YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/4289
KARAR NO : 2009/6655
KARAR TARİHİ : 22.10.2009
MAHKEMESİ :Keşan Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili ile katılma yoluyla da davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı …’ın işleteni olduğu ve müvekkili şirkete trafik sigortalı aracın alkollü sürücü davalı … idaresinde iken ve araca 10 kişi bindirilip istiap haddi aşılarak sebebiyet verilen trafik kazasında, araçta bulunan ve kazada ölen kişinin (…) mirasçılarına poliçe gereği destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, ödenen tazminatın rücuen tahsili için davalılar aleyhine yapılan icra takibine itiraz nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek, 40.000,00.TL.asıl alacak üzerinden yapılan icra takibine vaki itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, aracın kazadan önce müvekkili tarafından haricen satıldığını, sorumluluklarının bulunmadığını ,kusuru ve istenen tazminatı kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiş, davalı …, olayda zamanaşımının gerçekleştiğini ve davayı kabul etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kabulü ile davalıların İstanbul 2.İcra Müdürlüğünün 2006/11482 Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın iptaline, takibin 40.838,35.TL.üzerinden devamına, davaya dahil edilen … hakkındaki davanın reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ile katılma yoluyla da davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve tazminat miktarının belirlemesi yargılamayı gerektirip, olayda likit bir alacak bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı … vekilinin ise, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle sigortaca müteveffanın hak sahiplerine ödenen destekten yoksun kalma tazminatının rücuen tazmini istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin, “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde, “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Öte yandan, Motorlu Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5. maddesinde; Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
Bu durumda, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Ayrıca; Genel Şartların B.4.e maddesinde de; Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise, sigortacının rücu hakkının bulunduğu açıklanmıştır.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında ve somut olayda, alınan alkolün ve istiap haddinin olayın oluş şekline etkisi olup olmadığı tartışılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
O halde, mahkemece yapılacak iş, içlerinde iki nörolog uzman doktor İTÜ veya Karayolları Trafik heyetinden seçilecek bir trafik uzmanından oluşturulacak kuruldan, ceza mahkemesi dosyası getirtilip, kaza tespit tutanağı, oluş şekli ve dosyada mevcut tüm deliller birlikte değerlendirilmek ve yukarıda sözü edilen ilkeler ışığında, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediğinin, alkol dışındaki başka etkenlerin de rol oynayıp oynamadığının, aracın istiap haddinin aşılıp aşılmadığının, tereddüde yer vermeyecek şekilde saptanması yönünden rapor alınarak, varılacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3- Kabule göre; kazada ölen müteveffa …’in desteğinin yitirilmesi nedeniyle, hak sahiplerinin mahrum kaldıkları destek miktarı yönünden, müteveffanın ölmeden önceki işi, gelir durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu ve ölenin yaşı dikkate alınarak ve bu konudaki tüm deliller toplandıktan sonra oluşan gerçek zararın tespiti için aktüerya uzmanı bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması da isabetli değildir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle,davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının, davalı … vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine,(2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA,
aşağıda dökümü yazılı 15.60.-TL peşin harcın onama harcına mahsuna, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 22.10.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.