YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12617
KARAR NO : 2009/14453
KARAR TARİHİ : 09.11.2009
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı murisinin, 01.09.1994-10.04.1996 tarihleri arası tarım … sigortalısı olduğunun tespiti ile askerlik borçlanmasının kabulüne, borç ödemesini takiben ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine.
2- Dava, davacı murisinin 1.9.1994-10.4.1996 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa’ya tabi tarım … sigortalısı olduğunun ve yapılan askerlik borçlanmasının geçerli olduğunun tespiti ile ödemeyi takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacı murisinin 22 yaşını doldurduğu tarih esas alınarak 1.6.1995-9.4.1996 tarihleri arasında tarım Bağ Kur sigortalısı olduğunun tespitine, murisin askerlik borçlanması dahil 3 yıldan az hizmeti bulunduğundan ölüm aylığı talebinin reddine karar verilmiştir
Davanın, yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasa’da 506 sayılı Yasa’nın 79.maddesine koşut geçmiş tarım … hizmetlerinin tesbitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. 2926 sayılı Yasa’nın 7. maddesi hükmüne göre, bu yasaya göre, sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kurum’a başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Anılan Yasa’nın 5. maddesi ile 7. madde de belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı hükmü getirilmiştir. 2926 sayılı Yasa’nın 2. ve 3. maddeleri kapsamında, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan yasanın uygulanma tarihinde 58 yaşını dolduran kadınlarla, 60 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından tarım … sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır. Başka bir ifade ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir. Diğer yandan resen tescil başlığını taşıyan 9.maddeye göre bu yasa kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kurum’a kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurum’ca re’sen yapılması gerekmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 36.maddesi kapsamında Kurum’un prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu bağlamda 2.madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek …’a ödenmesi halinde kayıt ve tescil için kurum’a başvuru olmasa dahi bahse konu biçim de prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. …’un iş bu prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir.
2926 sayılı Yasa’nın 10.maddesine göre, kayıt ve tescil işlemlerinde Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare, Belediye, Muhtarlık ve Nüfus İdareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifler kanununa göre kurulan … ekicileri İstihsal Kooperatifleri ile Birliği, T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu ortadadır.
2926 sayılı Yasa’nın Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan Sosyal Güvenlik Kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdi ile bağlı olmaksızın tarımsal faaliyette bulunan kimselerden 22 yaşını doldurmuş erkeklerle, 22 yaşını doldurmuş aile reisi olan kadınların bu Kanuna göre sigortalı sayılacaklarına ilişkin 2. maddesi 24.07.2003 tarihli 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile değiştirilerek ” aile reisliği” ve “22 yaş” koşulu kaldırılarak 5. madde ile “18 yaşını doldurmuş olmak” koşulu getirilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık; 4956 sayılı Yasa ile getirilen bu değişikliğin davacı yönünden uygulama alanı bulunup bulunmadığı noktasındadır.
Uyuşmazlığın çözümü, sosyal güvenlik hukukunun niteliğinin incelenmesini ve yasaların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların tartışılmasını gerektirmektedir.
Sosyal Güvenlik Hakkı, Anayasa ve yasalar karşısındaki konumuna göre; kullanılması zorunlu bir hak olup bu haktan vazgeçilemez, devredilemez ve kaçınılamaz. Başka bir anlatımla; sosyal güvenlik hakkı kişiye bağlı, geleceğe uzanan ve herhangi bir süre ile kısıtlanamayan temel Anayasal bir hak olup bu niteliği itibariyle diğer özel hukuk alanında yer alan kurumlarla karşılaştırılamaz ve özel hukuk kurallarıyla açıklanamaz. Sosyal Güvenlik alanında oluşuturulacak tüm kuralların, özde, sosyal hukuk devleti anlayışına uygun olması zorunludur. Sosyal hukuk devleti, niteliğinin bir gereği olarak “Sosyal Güvenlik” kavramını yaşama geçirerek somutlaştırır.
Kanunların geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme bulunmamaktadır. İlke olarak her yasa yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar. Bunun doğal sonucuda yasaların yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir.
Öte yandan; bir çok Yargıtay kararlarında da açıkça vurguladığı üzere bu tür yeni yasaların ünlü hukukçu Roubier’in açıkladığı üzere yürürlüğe girmeleri ile görülmekte olan tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği başka bir anlatımla yeni yasanın yürürlüğe girdiği andan itibaren derhal tesirini göstereceği tartışmasızdır. Bu gibi durumlarda kanunların geriye yürümesinden değil, zaman içerisindeki ani etkileri söz konusu olmaktadır. Esasen HUMK 578 maddesi nedeniyle Yargıtay’ın 7.12.1964 günlü Tevhidi İçtihadı ile Hukuk Genel Kurulunun 9.3.1988 gün 1987/860 Esas, 1988/232 karar sayılı kararında da bu görüşe yer verilmiştir.
Uyuşmazlığa konu bu olayda hukuksal ve maddi alanda etkisini göstermiş, hukuk kuraları uyarınca tamamlanmış ve sonuçlarını doğurmuş bir kazanılmış hak söz konusu değildir. Sosyal güvenlik kurallarının tanımlanan niteliği nedeniyle lehe olan bu düzenlemenin ihtilafa uygulanması gerekmektedir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, 19.5.1973 doğumlu olan davacı murisinin 10.04.1996 tarihinde öldüğü, uyuşmazlık konusu dönemde sattığı ürün bedellerinden 15.7.1994, 28.2.1995 ve 29.2.1996 tarihilerinde tevkifat yoluyla prim kesintilerinin yapıldığı, 10.12.1991 tarihinden beri kooperatife kayıtlı olduğu, ziraat odası kaydının bulunmadığı, 27.2.1993-27.9.1994 tarihleri arasında yaptığı askerlik nedeniyle 1 yıl 8 aylık sürenin davacı tarafından borçlanılarak, Kurumca tahakkuk ettirilen borçlanma bedeli ile 1.9.1994-10.4.1996 tarihleri arasındaki döneme ait pirim borcunun 9.6.2008 tarihinde kurum hesabına ödendiği, Kurumun 24.6.2009 tarihli yazısına göre bu sürelere ilişkin pirim borcu bulunmadığının bildirildiği, davacının 10.3.2008 tarihli ölüm aylığı tahsis talebinin Kurumca murisin sağlığında sigortalılık kayıt ve tescili bulunmadığından reddedildiğinin görüldüğü anlaşılmaktadır.
Mahkemece sigortalılık koşulu olarak yasada yer alan “22 yaş” sınırına ilişkin düzenlemenin 4956 sayılı Yasa ile “18 yaş” olarak değiştirilmesiyle dava konusu olayda uygulama yeri bulunan bu yasa değişikliğinin dikkate alınmadan sonuca gidildiği görülmüştür
Somut olayda,davacı murisinin kooperatif kaydı ile 1994,1995 ve 1996 yıllarındaki pirim kesintileri dikkate alınarak, 27.2.1993-27.9.1994 tarihleri arasında yaptığı askerlik görevinin sona erdiği tarihten bir gün sonra; 28.9.1994 tarihinden ölüm tarihi olan 10.4.1996 tarihine kadar tarım Bağ kur sigortalısı olduğunun tespitine, 1 yıl 8 ay askerlik borçlanması ve 28.9.1994-9.4.1996 tarihleri arasındaki 1 yıl 6 ay 11 günlük tarım Bağ kur sigortalık sürelerinin 3 yıl 2 ay 11 günlük toplamı üzerinden pirim borcu bulunmadığının Kurumca kabul edilmesine göre pirim ödemesini takip eden aybaşı olan 1.7.2008 tarihi itibariyle davacının ölüm aylığını da hak kazandığının tespitine karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 9.11.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.