Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2008/15294 E. 2009/14377 K. 09.11.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2008/15294
KARAR NO : 2009/14377
KARAR TARİHİ : 09.11.2009

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı,kıdem tazminata esas yazıyı almaya hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

Davacı,11.9.2007 günlü dilekçesi ile,dava dışı Çelebi Hava Servisi Aş’de 1475 sayılı Yasa’ya tabi olarak çalıştığı ve 4447 sayılı Yasa ile 1475 sayılı Yasa’nın 14.maddesine eklenen 5.bendi gereğince kıdem tazminatı ve sair sosyal haklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Mahkemece 1475 sayılı Yasa’nın 5.maddesi uyarınca kıdem tazminatı talep koşulları oluştuğundan SSK’ca davacıya “kıdem tazminatı alabilir”yazısının verilmesi gerektiğinin tespitine dair hüküm kurulmuş ise de varılan bu sonuç yerinde değildir.
Gerçekten davacının,ekli hizmet cetveli ve belgelere göre,dava tarihinde çalıştığı işyerinden ayrılmadığı,31.12.2007 tarihi itibariyle davalı Kurumda 17 yıl 5 ay 29 gün sigortalılık süresi ile 4.303 gün pirim ödeme süresinin olduğu ve 1.5.1972 doğumlu olup 35 yaşında olduğu,dava sırasında Kuruma yapmış olduğu “15 yıl 3600 gün süresi üzerinden kıdem tazminatı alabileceğine ilişkin yazı verilme “talebinin 506 sayılı Kanunun geçici 81 maddesi B/1 maddesi gereği 25 yıl +52 yaşı+5525 gün şartı bulunmadığından verilmediği uyuşmazlık konusu değildir.Davada ki uyuşmazlık davacıya anılan sigortalılık süreleri dikkate alınarak 1475 sayılı Yasa’nın 14/5.maddesi hükmü uyarınca “kıdem tazminatı alabilir”yazısı verilmesi yolunda tespit kararı verilip verilemeyeceği noktasındadır.
Davanın yasal dayanağı,Kıdem tazminatını düzenleyen ve 4857 sayılı Yasa’nın 120.maddesinde yürürlükten kaldırılmadığı belirtilen 1475 sayılı Yasa’nın 14.maddesinin 5.bendidir.Bu maddeye göre:iş sözleşmesinin,506 sayılı Yasa’nın 60.maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) ait bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı yasanın geçici 81.maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle feshedilmesi,haklı fesih sayılmış ve bu durumdaki kişilere kıdem tazminatı ödeneceği belirtilmiştir.Anılan yasal düzenlemede,506 sayılı Yasa’nın geçici 81.maddesinin A-B-C bentlerine göre bir ayırıma gidilmediği açık olmakla anılan yasanın (C) bendi gereğince sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleriyle iş akdinin feshedilmesi de haklı fesih sayılması gerektiği,buna ilişkin bilirkişi raporu ile mahkeme gerekçesinin yerinde olduğu açık ise de ,anılan yasal düzenlemede ,kişinin davalı Kurumdan alacağı yazı ile sigortalılık süresini belirledikten sonra kıdem tazminatı almaya hak kazanacağı yolunda bir kural konulmadığı,davalı Kurumdan sadece işçinin sigortalılık süresi ,prim ödeme gün ve aylığa esas yaş şartı ile yaşlılık aylığına hak kazanma yolunda bilgi tespit yazısı düzenleyebileceği,aksinin kabulü halinde ise taraflar arasında ki iş sözleşmesine ilişkin hukuki ilişkide,taraf olmayan Kurumun kararının belirleyici olacağı,bunun ise temelde özel hukuk ilişkisi niteliğinde olan “iş sözleşmesi”içeriğine uygun düşmeyeceği açıktır.
Bu halde ise,mahkemenin davacının talep tarihinde 506 sayılı Yasa’nın 81.maddesinin 4759 sayılı Yasa ile değişik (c)bendinde öngörülen yaş şartı dışında kısmi yaşlılık aylığı için yeterli olan en az 15 yıl sigortalılık süresi ile 3600 gün prim ödeme şartına haiz olduğunu,belirlenen bu niteklerin davacı yanca 1475 sayılı Yasa’nın 14.maddesine eklenen 5.bent hükmü gereğince işverene ibrazının yapılabileceği yolunda davalı Kurumca işlem yapılmasına dair hüküm kurulması gerekirken;yasal düzenlemenin aksine davalı Kurumun davacıya “kıdem tazminatı alabilir”yazısının verilmesi gerektiğinin tespitine ilişkin verilen karar bu yönü ile yasaya aykırıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma gerektirmektedir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 09.11. 2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.