YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/17615
KARAR NO : 2009/14908
KARAR TARİHİ : 16.11.2009
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk(İş)Mahkemesi
Davacı,davalılardan işverene ait işyerinde 17.5.2001-31.10.2005 tarihleri arasında çalıştığının tesbitiyle,işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 17.5.2001-31.10.2005 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde kesintisiz çalıştığının tespitiyle işçilik alacaklarının davalı işverenden tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları iÇin özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının davalıya ait inşaat işyerlerinden 17.5.2001, 1.12.2001, 25.6.2002, 18.7.2002, 28.11.2002, 17.4.2003, 23.10.2004,9.2.2005, 1.4.2005,30.6.2005,28.6.2005, 1.7.2007,7.10.2005 tarihli kuruma verilen işe giriş bildirgelerinin bulunduğu ve bu giriş bildirgelerine göre kısmi bildirimlerin yapıldığı, dönem bordrolarının getirtilmediği, davacının 11.10.2001-25.7.2002 tarihleri arasında Bağ Kur sigortalısı olduğu anlaşılmaktadır .
Somut olayda dönem bordroları getirtilmediğinden dinlenen tanıkları yukarıda açıklandığı üzere uyuşmazlık döneminde çalışmaları bulunan bordro tanıkları olup olamadıkları anlaşılmadığı halde mahkemece beyanlarına değer verilerek sonuca gidildiği görülmüştür.
Yapılacak iş; uyuşmazlık dönemini kapsayan davalı işverence Kuruma verilen dönem bordroları getirtmek, dinlenen taraf tanıklarının dönem bordro tanıkları olup olmadıkları saptadıktan sonra beyanları arasındaki çelişkiyi gidermek için uyuşmazlık döneminde çalışmaları bulunan başka bordro tanıklarını resen dinlemek, bordro tanıklarının beyanlarının yeterli olmadığı durumda davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınıp araştırma genişletilerek komşu işyerlerinde benzer işi yapan işlerle uğraşan işverenler veya bu işverenlerin resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlar tesbit edilip beyanlarına başvurmak, davacının büro işlerinin yaptığının da beyan edilmesine göre davalının ayrıca büro işyeri olarak Kuruma kayıtlı işyeri bulunup bulunmadığını sormak ve varsa davacının bu işyerinden bildirimlerinin bulunup bulunmadığı da denetlemek, davacı adına düzenlenen ve kısmi bildirimlerin de yapıldığı birden çok işe giriş bildirgeleri getirtilecek Bağ Kur sigortalılık dosyasındaki sürelerde dikkate alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 16.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.