YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/20708
KARAR NO : 2022/9418
KARAR TARİHİ : 13.12.2022
İNCELENEN KARARIN;
Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak
Hüküm : Hükümlü/sanık hakkındaki yargılamanın yenilenmesi sonucunda; Diyarbakır 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 18.06.1992 tarih, 1992/269 esas ve 1992/252 sayılı kararının CMK’nın 323/1. maddesi gereğince onaylanmasına dair karar
Devletin Hakimiyeti altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçundan yargılanan hükümlü/sanık …’nun Diyarbakır 2 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesinin 18.06.1992 tarih, 1992/269 esas ve 1992/252 karar sayılı ilamının, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.10.1992 tarih, 1992/9-258 esas ve 1992/281 karar sayılı ilamı ile onandığı, kesinleşen karara karşı hükümlü/sanık müdafiinin 23.07.2019 tarihli dilekçe ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine, Diyarbakır Kapatılan 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli) 08.07.2019 tarihli ek kararı ile talebin reddedildiği, itiraz üzerine Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.07.2019 tarih ve 2019/625 D. İş sayılı kararı ile 7145 sayılı Kanun ile değişik CMK’nın 311/1-f maddesi gereğince Diyarbakır Kapatılan 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli) 08.07.2019 tarihli ek kararının kaldırılmasına, yargılamanın yenilenmesine ancak infaz durdurulmasına yer olmadığına karar verildiği, duruşmalı olarak yapılan yargılama sonucunda CMK’nın 323/1 maddesi uyarınca Diyarbakır 2 Nolu Devlet
Güvenlik Mahkemesinin 09.11.2007 tarih, 2007/243 esas ve 2007/444 karar sayılı ilamının onaylanmasına karar verdiği, bu kararın hükümlü/sanık müdafii tarafından temyiz edildiği görülmekle;
Hükümlü/sanık müdafiinin süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme isteminin CMUK’un 318. maddesi uyarınca REDDİNE,
Dosyanın daha önce temyiz incelemesinden geçtiği görülerek 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince dosya istinaf mahkemesine gönderilmemiştir.
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
I-YARGILAMANIN YENİLENMESİ:
A)Genel Olarak
Kesin hükümde yer alan adli hataların düzeltilmesine ve hükümlü hakkında aynı fiil nedeniyle tekrar muhakeme yapılmasına imkan tanıyan yargılamanın yenilenmesi, olağanüstü kanun yollarının bir çeşidini oluşturmaktadır.
Kesin hüküm; doğruluğu hukuken kabul edilen ve artık tartışılmayan bir mahkeme kararıdır. İstisnai olsa da uyuşmazlığın çözümünde “adli hata” denilen yanlışlıklar yapılmış olduğu sonradan öğrenilebilir. Bazı önemli hataların giderilebilmesi ve hakikatin araştırılması bu şekilde maddi gerçeğe ulaşılabilmesi “olağanüstü kanun yolu” ile mümkün olabilecektir.
“Bu yolun istisnai olarak kabul edilmesinin nedeni, doğruluğu hukuken tartışılmayan “kesin hükmün” temellerinin bazı hallerde sarsılmış olması hükmün artık bu temel üzerinde oturmasının mümkün olmamasına dayanmaktadır. Hukuk barışının ve güvenliğinin sağlanması ne kadar önemli ise de, hukuka olan güvenin sağlanması da en az bu kadar önemlidir. Temelleri olmayan bir hüküm hukuk düzeni tarafından kabul edilemez. Bu nedenle yargılamanın yenilenmesi yolu, sadece çok istisnai hallerde mahkeme kararı ile açılabilmektedir” (Yenisey-Nuhoğlu, CMK 4. baskı 962. syf.).
Maddi gerçeğe ulaşmayı hedefleyen ceza muhakemesinde verilen ve kesinleşen hükmün sonradan maddi gerçeğe uyumlu olmadığı anlaşıldığı halde, kararın infazının aynı şekilde sürdürülebilmesi adli hatadan vazgeçilmemesi, diğer bir anlatımla yeni ortaya çıkan bu durumların görmemezlikten gelinmesi, bir hukuk devletinde kabul edilemez. Her şeyden önce kesinleşmiş bir hükmün, doğru ve maddi bir gerçeğe uygun olduğu, yargılamanın hukuka uygun yürütüldüğü, meşru olduğu, adaletin tecelli ettiği varsayımının bu konudaki inancın kamu vicdanında tahribata uğraması, bozulan hukuk düzeninin yeniden tesis edilmesi ve hukuk barışının yeniden sağlanmasını zorunlu kılar.
İstisnai nedenlerle yargılamanın yenilenmesine karar verildikten sonra yapılacak yargılamada izlenecek yol; yeni bir yargılamada olduğu gibi deliller toplanabilir. Re’sen araştırma ilkesi sonucu olarak yenilenme sebebine bağlı olmaksızın başvuruda belirtilen delillerin dışında da delil toplanabilir. Toplanan deliller karar yerinde tartışılıp suçun ne şekilde işlendiği açıklanmalı, mevcut deliller irdelenmeli, delillerle sonuç arasında bağ kurulmalı, bir başka deyişle bu delillerle önceden bu sonuca varıldığı anlatılmalı, suçun nitelendirilmesi yapılarak yenilenen yargılamanın daha önce yapılıp bitirilen yargılama sonucunda ulaşılan sonuçları değiştirecek bir yenilik getirip getirmediği duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir (Ünver- Hakeri CMK şerhi).
Yargılamanın yenilenmesinin istisnai kanun yolu olduğu Yargıtay CGK’nın 11.03.2014 tarih, 2012/3-909 esas, 2014/121 sayılı kararında, “Yargılamanın yenilenmesindeki amaç kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde, gerçeğin araştırılması böylece toplumun ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenileme talebini dikkate alınması söz konusu olmayacaktır” şeklinde vurgulanmıştır.
B)Yasal Düzenleme:
Yargılamanın yenilenmesi nedenleri CMK’nın 311. maddede tek tek sayılmıştır.
(1)Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür:
a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise.
d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise.
e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.
f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması veya ceza hükmü aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir.
(2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır.
II-DOSTANE ÇÖZÜM YOLU
A)Genel Olarak
Dostane çözüm sonucunda düşme kararı verilmesi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargılama kuralları arasında yer alır.
Dostane çözüm yolu; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan bir başvurunun esası hakkında karar verilmeden önce, başvurucu ve sözleşmeci devlet arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi aracılığıyla gizlice yürütülen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin amacına uygun olan ve Mahkeme’nin kabulüne bağlı olan anlaşma yoludur. Taraflar arasında dostane çözüme varılırsa, mahkeme, olaylarla ve varılan çözümle sınırlı kısa bir açıklamayı içeren kararını vererek başvuruyu kayıttan düşürür (YURTCAN Erdener, Ceza Yargılaması Hukuku, 16. Baskı, sayfa 504).
B)Yasal Düzenleme:
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 39. maddesinde dostane çözüm yolu hüküm altına alınmıştır. Buna göre;
1.Yargılamanın her aşamasında, mahkeme, davanın bu sözleşme ve protokolleri ile tanınan insan haklarına saygı ilkesinden esinlenen bir dostane çözüm yoluyla sonuçlanmasını sağlamak için taraflara yardımcı olabilir.
2.1. fıkrada tanımlanan işlemler gizlidir.
3. Dostane çözüm durumunda mahkeme, olayların ve kabul edilen çözümün kısa bir özeti ile sınırlı bir kararla başvuruyu kayıttan düşürür.
4. Bu karar, dostane çözüme ilişkin olarak kararda yer alan esasların icrasını denetleyecek olan Bakanlar Komitesine iletilir.
III-YUKARIDAKİ AÇIKLAMALAR IŞIĞINDA SOMUT OLAY
Yargılamaya konu olan davada yeniden yargılanma kararı, 7145 sayılı Kanunun 18. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 311/1-f maddesindeki dostane çözüm yoluna dayanılarak verilmiştir. Ancak yukarıdaki açıklamalarda da belirtildiği üzere CMK’nın 311/1-f maddesine dayanılarak yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebilmesi için hükümlü/sanık tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Sözleşmenin ihlal edildiğine dair bir başvurunun yapılmış olması, yargılama devam ederken hükümlü/sanık ile sözleşme tarafı olan Türkiye Cumhuriyeti Devletinin arasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesin aracılığıyla gizli yürütülen görüşmeler sonucu dostane çözüme varılması ve bu durumun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilecek bir karar ile sabit görülmüş olması gerekmektedir.
Yapılan incelemede hükümlü/sanık tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine herhangi bir başvuru yapılmadığı gibi dostane çözüm yolu sonucu düşme kararı verildiğine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince verilen bir kararda bulunmadığı, yargılamanın yenilenmesi için CMK’nın 311. maddesinde
tahdidi olarak sayılan sebeplerin gerçekleşmediği anlaşılmış ise de; Diyarbakır Kapatılan 5. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli) 08.07.2019 tarihli ek kararının itiraz merci olan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.07.2019 tarih ve 2019/625 D. İş sayılı kararı ile kaldırılması üzerine, yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip hükümlünün/sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezaları azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, hükümlü/sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü taleplerinin 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi gereğince reddiyle hükmün ONANMASINA, 13.12.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.