Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2007/1720 E. 2007/1985 K. 07.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1720
KARAR NO : 2007/1985
KARAR TARİHİ : 07.06.2007

MAHKEMESİ : İstanbul Asliye 4. Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : 1- … …
2- … …
3- …
4- …
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR

Davacı vekili, davalılardan … aleyhine yapılan icra takibinin kesinleştiğini, haczi kabil mal bulunmaması nedeniyle aciz belgesi alındığını, icra takibi başlamadan kısa bir süre önce davalı …’in maliki olduğu Manisa İli Sarıgöl İlçesi Trazlar Köyündeki 3 pafta 1396 parselde bulunan evini davalılardan … …’a düşük bir bedelle sattığını, bu davalının da kısa bir süre sonra davalı …’a sattığını bu tasarruflar nedeniyle açılan tasarrufun iptali davasının aciz belgesi ibraz edilememesi sonucu reddedildiğini, kararın Yargıtay’ca onanması ve taşınmaz üzerindeki ihtiyati haczin kaldırılmasından sonra davaya konu taşınmazın bu defa davalı … tarafından diğer davalı …’ya satıldığını satışların alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik olarak yapıldığını o nedenle bu tasarrufların iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalılardan … ve … vekili, yapılan satışların gerçek olduğunu, alıcıların davalı …’in durumunu bilmediklerini, son yapılan satışın da taşınmaz hakkında önceden açılan davaların sonuçlanmasından sonra yapıldığını, satışın düşük bedelle yapılmış olmasının usulsüzlük cezasını gerektireceğini, davalı …’nin iyiniyetli üçüncü kişi olarak taşınmazı satın aldığını bu sebeple açılan davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalılar usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve cevap vermemişlerdir.

Mahkemece davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalılardan …’nun davacının alacağını engellemek amacıyla ve de borçlularıyla birlikte hareket ettiği konusunda yeterli delil ibraz edilmediği gerekçesiyle kanıtlamayan davanın REDDİNE karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğinden ve toplanan delillere uygun düşmemektedir.
Dava, İ.İ.K. 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkin bulunmaktadır.
Davalılardan … …, dava dışı … A.Ş.’nin İş Bankasına olan kredi sözleşmesine dayalı borcunun kefilleri arasında bulunmaktadır. Aleyhlerinde yapılan icra takibinin kesinleşmesinden sonraki aşamada maliki bulunduğu evi 17.02.1999 tarihinde … …’a satmış, … … da 24.06.1999 tarihinde … …’ya ve … …’da 07.07.2003 tarihinde …’ya kayden satışta bulunmuşlardır. İcra İflas Yasasının 278/2.maddesinde ivazlar arasında fahiş farkın bulunduğu durumlarda yapılan tasarrufun bağış hükmünde olduğu kabul edilmiş, aynı yasanın 280/1 maddesinde de mal varlığı borçlarına yetmeyen borçlunun, alacaklılarına zarar vermek kastı ile yaptığı tüm işlemlerin, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar vermek kastının, işlemin diğer tarafında bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edilebileceği öngörülmüştür. Bedeller arasında tek fahiş fiyat farkının olması taşınmazı borçludan satın alan 3.kişi (… … ) bakımından iptal nedenidir. Hal böyle olunca diğer davalılar … … ve …’nun tasarrufun yapıldığı sırada kötü niyetli olduklarının başka bir anlatımla borçlunun alacaklısından mal kaçırmak ve ızrar kastıyla hareket ettiğini bildiklerinin kanıtlanması gerekir. Dosyadaki bilgilere göre … … 1974, … … 1980 ve … keza 1980 doğum tarihli kişilerdir. … … tarafından …’e yapılan 17.02.1999 tasarruf tarihinde … 25, …’in …’a yapmış olduğu tasarruf tarihinde 19, …’un …’ye yaptığı tasarruf tarihinde de … 19 yaşlarında olup hepsi de aynı köyden bulunmaktadırlar. Taşınmazın …’e yapılan tarihteki tapuda gösterilen satış değeri 200.000.000.-TL, …’a yapılan satış

tarihindeki değeri 250.000.000-TL, …’ya yapılan satıştaki değeri 1.800.000.000-TL olarak gösterilmesine rağmen … tarafından …’e yapılan satış tarihindeki gerçek değerinin 30.000.000.000-TL, … tarafından …’a yapılan satış tarihindeki değeri aynı şekilde 30.000.000.000-TL, …’un …’ye yapmış olduğu satış tarihindeki gerçek değeri ise 52.000.000.000-TL olduğu bilirkişi raporlarınca belirlenmiştir. Belirlenen bu değerlere yönelik açık bir itiraz söz konusu değildir. Hal böyle olunca taşınmazın tapu kayıtlarındaki satış bedeliyle gerçek değerleri arasında fahiş farkın olduğu açıktır. Davalıların söz konusu taşınmazları alacak mali güce ve gelire sahip oldukları da davalılarca ileri sürülmüş ve kanıtlanmış değildir. Küçük bir yerleşim merkezi olan köy gibi bir yerde davalıların birbirlerini tanımaması ve özellikle … …’nun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiğini bilmemeleri hayatın olağan akışına uygun düşmesi düşünülemez. Kaldı ki, yapılan satışların kısa aralıklarla ve çok düşük fiyatlarla yapılmış olması da alacaklıdan mal kaçırmanın tezahürlerindendir. Açıklanan bu maddi ve hukuksal olgular karşısında İcra İflas Yasasının 278/2 ve 280/1 maddeleri uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek reddi yoluna gidilmiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de, tasarrufun iptali davalarında vekalet ücretinin tahakkuk konusu alacak ile taşınmazın tasarruf tarihlerindeki gerçek değerinden hangisi az ise ona göre takdir ve tayini gerekirken bu yönün göz ardı edilmiş olması da doğru değildir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene geri verilmesine 7.6.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.