14663 K. 21.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/10259
KARAR NO : 2007/14663
KARAR TARİHİ : 21.11.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.9.2004 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi, kal, karşı davacı …tarafından verilen dilekçe ile de tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne, …’ın husumet ehliyeti bulunmadığından karşı davanın reddine dair verilen 4.4.2007 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, tayin olunan 20.11.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı … vekili Av.M…. … ile karşı taraftan davacılar-davalılar vekili Av…. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, çapa bağlı taşınmazda oluşan elatmanın yıkım sureti ile önlenmesi istemine ilişkindir.
Davalı …açılan davanın reddini savunmuş, karşı davasında ise Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayanarak temliken tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece; karşı davacı … davanın devamı sırasında taşınmazı diğer davalı …’e temlik ettiğinden aktif husumet yokluğu nedeniyle …tarafından açılan davanın reddine, bu davalı hakkında konusu kalmadığından elatmanın önlenmesi ve kal talepleri yönünden esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, … … hakkında açılan davanın kabulü ile bilirkişinin 30.1.2006 tarihli rapor ekindeki krokide kırmızı ile boyalı yere davalı …’in elatmasının önlenmesine, 13.3.2006 günlü bilirkişiler raporunun (d) bendinde saptanan elatmaların kal sureti ile kaldırılmasını, bilirkişi krokisinde gösterilen 13,76 m2.den ibaret kömürlük ve 15.13 m2 ek binanın kal’ine karar verilmiştir.
Gerçekten, dosyada toplanan delillerden 6.2.2006 tarihli krokide kırmızı ile boyanan ilave bina ve kömürlük olarak gösterilen yerlerin davacı kayıt malikleri … … ile …’un malik oldukları 1071 ada 7 parsel çap kaydı içinde kaldığı, davanın açıldığı 27.9.2004 tarihinde 6 parsel malikinin davalı-karşı davacı …’ın mülkiyetinde iken davanın görüldüğü sırada ve 9.5.2005 tarihinde davalı …’e satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Önceki malik …tarafından 8.10.2004 tarihinde açılan davanın dayanağı Türk Medeni Kanununun 725.maddesidir. Kural olarak da, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Ne var ki, Türk Medeni Kanununun 725.maddesi kurala ayrıcalık getirmiş, yasanın öngördüğü koşulların varlığının gerçekleşmesi halinde arazi ile muhtesat arasındaki bağlantıyı kesmiş, bina sahibine taşkın yapı sebebiyle taşınmaza malik olabilme olanağı tanımıştır. Burada hemen belirtilmelidir ki, Eşya Hukukunda da Borçlar Hukukunun sözleşme serbestisi ilkeleri hakimdir. Fakat Eşya Hukukunun özelliğinden kaynaklanan bazı borçlar vardır ki, sözleşme olmasa da sonradan malik olan kişi salt eşyanın malik olduğundan borçlanmakta veya hak kazanabilmektedir. Eşya Hukukunda bu olguya “Eşyaya Bağlı Borç” denilir. Eşyaya bağlı borç kavramının uygulamadaki en önemli örneği de kendisini Türk Medeni Kanununun 725.maddesinde hükme bağlanan taşkın yapı sebebiyle temliken tescil davalarında gösterir. Başka bir anlatımla başlangıçta Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayalı karşı davayı davalı …açmış olsa da taşınmaza sonradan malik olan davalı … sırf maliki olduğu taşınmaz üzerindeki taşınmazla sıkı sıkıya ilişkili bina sebebiyle davalı …’ın açtığı karşı davanın sonuçlarından yararlanabilir.
Diğer taraftan, HUMK.nun 186.maddesinde daha çok davalının müddeabihi temlik etmesinin sonuçları düzenlenmişse de uygulamada davacı tarafın müddeabihi devretmiş olması durumunda da yasanın anılan hükmünün uygulanması gerektiği, müddeabih dava sırasında davacı tarafından bir üçüncü kişiye satılır ve temlik edilirse eşyayı devralan kimsenin de devreden davacının yerine geçeceği ve onun hak ve yetkilerini kullanabileceği kısaca, davayı takip yetkisinin devralan kişiye geçtiği kabul edilmektedir. (HGK. 29.1.1964 tarih 26-78 sayılı kararı gibi) Böyle olunca, 6 parsel sayılı taşınmazın yargılama aşamasında satış suretiyle temlik alan davalı … HUMK.nun 186.maddesindeki seçimlik iradesini davalı ve karşı davacı … tarafından açılan davayı takip etme doğrultusunda kullandığından davalı … tarafından yeni ve ayrı bir dava açılmasına veya bu konuda kendisine süre verilmesine gerek yoktur. Müddeabihi davanın görüldüğü sırada temlik eden karşı davacı …’ın Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayalı davası incelenip hükme bağlanmadan da kayıt malikleri … ve … tarafından açılan dava esas bakımından hükme bağlanamaz.
Mahkemece bütün bu yönler bir yana bırakılarak istem eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde sonuçlandırıldığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 500,00 YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılar … … ve …’dan alınarak davalı …’e verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 21.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.